Karın içi basınç artışı
Karın içi basınç artışı (İng. intra-abdominal hypertension), karın boşluğundaki basıncın kalıcı biçimde yükselmesidir. İlerlediğinde organ işlev bozukluğuna yol açan abdominal kompartman sendromu gelişir.
Etimoloji
Basıncın arttığı boşluğu tanımlayan betimleyici bir terimdir.
Klinik bağlam
Karın boşluğu, sınırlı genişleyebilirliği olan kapalı bir bölmedir. İçerik hacminin artması ya da duvarın esnekliğinin azalması basıncı yükseltir. Belirli bir eşiğin üzerinde kalıcı yükseklik basınç artışı olarak tanımlanır; buna yeni gelişen organ işlev bozukluğunun eklenmesi kompartman sendromunu oluşturur. Bu ayrım tedaviyi belirler.[1]
Yükselen basıncın etkileri çok sistemlidir. Diyafram yukarı itilir; göğüs içi basınç artar, akciğer hacimleri azalır, havayolu basınçları yükselir ve oksijenlenme bozulur. Vena kavaya bası venöz dönüşü azaltır; aynı zamanda göğüs içi basınç arttığından santral venöz basınç yanlış biçimde yüksek ölçülür — bu, hacim durumunun yanlış değerlendirilmesine yol açan önemli bir tuzaktır. Böbrek venöz drenajının bozulması ve perfüzyon basıncının düşmesi oligüriye ve akut böbrek hasarına neden olur; oligüri çoğunlukla en erken bulgudur. Bağırsak perfüzyonunun bozulması iskemi ve bakteriyel geçişe; kafa içi venöz drenajın azalması ise kafa içi basınç artışına yol açar.
Risk etkenleri arasında ağır travma, büyük cerrahi, aşırı sıvı canlandırması, pankreatit, yaygın peritonit, karın içi kanama, bağırsak tıkanıklığı, ileri asit, karın duvarı onarımı ve ağır yanıklar bulunur. Aşırı kristalloid verilmesi, en önemli ve önlenebilir nedendir; bağırsak ödemi ve asit oluşumu yoluyla basıncı doğrudan artırır.
Tanı, klinik muayeneyle konulamaz: karın gerginliğinin değerlendirilmesi güvenilir değildir. Ölçüm, mesane basıncı üzerinden yapılır; hasta sırtüstü, kaslar gevşek, ölçüm sonunda ekspiryum ve sıfır noktası orta aksiller çizgide olacak biçimde standart teknikle uygulanır. Risk taşıyan hastalarda düzenli ölçüm yapılması, tanının atlanmasını önler.
Tedavi kademelidir. Girişimsel olmayan önlemler öncelikle uygulanır: mide ve bağırsak içeriğinin boşaltılması, nazogastrik ve rektal drenaj, prokinetik ilaçlar, karın duvarı gerginliğinin azaltılması için yeterli analjezi ve sedasyon, gerektiğinde nöromüsküler blokaj, hasta pozisyonunun düzenlenmesi, aşırı sıvıdan kaçınılması ve negatif sıvı dengesi hedeflenmesi. Asit ya da sıvı koleksiyonu varsa perkütan drenaj etkili bir seçenektir.
Bu önlemlere karşın organ işlev bozukluğu sürüyorsa cerrahi dekompresyon uygulanır; karın açık bırakılır ve geçici kapatma yöntemleri kullanılır. Kararın geciktirilmesi, geri dönüşsüz organ hasarına yol açan en önemli hatadır.
Dekompresyon sonrası dikkat edilmesi gereken bir tablo, reperfüzyon yanıtıdır: iskemik dokudan salınan maddeler dolaşıma karışarak hipotansiyon, hiperkalemi ve ritim bozukluğuna yol açabilir; bu nedenle işlem sırasında hazırlıklı olunmalıdır.
Açık karınla izlenen hastalarda sıvı ve protein kaybı, ısı kaybı, enfeksiyon ve fistül riski artar; beslenme desteği ve erken kapatma planı önemlidir. Erken enteral beslenmenin bu hastalarda güvenli olduğu bildirilmiştir.
Mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda yüksek havayolu basınçları akciğer hastalığına değil karın basıncına bağlı olabilir; bu ayrımın yapılmaması, gereksiz ventilatör ayarı değişikliklerine yol açar. Benzer biçimde bu hastalarda ölçülen plato basınçları ve akciğer kompliyansı, göğüs duvarı bileşeni gözetilerek yorumlanmalıdır.
Eş anlamlılar
- Abdominal kompartman sendromu
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Marino PL, Marino's The ICU Book, 4. baskı, 2014.