HIV
HIV (İng. human immunodeficiency virus), insan bağışıklık yetmezliği virüsüdür. CD4 T lenfositlerini hedef alarak hücresel bağışıklığı ilerleyici biçimde yıkar; tedavi edilmediğinde edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromuna (AIDS) yol açar.
Etimoloji
Kısaltma, İngilizce "human immunodeficiency virus" ifadesinin baş harflerinden oluşur; hastalık adı olan AIDS ise "acquired immunodeficiency syndrome" ifadesinden gelir.
Klinik bağlam
Virüs, retrovirüs ailesinden bir lentivirüstür; RNA genomunu ters transkriptaz enzimiyle DNA'ya çevirir ve konak hücrenin genomuna yerleştirir. Bu bütünleşme, enfeksiyonun yaşam boyu sürmesinin ve tedaviyle eradike edilememesinin nedenidir. Hedef hücreleri CD4 taşıyan T lenfositler, makrofajlar ve dendritik hücrelerdir. Bulaş yolları cinsel temas, kan ve kan ürünleri, ortak enjektör kullanımı ile anneden bebeğe geçiştir.[1]
Doğal seyir üç evrede ilerler. Akut enfeksiyonda, bulaştan haftalar sonra ateş, boğaz ağrısı, döküntü, lenf bezlerinde büyüme ve kas ağrılarıyla giden, mononükleozu andıran tablo görülür; bu dönemde viral yük çok yüksektir ve bulaştırıcılık en fazladır. Ancak antikorlar henüz oluşmadığından yalnızca antikor testine dayanan inceleme negatif kalabilir; bu "pencere dönemi", tanıda en önemli tuzaktır. Kuşku varlığında viral yük ölçümü ya da antijen-antikor birleşik test kullanılmalıdır. Ardından yıllarca süren belirtisiz dönem gelir; bu süre boyunca CD4 sayısı yavaşça düşer. Son evrede fırsatçı enfeksiyonlar ve tümörler ortaya çıkar.
Fırsatçı enfeksiyonlar CD4 düzeyine göre öngörülebilir: Pneumocystis jirovecii pnömonisi, özofageal kandidiyaz, tüberküloz, Toxoplasma ensefaliti, kriptokokal menenjit, sitomegalovirüs retiniti ve yaygın atipik mikobakteri enfeksiyonu başlıcalarıdır. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalar tanımlayıcı tümörlerdendir. Tüberkülozun dünya genelinde bu hastalarda en sık ölüm nedeni olduğu bildirilmektedir.
Tanı, antijen-antikor birleşik tarama testleriyle konur ve doğrulayıcı testle desteklenir. Güncel yaklaşım, riskten bağımsız olarak erişkinlere en az bir kez tarama önerilmesi ve riskli gruplarda taramanın yinelenmesidir. Tanı konulan hastada CD4 sayımı, viral yük, direnç testi, eşlik eden enfeksiyonların taranması — hepatit B ve C, tüberküloz, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar — ve aşılama durumunun değerlendirilmesi yapılır.
Tedavi, birleşim antiretroviral tedavidir ve tanı konulduğu anda, CD4 düzeyine bakılmaksızın başlatılması önerilir. Günümüzde tek tablette birleştirilmiş, günde tek doz kullanılan rejimler standarttır; tedaviyle viral yük saptanamaz düzeye iner, bağışıklık işlevi büyük ölçüde düzelir ve beklenen yaşam süresi genel toplumla benzer düzeye yaklaşır. Uyumun sürdürülmesi belirleyicidir; düzensiz kullanım direnç gelişimine yol açar.[2]
Halk sağlığı açısından en önemli bulgu, viral yükü sürekli olarak saptanamaz düzeyde olan kişilerin virüsü cinsel yolla bulaştırmadığının gösterilmesidir; bu, hem tedavi hem korunma stratejilerini kökten değiştirmiştir. Korunmada ayrıca maruziyet öncesi profilaksi, maruziyet sonrası profilaksi, kondom kullanımı, enjektör değişim programları, anneden bebeğe geçişin önlenmesi ve erkek sünneti yer alır.
Tedavinin başlangıcında bağışıklığın hızla düzelmesiyle, önceden var olan sessiz enfeksiyonlara karşı abartılı yanıt gelişebilir; bağışıklık yeniden yapılanma enflamatuvar sendromu olarak adlandırılan bu tablo, özellikle tüberküloz ve kriptokok enfeksiyonlarında ağır seyredebilir. Bu nedenle bazı fırsatçı enfeksiyonlarda antiretroviral tedavinin başlama zamanı özel olarak planlanır.
İlaç etkileşimleri klinik uygulamada dikkat gerektirir; birçok antiretroviral, sitokrom P450 sistemi üzerinden statinler, antikoagülanlar, antiaritmikler, kortikosteroidler ve antifungallerle etkileşir. Yoğun bakım ve perioperatif dönemde tedavinin kesintiye uğramaması, kesinti gerekiyorsa tüm rejimin birlikte durdurulması önerilir.
Uzun süreli izlemde kardiyovasküler hastalık, kronik böbrek hastalığı, kemik kaybı, metabolik bozukluklar, karaciğer hastalığı, tümör taraması ve ruhsal sağlık öne çıkar. Damgalanmanın azaltılması, tanı ve tedaviye erişimin önündeki en önemli engellerden biri olarak ele alınmaktadır.
Eş anlamlılar
- İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü
- AIDS etkeni