İçeriğe atla

Farmakokinetik

DrSozluk sitesinden

Farmakokinetik (İng. pharmacokinetics; Yun. pharmakon, ilaç + kinesis, hareket), ilacın vücutta emilimi, dağılımı, metabolizması ve atılımını inceleyen bilim dalıdır.

Etimoloji

Yunanca ilaç anlamındaki pharmakon ile hareket anlamındaki kinesis sözcüklerinden oluşur.

Klinik bağlam

Dört temel süreç incelenir. Emilim, ilacın uygulama yerinden dolaşıma geçmesidir; ağızdan alınan ilaçlarda karaciğerden ilk geçiş etkisi biyoyararlanımı belirgin biçimde azaltabilir. Dağılım, ilacın dokulara yayılmasıdır ve dağılım hacmiyle tanımlanır; yağda çözünen ilaçlar geniş, suda çözünenler dar hacme sahiptir. Metabolizma çoğunlukla karaciğerde, başta sitokrom P450 enzimleri olmak üzere gerçekleşir. Atılım ise büyük ölçüde böbrek yoluyladır.[1]

Klinik kararları belirleyen birkaç kavram vardır. Yarı ömür, ilaç düzeyinin yarıya inmesi için geçen süredir; kararlı duruma ulaşmak ve ilaç kesildikten sonra vücuttan temizlenmek yaklaşık dört-beş yarı ömür alır. Bu kural, doz değişikliğinin etkisinin ne zaman değerlendirileceğini belirler; erken yapılan ölçüm yanıltıcıdır. Yükleme dozu, dağılım hacmine bağlıdır ve etkiyi hızla başlatmak için kullanılır; idame dozu ise klirense bağlıdır. Bu nedenle böbrek yetmezliğinde yükleme dozu genellikle değişmezken idame dozu azaltılır — sık karıştırılan bir noktadır.

Doğrusal olmayan kinetik, bazı ilaçlarda küçük doz artışlarının orantısız düzey artışına yol açmasıdır; fenitoin bunun klasik örneğidir ve toksisitenin sık nedenidir.

Karaciğer enzimlerinin uyarılması ve baskılanması, ilaç etkileşiminin temelidir. Baskılayıcılar — azol antifungaller, makrolidler, ritonavir, amiodaron — düzeyleri yükselterek toksisiteye; uyarıcılar — rifampisin, karbamazepin, fenitoin, sarı kantaron — düzeyleri düşürerek tedavi başarısızlığına yol açar. Etki başlangıcı farklıdır: baskılanma saatler içinde, uyarılma günler içinde gelişir ve ilaç kesildikten sonra bir süre daha sürer.

Kritik hastada farmakokinetik belirgin biçimde değişir; bu, yoğun bakımda en sık gözden kaçan tedavi başarısızlığı nedenlerindendir. Sepsisin erken döneminde kılcal kaçak ve sıvı yüklenmesi dağılım hacmini artırır; suda çözünen antibiyotiklerin düzeyi düşer. Aynı dönemde böbrek klirensi artabilir — artmış renal klirens — ve standart dozlar yetersiz kalır. İlerleyen dönemde ise organ yetmezliği geliştiğinde birikim riski doğar. Bu nedenle doz, tek bir formüle değil, klinik duruma ve mümkünse düzey izlemine dayandırılmalıdır.

Albümin düşüklüğü, yüksek oranda proteine bağlanan ilaçların serbest kısmını artırır; fenitoin, varfarin ve bazı benzodiazepinlerde bu etki klinik olarak önemlidir ve ölçülen total düzeyin düzeltilerek yorumlanması gerekir.

Hipotermi, karaciğer kan akımının azalması ve enzim etkinliğinin düşmesi yoluyla ilaç temizlenmesini yavaşlatır; hedefe yönelik sıcaklık yönetimi uygulanan hastalarda sedatiflerin etkisi uzar ve nörolojik değerlendirme gecikir. Böbrek yerine koyma tedavileri ve ekstrakorporeal membran oksijenizasyonu devreleri, ilaçların uzaklaştırılmasını ve dağılımını değiştirir; bu durumlarda doz ayarı uzman görüşü gerektirir.

Yaş da belirleyicidir: yenidoğanda enzim sistemleri olgunlaşmamıştır; yaşlıda ise böbrek işlevi, kas kütlesi ve vücut bileşimi değişir. Yaşlıda kreatinin düzeyi normal görünse bile filtrasyon hızı düşük olabilir; bu, doz ayarının atlanmasının sık nedenidir.

Terapötik ilaç izlemi, dar terapötik aralıklı ilaçlarda — vankomisin, aminoglikozidler, digoksin, lityum, fenitoin, immünsüpresifler — zorunludur; örnek alma zamanının doğru seçilmesi sonucun yorumlanabilmesi için şarttır.

Eş anlamlılar

  • İlaç kinetiği

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Brunton LL ve ark. (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 13. baskı, 2018.