İçeriğe atla

Kristalloid

DrSozluk sitesinden

Kristalloid (İng. crystalloid), su içinde çözünmüş küçük moleküllü tuz ve şeker içeren, damar yoluyla verilen sıvı grubudur. Hacim desteği ve idame sıvı tedavisinin temelini oluşturur.

Etimoloji

Yunanca kristal anlamındaki krystallos sözcüğünden türetilmiştir; çözünen maddelerin küçük ve zardan geçebilen yapısını anlatır.

Klinik bağlam

Bu sıvılar, içerdikleri tuz derişimine göre izotonik, hipotonik ve hipertonik olarak sınıflandırılır. İzotonik çözeltiler damar dışı hücre dışı boşluğa dağılır; verilen hacmin yalnızca küçük bir bölümü damar içinde kalır. Hipotonik çözeltiler tüm vücut suyuna dağılır ve hücre içine geçer; bu nedenle hacim desteği için uygun değildir. Hipertonik çözeltiler ise hücre içinden su çekerek damar hacmini geçici olarak artırır.[1]

Serum fizyolojik, yüksek klor içeriği nedeniyle büyük hacimlerde verildiğinde hiperkloremik metabolik asidoza yol açar. Bu durumun böbrek kan akımını azalttığı ve böbrek hasarı riskini artırdığı gösterilmiştir. Dengeli çözeltiler — Ringer laktat ve benzerleri — plazmaya daha yakın elektrolit bileşimine sahiptir ve bu sorunu büyük ölçüde önler. Günümüzde çoğu durumda dengeli çözeltiler tercih edilir. Ancak istisnalar vardır: belirgin hiponatremi ya da hiperkalemi durumunda ve travmatik beyin hasarında serum fizyolojik yeğlenir, çünkü dengeli çözeltiler göreli olarak hipotoniktir ve beyin ödemini artırabilir.

Yalnızca dekstroz içeren çözeltiler, şeker metabolize olduktan sonra geriye serbest su bıraktığından etkin biçimde hipotoniktir; hacim desteği için kullanılmaz ve hızlı verilmesi hiponatremiye yol açar. Ameliyat sonrası hastalarda hipotonik sıvıların verilmesi, ağır ve ölümcül olabilen hiponatreminin en sık nedenlerindendir; bu, klinikte en önemli sıvı tedavisi hatalarından biridir.

Sıvı tedavisinin ilkeleri son yıllarda değişmiştir. Sıvı bir ilaç gibi değerlendirilir: endikasyonu, dozu, süresi ve durdurma ölçütü belirlenir. Aşırı sıvı yüklenmesi zararsız değildir; akciğer ödemi, bağırsak ödemi, yara iyileşmesinde gecikme, karın içi basınç artışı, böbrek konjesyonu ve ölüm oranında artışla ilişkilidir. Bu nedenle başlangıçtaki canlandırma dönemi sonrasında sıvı kısıtlaması ve gerektiğinde negatif denge hedeflenir.

Sıvı yanıtının değerlendirilmesi önemlidir: her hipotansif hasta sıvıdan yarar görmez. Yanıt öngörüsünde pasif bacak kaldırma testi, dinamik indeksler ve ultrason kullanılır; santral venöz basınç gibi statik ölçümler bu amaçla güvenilir değildir. Sıvı verildikten sonra yanıtın nesnel biçimde değerlendirilmesi ve yanıt yoksa sürdürülmemesi temel ilkedir.

Hipovolemik ve dağılımsal şokta kristalloidler ilk seçenektir. Kanamaya bağlı şokta ise asıl tedavi kan ürünüdür; aşırı kristalloid, pıhtılaşmayı sulandırarak ve hipotermiyi ağırlaştırarak zarar verir. Sepsiste erken dönemde belirli bir hacimde dengeli çözelti verilmesi önerilir, ardından yanıt değerlendirilerek sürdürülür.

Kolloidlerle karşılaştırıldığında, hidroksietil nişasta içeren çözeltilerin böbrek hasarı ve ölüm riskini artırdığı gösterildiğinden kritik hastada kullanılmamaları önerilir. Albümin, seçilmiş durumlarda — karaciğer sirozu ilişkili tablolar, geniş parasentez sonrası — yer bulur; ancak travmatik beyin hasarında kullanımından kaçınılır.

Hipertonik salin, kafa içi basınç artışında ve seçilmiş hiponatremi olgularında tedavi amaçlı kullanılır; uygulaması sodyum düzeyinin sık izlenmesini gerektirir.

İdame sıvı tedavisinde günlük su, sodyum ve potasyum gereksinimi hesaplanır; hastanın böbrek işlevi, kayıpları ve ağızdan alımı göz önünde bulundurularak günlük olarak yeniden değerlendirilir.

Eş anlamlılar

  • Kristaloid sıvı

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Marino PL, Marino's The ICU Book, 4. baskı, 2014.