“Akresyon” (Accretion), tıp ve biyoloji dünyasında, Latince kökenli (accretio) bir kelime olup, bir yapının “birikerek büyümesi” veya “yeni katmanların eklenmesiyle hacim kazanması” anlamına gelen genel bir terimdir.
Bu bir “bölünerek” büyüme (hücre çoğalması gibi) değil, daha çok bir kar topunun yokuş aşağı yuvarlanırken üzerine yeni katmanlar ekleyerek büyümesi gibi, dışarıdan madde eklenmesi prensibine dayanan bir büyüme şeklidir.
Bu kavram, tıpta hem normal fizyolojik süreçleri hem de tehlikeli patolojik durumları açıklamak için kullanılır. İşte tıp dünyasından üç klasik “akresyon” örneği.
🔬 Akresyon Nedir? Tıpta “Birikerek Büyüme” Sanatı
“Akresyon” terimi, bir şeyin üzerine yeni katmanların yavaş yavaş eklenmesiyle büyümesini ifade eder. Bu, aşınmanın (abrazyon) tam tersidir. Tıp alanında bu terimle karşılaştığımızda, genellikle üç ana bağlam akla gelir:
1. Patolojik Akresyon: Diş Hekimliğindeki Düşmanımız (Plak ve Tartar)
Akresyonun tıp dünyasındaki en bilinen ve en somut örneği, dişlerimizin yüzeyinde meydana gelen birikimdir.
- Diş Plağı (Bakteriyel Plak): Bu, akresyonun mükemmel bir örneğidir. Tükürük, yiyecek artıkları ve bakterilerin bir araya gelerek diş yüzeyinde oluşturduğu yapışkan bir film tabakasıdır (biyofilm). Bu tabaka sabit değildir; siz yemek yedikçe ve bakteriler çoğaldıkça, üzerine yeni katmanlar eklenir ve plak kalınlaşır.
- Diş Taşı (Tartar / Kalkülüs): Bu plak akresyonu temizlenmediğinde, tükürükteki mineraller (kalsiyum, fosfat) bu plak katmanlarının içine çöker ve onu sertleştirir. Bu sertleşmiş katmanların üzerine yeni plak katmanları eklenir, onlar da sertleşir… Bu devam eden mineralize akresyon süreci, diş taşını oluşturur.
Diş hekiminizin “diş taşı temizliği” (detertraj) ile yaptığı şey, tam olarak bu patolojik akresyonu mekanik olarak kırmaktır.
2. Fizyolojik Akresyon: Kemiklerimizin Büyüme Şekli
Akresyon her zaman kötü değildir; aslında vücudumuzun normal büyüme süreçlerinin bir parçasıdır.
- Kemiklerin Kalınlaşması (Appositional Growth): Uzun kemiklerimiz (kol ve bacak kemikleri gibi) uçlarındaki kıkırdak plaklardan (epifiz plağı) uzar. Peki, nasıl kalınlaşırlar?
- Cevap, akresyondur. Kemiklerin dış yüzeyini kaplayan “periost” adı verilen zarda bulunan osteoblast (kemik yapıcı) hücreler, mevcut kemiğin dış yüzeyine yeni kemik katmanları (matriks) ekler.
- Tıpkı bir ağacın her yıl yeni bir halka ekleyerek gövdesini kalınlaştırması gibi, kemiklerimiz de bu “appozisyonel büyüme” (birikerek büyüme) yoluyla enine kalınlaşır.
3. Tehlikeli Akresyon: Kan Pıhtılarının (Trombüs) Büyümesi
Akresyonun en tehlikeli yüzü, damarlarımızın içinde meydana gelebilir.
- Trombüs (Kan Pıhtısı) Oluşumu: Bir damar duvarı hasar gördüğünde (örneğin, aterosklerotik plak yırtıldığında) veya kan akışı yavaşladığında (örneğin, uzun süre hareketsiz kalındığında), pıhtılaşma süreci başlar.
- Önce trombositler (plateletler) hasarlı bölgeye yapışır. Ancak pıhtı burada durmaz; bu ilk çekirdeğin üzerine akresyon yoluyla büyür.
- Kan akımından geçen daha fazla trombosit, daha fazla pıhtılaşma faktörü (fibrin gibi) bu çekirdeğe eklenir. Katman katman büyüyen bu pıhtı (trombüs), damarı tıkayarak kalp krizine (koroner arterde), inmeye (beyin damarında) veya pulmoner emboliye (bacağınızdan kopup akciğere giderse) neden olabilir.
Özetle; Akresyon, “katman katman birikim” anlamına gelen basit bir konsept olsa da, tıptaki sonuçları dişimizdeki tartardan kemiğimizin gelişimine ve bir damar içindeki ölümcül bir pıhtının büyümesine kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsar.