1980’li ve 90’lı yıllarda “AIDS” kelimesi, çaresizlik ve kaçınılmaz bir son anlamına geliyordu. İnsanlar bu tanıdan o kadar korkuyordu ki, hastaların elini sıkmaktan bile çekiniyorlardı.
Bugün ise tablo tamamen değişti. Modern tıp sayesinde HIV pozitif bireyler, herkes kadar uzun ve sağlıklı bir ömür sürebiliyor, evlenebiliyor ve sağlıklı çocuklar sahibi olabiliyor.
Bu yazıda; HIV ile AIDS arasındaki hayati farkı, virüsün vücudu nasıl “içeriden” fethettiğini ve “Belirlenemeyen = Bulaştırmayan” (B=B) devrimini inceleyeceğiz.
Kavram Karmaşası: HIV mi, AIDS mi?
Bu iki terim aynı şey değildir. Biri virüs, diğeri ise hastalığın son evresidir.
- HIV (Human Immunodeficiency Virus): İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü. Vücuda giren etkendir. Kişi HIV pozitif olabilir ama AIDS olmayabilir.
- AIDS (Acquired Immunodeficiency Syndrome): Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu. Eğer HIV tedavi edilmezse, yıllar içinde bağışıklık sistemini çökertir. İşte bu “çöküş” evresine AIDS denir.
Metafor: HIV, evinize giren bir termittir. AIDS ise termitlerin kolonları yiyip bitirmesi sonucu evin çatısının çökmesidir. Erken ilaçlama (tedavi) yaparsanız, ev asla çökmez.
Nasıl Çalışır? (Komutanı Hedef Almak)
Vücudumuzun savunma ordusunun komutanları CD4 T Hücreleridir. Bu hücreler, diğer askerlere (antikorlara) kime saldıracaklarını söyler.
HIV sinsi bir virüstür; doğrudan bu komutanları (CD4 hücrelerini) hedef alır, içine girer, çoğalır ve hücreyi patlatır.
- Sonuç: Vücutta komutan kalmaz. Ordu başsız kalır. Normalde bizi hasta etmeyen basit bir mantar veya bakteri bile, savunmasız vücudu istila eder. (Buna Fırsatçı Enfeksiyon denir).
Bulaşma Yolları: Efsaneler ve Gerçekler
Toplumdaki korkunun kaynağı yanlış bilgidir.
Nasıl Bulaşır?
- Korunmasız cinsel ilişki.
- Kan ve kan ürünleri (ortak enjektör kullanımı).
- Anneden bebeğe (gebelik, doğum veya emzirme ile – tedavi almayan annelerde).
Nasıl BULAŞMAZ? (Bunları bilmek çok önemlidir!)
- Öpüşmek, sarılmak, el sıkışmak.
- Aynı tabaktan yemek yemek, aynı tuvaleti kullanmak.
- Ter, gözyaşı, idrar.
- Sivrisinek veya böcek ısırığı.
Belirtiler: Grip Gibi Başlar, Sessizliğe Gömülür
HIV enfeksiyonu genellikle üç aşamada ilerler:
- Akut Dönem (İlk 2-4 hafta): Virüs vücuda girince ateş, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde şişme ve döküntü görülür. Kişi “ağır bir grip” geçirdiğini sanır.
- Sessiz Dönem (Latent Evre): Belirtiler geçer. Virüs sessizce çoğalmaya devam eder. Bu dönem tedavi edilmezse 10 yıl sürebilir. Kişi hasta hissetmez ama bulaştırıcıdır.
- AIDS Evresi: CD4 sayısı kritik seviyenin altına düşer (200/mm³ altı). Açıklanamayan kilo kaybı, geçmeyen ishal, zatürre ve nadir kanserler (Kaposi sarkomu) başlar.
Devrim: “B=B” (Belirlenemeyen = Bulaştırmayan)
Tıp dünyasındaki en büyük haber budur.
Düzenli ilaç kullanan (Antiretroviral Tedavi) bir HIV pozitif bireyin kanındaki virüs seviyesi o kadar azalır ki, testlerde bile “Belirlenemeyen” (Undetectable) düzeye iner.
Bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki: Kanındaki virüs yükü belirlenemeyen seviyede olan bir kişi, virüsü cinsel yolla partnerine BULAŞTIRAMAZ.
Bu, HIV pozitif bireylerin sosyal hayatı ve damgalanmayı bitirmek için muazzam bir bilgidir.
Tanı ve Tedavi
Şüpheli temastan sonra yapılan Eliza Testi (Anti-HIV) ile tanı kolayca konur.
Tedavide artık günde tek bir tabletle virüs tamamen baskılanabilmektedir. Bu ilaçlar virüsü vücuttan tamamen atamaz (henüz kesin kür yoktur) ama “uyutur” ve bağışıklık sisteminin toparlanmasını sağlar.
Sonuç
AIDS artık bir “korku filmi senaryosu” değildir. Erken tanı ve düzenli tedavi ile diyabet veya tansiyon hastalığından farksız, yönetilebilir bir durumdur.
“Bana bir şey olmaz” demeyin, test yaptırmaktan çekinmeyin. Çünkü HIV’de en büyük tehlike virüsün kendisi değil, durumunu bilmemek ve geç kalmaktır.
Tıbbi Sorumluluk Reddi: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Şüpheli durumlarda Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurunuz.