Sitomegalovirüs
Sitomegalovirüs (İng. cytomegalovirus; Yun. kytos "hücre" + megas "büyük"), herpesvirüs ailesinden, enfekte hücrelerde belirgin büyüme yaratan DNA virüsüdür. Kısaltması CMV'dir.
Etimoloji
Yunanca hücre anlamındaki kytos ile büyük anlamındaki megas sözcüklerinden türetilmiştir; enfekte hücrelerin büyümüş görünümüne göndermedir.
Klinik bağlam
Virüs, dünya nüfusunun büyük bölümünde yerleşiktir. Birincil enfeksiyondan sonra yaşam boyu gizli kalır; bağışıklık baskılandığında yeniden etkinleşir. Bulaş tükürük, idrar, cinsel temas, kan ürünleri, organ nakli ve anneden bebeğe geçişle olur.[1]
Bağışıklığı sağlam kişide enfeksiyon çoğunlukla belirtisizdir ya da mononükleoz benzeri tabloyla — ateş, halsizlik, lenfadenopati, atipik lenfositoz ve karaciğer enzimlerinde hafif yükselme — geçer. Bu tablo Epstein-Barr virüsü enfeksiyonundan ayrılmalıdır; heterofil antikor testinin negatif olması ipucudur.
Asıl klinik önemi bağışıklığı baskılanmış hastalardadır. Kök hücre nakli ve organ nakli alıcılarında, ileri HIV enfeksiyonunda ve yoğun immünosüpresyon altındaki hastalarda ağır hastalık yaratır. Tutulum organa göre değişir: pnömoni — özellikle kök hücre nakli sonrası ağır seyreder —, kolit ve özofajit, hepatit, retinit, ensefalit ve kemik iliği baskılanması. Retinit, ileri HIV enfeksiyonunda görülür ve tedavi edilmediğinde körlükle sonuçlanır; ağrısız görme kaybı ve uçuşan cisimlerle başlar.
Organ nakli alıcılarında risk, verici ve alıcının serolojik durumuna göre belirlenir; en yüksek risk, seronegatif alıcının seropozitif vericiden organ almasıdır. Virüsün doğrudan hastalık yaratmasının yanı sıra dolaylı etkileri de vardır: rejeksiyon riskini artırdığı ve diğer fırsatçı enfeksiyonlara zemin hazırladığı bildirilmiştir.
Konjenital enfeksiyon, doğuştan kazanılan enfeksiyonların en sık nedenidir. Sensörinöral işitme kaybının önemli bir kısmından sorumludur; ayrıca mikrosefali, koryoretinit, intrakraniyal kalsifikasyonlar ve gelişme geriliği görülebilir. Doğumda belirtisiz olan bebeklerde bile geç dönemde işitme kaybı gelişebileceğinden izlem gerekir.
Tanıda yöntem, hasta grubuna göre değişir. Bağışıklığı baskılanmış hastada kanda viral yükün moleküler yöntemle ölçülmesi hem tanı hem izlem için kullanılır. Ancak kandaki viremi ile organ tutulumu her zaman örtüşmez: kolit ve retinitte kan viral yükü düşük ya da saptanamaz olabilir. Bu nedenle organ tutulumu kuşkusunda doku örneklemesi — endoskopik biyopsi — ve karakteristik hücre içi inklüzyonların gösterilmesi gerekir. Retinit tanısı göz dibi muayenesiyle konur. Serolojik testler, bağışıklığı baskılanmış hastada tanısal değer taşımaz; yalnızca nakil öncesi risk sınıflamasında kullanılır.
Tedavide gansiklovir ve ağızdan biçimi olan valgansiklovir başta gelir; başlıca yan etkileri kemik iliği baskılanması ve böbrek işlev bozukluğudur. Foskarnet ve sidofovir dirençli olgularda kullanılır ancak nefrotoksisiteleri belirgindir. Letermovir, kök hücre nakli sonrası profilakside kullanılan ve kemik iliği baskılamayan bir seçenektir. Retinitte sistemik tedaviye ek olarak göz içi uygulama gündeme gelebilir; HIV ile ilişkili olgularda antiretroviral tedaviyle bağışıklığın düzeltilmesi tedavinin ayrılmaz parçasıdır.
Nakil hastalarında iki strateji kullanılır: evrensel profilaksi ve önleyici tedavi. İkincisinde viral yük düzenli izlenir ve belirlenen eşik aşıldığında tedavi başlatılır. Seçim, risk grubuna ve merkez uygulamasına göre yapılır.
Kan ürünü kaynaklı bulaşın önlenmesinde lökositten arındırılmış ürünlerin kullanılması etkilidir; yüksek riskli hastalarda seronegatif ürün de yeğlenebilir.
Yoğun bakımda, bağışıklığı sağlam kritik hastalarda da virüsün yeniden etkinleştiği gösterilmiştir; bu durumun bağımsız bir hastalık mı yoksa hastalık ağırlığının göstergesi mi olduğu tartışmalıdır ve rutin antiviral tedavi bu grupta önerilmez.
Eş anlamlılar
- CMV
- İnsan herpesvirüs 5
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Bennett JE ve ark. (ed.), Mandell, Douglas, and Bennett's Principles and Practice of Infectious Diseases, 9. baskı, 2020.