İçeriğe atla

Penumbra

DrSozluk sitesinden

Penumbra (İng. penumbra; Lat. paene, neredeyse + umbra, gölge), iskemik inmede tıkanan damarın beslediği alanda, henüz ölmemiş ancak işlevini yitirmiş ve kurtarılabilir durumdaki beyin dokusudur.

Etimoloji

Latince yarı gölge anlamındaki penumbra sözcüğünden gelir; gölgeli geçiş bölgesini anlatır.

Klinik bağlam

Damar tıkandığında merkezdeki doku kan akımının tümüyle kesilmesiyle dakikalar içinde geri dönüşsüz biçimde ölür; bu bölge çekirdek olarak adlandırılır. Çevresindeki dokuda ise kollateral damarlar aracılığıyla sınırlı bir akım sürer. Bu akım, hücrelerin elektriksel işlevini sürdürmesine yetmez ancak yapısal bütünlüğünü bir süre korumasını sağlar. Bu bölge, tedavinin asıl hedefidir.[1]

Kavramın klinik önemi, iki eşik değerin varlığından kaynaklanır. Kan akımı belirli bir düzeyin altına indiğinde nöronlar susar ve nörolojik defisit ortaya çıkar; daha düşük bir düzeyde ise hücre ölümü başlar. Bu iki eşik arasındaki bölge, akım yeniden sağlandığında işlevini geri kazanabilir. Bu nedenle nörolojik defisit, mutlaka kalıcı hasar anlamına gelmez.

Kurtarılabilir dokunun ömrü sabit değildir; kollateral dolaşımın niteliğine bağlıdır. İyi kollaterali olan hastalarda bu bölge saatlerce, hatta daha uzun süre canlı kalabilir; kötü kollaterali olanlarda ise hızla çekirdeğe dönüşür. Bu değişkenlik, tedavi kararının yalnızca saate göre değil, dokunun durumuna göre verilmesini gerekli kılar. Nitekim inme tedavisindeki en önemli değişim budur: ileri görüntülemeyle kurtarılabilir doku gösterilen hastalarda, geç dönemde bile trombektominin yararlı olduğu gösterilmiştir. Buna karşılık "zaman beyindir" ilkesi geçerliliğini korur; her gecikmede daha çok doku kaybedilir.

Görüntülemede bu ayrım, difüzyon ve perfüzyon incelemelerinin karşılaştırılmasıyla yapılır. Difüzyon kısıtlaması çekirdeği, perfüzyon bozukluğunun daha geniş olması ise risk altındaki alanı gösterir; aradaki fark kurtarılabilir dokuyu tanımlar. Bilgisayarlı tomografi perfüzyon ve manyetik rezonans temelli yöntemler bu değerlendirmeyi sağlar.

Klinik yönetimde bu bölgenin korunması temel hedeftir ve birkaç ilke belirleyicidir. Kan basıncı, damar açılmadan önce aşırı düşürülmemelidir; çünkü bu bölgenin perfüzyonu doğrudan sistemik basınca bağımlıdır — otoregülasyon kaybolmuştur. Damar açıldıktan sonra ise yüksek basınç kanama riskini artırır; bu nedenle hedefler damarın durumuna göre değişir.

Ateş, kan şekeri yüksekliği ve hipoksi, metabolik gereksinimi artırarak dokunun kaybını hızlandırır; bu nedenle normotermi, kan şekeri denetimi ve yeterli oksijenlenme sağlanmalıdır. Hipovolemiden kaçınılması ve baş pozisyonunun perfüzyonu destekleyecek biçimde ayarlanması önerilir.

Nöroprotektif ilaçlar uzun süre araştırılmış ancak klinik uygulamaya girecek düzeyde etkinlik gösterememiştir; bugün için dokunun kurtarılmasının tek kanıtlanmış yolu, kan akımının yeniden sağlanmasıdır. Bu nedenle uygun hastalarda tromboliz ve trombektomi gecikmeden uygulanır.

Aynı kavram, beyin dışındaki organlar için de kullanılır; ancak asıl geliştirildiği ve klinik karar verdirdiği alan inme tedavisidir.

Eş anlamlılar

  • İskemik penumbra

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. American Heart Association / American Stroke Association, Guidelines for the Early Management of Patients With Acute Ischemic Stroke, 2019.