Asidoz

Bir önceki yazımızda, vücudumuzun kan pH’ını 7.35 ile 7.45 arasında (yani sihirli sayı 7.4 civarında) tutmak için ne kadar hassas bir denge mücadelesi verdiğini konuştuk. Akciğerlerimiz ve böbreklerimiz, bu dengeyi korumak için 7/24 çalışan muhteşem bir sistemdir.

Asidoz, bu hassas dengenin “asit” lehine bozulmasıdır.

En net tanımıyla Asidoz; kan pH’ının, olması gereken o dar aralığın altına düşerek 7.35’in altına inmesi durumudur.

Bu, kendi başına bir “hastalık” değil, altta yatan çok ciddi bir hastalığın veya sorunun tehlikeli bir sonucudur. Vücudunuzun size verdiği en yüksek sesli “Mayday!” (İmdat!) çağrısıdır.

Asidoz Neden Bu Kadar Tehlikelidir?

Vücudumuzdaki her şey – kalbimizin atmasını sağlayan proteinlerden, beynimizin düşünmesini sağlayan enzimlere kadar her molekül – o mükemmel 7.4 pH’ta çalışmak üzere tasarlanmıştır.

Ortam asitlendiğinde (pH düştüğünde), kelimenin tam anlamıyla “makine bozulur”:

  • Enzimler Durur: Vücuttaki tüm kimyasal reaksiyonları yürüten enzimler, asidik ortamda “şekil değiştirir” ve çalışmayı durdurur. Hücreler enerji üretemez.
  • Kalp Zayıflar: Asidoz, kalp kası hücrelerinin (miyokard) kasılma gücünü doğrudan zayıflatır. Kalp, kanı etkili bir şekilde pompalayamamaya başlar (tansiyon düşer, şok gelişir).
  • Beyin Baskılanır: Merkezi sinir sistemi yavaşlar. Bu durum kafa karışıklığı (konfüzyon), aşırı uyku hali (letarji) ve en sonunda komaya yol açar.

Asidozun İki Ana Tipi: Sorun Nerede?

Asidoz tablosuyla karşılaştığımızda, doktorların sorduğu ilk soru şudur: “Bu asidi kim durduramadı? Akciğerler mi, yoksa metabolizma mı?”

Bu soru, asidozu iki ana tipe ayırır:

Respiratuvar Asidoz (Solunumsal Asidoz)

  • Sorun: Akciğerler.
  • Mekanizma: Vücut, ürettiği asidin ana kaynağı olan Karbondioksiti (CO₂) atamıyordur.
  • Basit Anlatım: Akciğerleriniz vücudun “egzoz borusu” gibidir. Bu boru tıkandığında, zehirli duman (CO₂) içeride birikir. Kanda biriken CO₂ doğrudan “Karbonik Asit”e dönüşür ve kanı asitlendirir.
  • Kimlerde Görülür?
    • KOAH hastalarında (Tıkanıklık nedeniyle CO₂ atamazlar).
    • Şiddetli Zatürre (Pnömoni) veya Astım krizi geçirenlerde.
    • Aşırı doz uyuşturucu veya sakinleştirici alarak solunumu yavaşlayan veya duran kişilerde.
    • Nörolojik hastalıklara (örn: ALS) bağlı solunum kasları zayıflayanlarda.

Metabolik Asidoz

  • Sorun: Metabolizma veya Böbrekler.
  • Mekanizma: Bu kez sorun akciğerlerin atamadığı CO₂ değil, diğer asitlerdir. İki ana senaryo vardır:
    1. Vücut aşırı asit üretiyordur.
    2. Vücut, asidi nötralize eden “bazını” (Bikarbonat) kaybediyordur.
  • Kimlerde Görülür? (Aşırı Asit Üretimi):
    • Diyabetik Ketoasidoz (DKA): Tip 1 Diyabet hastalarında, vücut yakıt olarak şeker yerine yağ kullanır. Bu yağ yakımı “ketoasit” denen tonlarca asit üretir.
    • Laktik Asidoz (En Sık Görüleni): Vücut yeterince oksijen alamadığında (örn: Şok, Sepsis, Kalp Krizi), hücreler “kirli yakıt” (anaerobik) kullanmaya başlar ve “Laktik Asit” üretirler.
    • Bazı Zehirlenmeler: Metanol (sahte içki) veya antifriz zehirlenmeleri.
  • Kimlerde Görülür? (Baz Kaybı):
    • Şiddetli İshal (Diyare): Bağırsak sıvıları Bikarbonat (baz) açısından çok zengindir. Şiddetli ishalde, vücudun tüm “antiasit” stoğunu kaybedersiniz.
    • Böbrek Yetmezliği: Vücudun kimya ustası olan böbrekler, normalde idrarla atması gereken asitleri atamaz veya kan için yeni “baz” (Bikarbonat) üretemez.

🚨 Vücudun Savunma Mekanizması: O Hızlı Nefes Alışlar

Asidoz tablosunun en çarpıcı belirtilerinden biri nefes alıp vermedir.

Vücut (eğer sorun akciğerin kendisinde değilse) Metabolik Asidoz’a girdiğini fark ettiği an, tek bir amacı vardır: Diğer yoldan, yani akciğerlerden asit (CO₂) atarak durumu telafi etmek!

Bu nedenle, örneğin Diyabetik Ketoasidoz’a giren bir hastayı, derin ve hızlı hızlı nefes alıp verirken görürsünüz. Buna tıp dilinde “Kussmaul Solunumu” denir.

Bu, hastanın “nefes darlığı” çektiği için değil, beynin “KAN ASİTLİ, CO₂ AT!” emrini verdiği için yaptığı çaresiz bir telafi çabasıdır.

Özetle

Asidoz (pH < 7.35), vücudun asit yükü altında ezildiğini gösteren kritik bir laboratuvar bulgusudur. Akciğerlerin CO₂ atamaması (Respiratuvar) veya vücudun aşırı Laktik Asit/Ketoasit üretmesi (Metabolik) sonucu gelişebilir.

Tedavisi, sadece pH’ı düzeltmek değil, altta yatan ana nedeni (Diyabet, enfeksiyon, zehirlenme, KOAH) derhal tedavi etmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir