Ototoksisite
Ototoksisite (İng. ototoxicity), ilaç ve kimyasal maddelerin iç kulaktaki işitme ve denge yapılarında yol açtığı hasardır.
Etimoloji
Yunanca kulak anlamındaki ous ile zehir anlamındaki toxikon sözcüklerinden oluşur.
Klinik bağlam
Hasar, kokleadaki tüy hücrelerini ve vestibüler duyu epitelini hedef alır. İnsanda bu hücrelerin yenilenme yeteneği bulunmadığından, oluşan kayıp çoğunlukla kalıcıdır. Bu nedenle alanın temel ilkesi, tedaviden çok önlemeye ve erken saptamaya dayanır.[1]
Aminoglikozidler en iyi tanımlanmış gruptur. Farklı ajanlar farklı yapıları hedefler: gentamisin ağırlıklı olarak vestibüler sistemi, amikasin ve neomisin ise işitmeyi etkiler. Bu ayrım klinik açıdan önemlidir; çünkü vestibüler toksisitede hasta işitme kaybı tanımlamaz. Bunun yerine karanlıkta belirginleşen denge kaybı, yürürken görüntünün oynaması ve düşme görülür. Bu belirtilerin işitmeyle ilgisi kurulmadığından tanı çoğunlukla gecikir; hastalar sıklıkla yaşlılığa ya da nörolojik nedenlere bağlanır.
Sisplatin, kalıcı ve ilerleyici işitme kaybının önemli bir nedenidir; çocuklarda dil gelişimini etkilediğinden özel önem taşır ve bu grupta koruyucu ajanlar araştırılmaktadır. Kıvrım diüretikleri, özellikle hızlı damar içi uygulamada ve böbrek yetmezliğinde geçici işitme kaybı yapar; bu etki genellikle geri dönüşlüdür ancak aminoglikozidlerle birlikte kullanıldığında kalıcı hasar riski belirgin biçimde artar — bu birleşim, kaçınılması gereken önemli bir etkileşimdir.
Diğer sorumlu ilaçlar arasında vankomisin, makrolidler, salisilatlar — yüksek dozda geri dönüşlü kulak çınlaması yapar — , kinin türevleri ve bazı topikal preparatlar bulunur. Kulak zarı delik olan hastalarda aminoglikozid içeren kulak damlaları iç kulağa geçebilir; bu nedenle bu durumda kullanımından kaçınılmalıdır.
Erken bulgular yüksek frekanslarda işitme kaybı ve kulak çınlamasıdır. Standart konuşma odyometrisi bu erken kaybı göstermez; bu nedenle yüksek frekans odyometrisi ve otoakustik emisyon testleri kullanılır. Riskli tedavi alan hastalarda tedavi öncesi bazal değerlendirme yapılması ve tedavi boyunca izlem, kalıcı kaybı önleyen en etkili yaklaşımdır; bu izlemin atlanması sık bir eksikliktir.
Risk etkenleri arasında yüksek kümülatif doz, uzun süreli kullanım, böbrek yetmezliği, ileri yaş, önceden var olan işitme kaybı, gürültü maruziyeti, dehidratasyon ve birden çok ototoksik ilacın birlikte kullanımı bulunur.
Genetik yatkınlık ayrı bir başlıktır: mitokondriyal DNA'daki belirli bir değişikliği taşıyan kişilerde, tek doz aminoglikozid bile ağır ve kalıcı işitme kaybına yol açabilir. Bu kalıtım anneden geçer; bu nedenle ailede aminoglikozid sonrası işitme kaybı öyküsü sorgulanmalı ve mümkünse alternatif ilaç seçilmelidir. Bu bilginin bilinmemesi, önlenebilir kalıcı sağırlığın nedenidir.
Korunmada ilkeler nettir: endikasyonun sorgulanması, tedavi süresinin sınırlandırılması, günde tek doz uygulama, düzey izlemi, böbrek işlevine göre doz ayarı, yeterli hidrasyon, ototoksik ilaçların birlikte kullanımından kaçınılması ve düzenli işitme değerlendirmesi.
Belirti geliştiğinde ilacın kesilmesi ya da değiştirilmesi değerlendirilir; ancak hasar başladıktan sonra kısmen ilerlemeye devam edebilir. Vestibüler kayıpta rehabilitasyon, denge eğitimi ve düşme önleme programları uygulanır; işitme kaybında işitme cihazı ve ağır olgularda koklear implant seçenekleri değerlendirilir.
Eş anlamlılar
- Kulak toksisitesi
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Brunton LL ve ark. (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 13. baskı, 2018.