Anjiyografi
Anjiyografi (İng. angiography; Yun. angeion, damar + graphein, yazmak), damarların kontrast madde verilerek görüntülenmesi yöntemidir. Tanı ve girişimsel tedavi amacıyla kullanılır.
Etimoloji
Yunanca damar anlamındaki angeion ile yazmak, kaydetmek anlamındaki graphein sözcüklerinden oluşur.
Klinik bağlam
Klasik yöntem olan dijital subtraksiyon anjiyografide, damar içine yerleştirilen kateterden kontrast verilir ve seri görüntüler alınır; kemik ile yumuşak doku görüntüden çıkarılarak yalnızca damar yapısı gösterilir. Günümüzde tanısal amaçla büyük ölçüde bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans anjiyografi kullanılmakta; kateter anjiyografisi ise ayrıntı gerektiren durumlarda ve girişimsel tedaviyle birlikte tercih edilmektedir.[1]
Kullanım alanları geniştir: koroner arter hastalığında tanı ve perkütan koroner girişim, serebral damar hastalıklarında anevrizma ve malformasyonların değerlendirilmesi ile trombektomi, periferik arter hastalığı, aort patolojileri, hemoptizide bronşiyal arter embolizasyonu, gastrointestinal kanamada kanayan damarın kapatılması, travmada kanama denetimi ve tümörlerde embolizasyon.
Girişimin en önemli üstünlüğü, tanı ile tedavinin aynı seansta yapılabilmesidir. Bu nedenle akut kanamalarda ve damar tıkanmalarında yöntem, cerrahiye alternatif oluşturur.
Erişim yolu olarak radial ve femoral arterler kullanılır; koroner girişimlerde radial yol daha az kanama komplikasyonuyla ilişkilidir. Giriş yerine ait komplikasyonlar hematom, yalancı anevrizma, arteriyovenöz fistül ve retroperitoneal kanamadır. Femoral girişim sonrası açıklanamayan hipotansiyon ve yan ağrısı, retroperitoneal kanamayı düşündürmelidir; bu, gözden kaçtığında ölümcül olabilen bir komplikasyondur.
Kontrast maddeye bağlı iki önemli sorun vardır. Birincisi böbrek hasarıdır; risk, önceden böbrek işlev bozukluğu bulunanlarda, diyabetlilerde, ileri yaşta, kalp yetersizliğinde ve hacim açığı olanlarda yüksektir. Korunmada işlem öncesi ve sonrası yeterli sıvı verilmesi, kontrast miktarının en aza indirilmesi ve nefrotoksik ilaçların gözden geçirilmesi etkilidir. İkincisi alerjik tepkimelerdir; önceki tepkime öyküsü bulunan hastalarda önceden ilaç uygulaması ve alternatif ajan seçimi planlanır. Kabuklu deniz ürünü alerjisiyle kontrast alerjisi arasında nedensel ilişki bulunmadığı bilinmelidir; bu yaygın inanış, gereksiz kaçınmalara yol açar.
Metformin kullanan hastalarda, böbrek işlevi bozulursa laktik asidoz riski nedeniyle ilacın belirli koşullarda geçici olarak kesilmesi önerilir. İyotlu kontrast, özerk çalışan tiroit dokusu bulunan hastalarda hipertiroidiyi tetikleyebilir.
Diğer komplikasyonlar arasında damar diseksiyonu, tromboz, distal embolizasyon, kolesterol embolisi, ritim bozuklukları ve serebral girişimlerde inme bulunur. Kolesterol embolisi, işlemden günler sonra ayak parmaklarında morarma, böbrek işlevlerinde bozulma ve eozinofili ile ortaya çıkar; sıklıkla kontrast nefropatisiyle karıştırılır ancak seyri ve tedavisi farklıdır.
İşlem öncesi hazırlıkta pıhtılaşma durumu, antitrombotik ilaçlar, böbrek işlevi, alerji öyküsü ve gebelik durumu değerlendirilir. İşlem sonrası giriş yerinin izlenmesi, distal nabızların kontrolü, yeterli hidrasyon ve böbrek işlevinin takibi gerekir.
Işınım güvenliği açısından uzun süren girişimlerde hasta deri dozu ve çalışan maruziyeti önem taşır; atımlı skopi, kolimasyon ve süre kısaltma teknikleri uygulanır.
Eş anlamlılar
- Damar görüntüleme
- Arteriyografi
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Adam A ve ark. (ed.), Grainger & Allison's Diagnostic Radiology, 7. baskı, 2020.