İçeriğe atla

Advers ilaç reaksiyonu

DrSozluk sitesinden

Advers ilaç reaksiyonu (İng. adverse drug reaction), ilacın olağan dozlarda kullanımı sırasında ortaya çıkan, zararlı ve istenmeyen etkilerdir. Hastaneye yatışların ve hastane içi zararın önemli bir bölümünden sorumludur.

Etimoloji

İngilizce olumsuz, ters anlamındaki adverse sözcüğünden türetilmiştir.

Klinik bağlam

Klasik sınıflandırma iki ana tipe dayanır. A tipi tepkimeler, ilacın bilinen farmakolojik etkisinin abartılı biçimde ortaya çıkmasıdır; doza bağlıdır, öngörülebilir ve sıktır. Antikoagülanla kanama, insülinle hipoglisemi ve antihipertansifle düşme bu gruptadır. B tipi tepkimeler ise doza bağlı değildir, öngörülemez ve kişiye özgüdür; alerjik ve idiyosenkratik tepkimeler bu gruba girer. Ayrıca uzun süreli kullanıma bağlı, ilacın kesilmesiyle ortaya çıkan ve gecikmiş tepkimeler tanımlanmıştır.[1]

Risk etkenleri arasında ileri yaş, çoklu ilaç kullanımı, böbrek ve karaciğer işlev bozukluğu, düşük vücut ağırlığı, genetik farklılıklar ve eşlik eden hastalıklar bulunur. Yaşla birlikte organ işlevlerinin azalması ve vücut bileşiminin değişmesi, aynı dozun daha yüksek etki göstermesine yol açar.

Alerjik tepkimeler ayrı bir başlıktır. Anaflaksi, dakikalar içinde gelişen ve yaşamı tehdit eden tablodur; tedavide kas içine adrenalin gecikmeden uygulanmalıdır. Gecikmiş tipte ağır deri tepkimeleri — Stevens-Johnson sendromu, toksik epidermal nekroliz, DRESS sendromu — ilaç başlandıktan haftalar sonra ortaya çıkabilir ve yüksek ölüm oranı taşır. Yaygın döküntüyle birlikte ateş, mukoza tutulumu, deride ağrı, yüzde ödem, lenf bezi büyümesi, eozinofili ve karaciğer enzim yüksekliği uyarıcı bulgulardır; bu durumda sorumlu ilacın hemen kesilmesi gerekir.

Penisilin alerjisi konusundaki yaygın yanlış etiketleme, önemli bir sorundur. Alerji bildiren hastaların büyük çoğunluğunda gerçek alerji bulunmaz; bu etiketin sorgulanmadan kabul edilmesi, daha geniş spektrumlu ve daha az etkili antibiyotiklerin kullanılmasına, direnç gelişimine ve kötü sonuçlara yol açar. Öykünün ayrıntılı alınması ve uygun hastalarda değerlendirme önerilir.

Klinik pratikte en önemli kavramlardan biri reçeteleme çağlayanıdır: bir ilacın yan etkisi yeni bir hastalık sanılarak ikinci bir ilaç eklenir ve zincir uzar. Kalsiyum kanal blokerine bağlı ayak bileği ödemine diüretik başlanması, antipsikotiğe bağlı hareket bozukluğuna antiparkinson ilaç eklenmesi bilinen örneklerdir. Bu nedenle yeni bir belirti ortaya çıktığında ilk soru "bu bir ilacın etkisi olabilir mi?" olmalıdır.

Sık karşılaşılan ve önemli tepkimeler arasında ilaçlara bağlı akut böbrek hasarı, karaciğer toksisitesi, QT uzaması ve ritim bozuklukları, hiperkalemi, hiponatremi, serotonin sendromu, nöroleptik malign sendrom, rabdomiyoliz, kanama ve Clostridioides difficile enfeksiyonu bulunur. Yaşlılarda antikolinerjik yükün artması deliryum ve düşmeye yol açar.

Önlemede ilaç listesinin her vizitte gözden geçirilmesi, gereksiz ilaçların kesilmesi, doz ayarının organ işlevlerine göre yapılması, ilaç etkileşimi denetimi ve yüksek riskli ilaç gruplarının — antikoagülanlar, insülin, opioidler, sedatifler, kemoterapötikler — özel dikkatle yönetilmesi etkilidir. Hastaya olası yan etkilerin ve başvuru gerektiren belirtilerin anlatılması, erken tanınmayı sağlar.

Farmakovijilans, tepkimelerin bildirilerek izlenmesi sistemidir; özellikle yeni ilaçlarda ender ancak ciddi etkilerin ortaya çıkarılması bu bildirimlere dayanır. Kuşkulanılan olguların bildirilmesi, klinik sorumluluğun bir parçasıdır.

Eş anlamlılar

  • İlaç yan etkisi
  • İstenmeyen ilaç etkisi

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Brunton LL ve ark. (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 13. baskı, 2018.