Kene
Kene (İng. tick), kan emerek beslenen ve çok sayıda hastalık etkenini insana bulaştırabilen eklem bacaklı canlıdır.
Etimoloji
Türkçe halk dilinden gelen bir sözcüktür; tıp dilinde Ixodidae ailesi olarak anılır.
Klinik bağlam
Keneler, konağa tutunarak günler boyunca kan emer. Tükürükleri ağrı kesici ve kan pıhtılaşmasını engelleyici maddeler içerdiğinden ısırık çoğunlukla fark edilmez; bu, hastaların temas öyküsünü hatırlamamasının nedenidir. Bulaş riski, kenenin tutunma süresiyle doğrudan ilişkilidir — birçok etken için bakterinin geçişi saatler sürer, bu nedenle erken çıkarma en etkili korunma yöntemidir.[1]
Ülkemizde en önemli kene kaynaklı hastalık Kırım-Kongo kanamalı ateşidir. Viral bir hastalıktır; ateş, halsizlik, kas ağrısı ve bulantıyla başlar, ardından trombositopeni, karaciğer enzim yüksekliği ve kanama bulguları gelişir. Bulaş yalnızca kene ısırığıyla değil, hasta kanı ve doku sıvılarıyla temas yoluyla da olur; bu nedenle hastane içi bulaş riski vardır ve sağlık çalışanları için temas önlemleri zorunludur. Kene çıkarılırken çıplak elle temas edilmemeli, koruyucu eldiven kullanılmalıdır. Bu hastalarda kas içi enjeksiyonlardan ve gereksiz girişimlerden kaçınılır; tedavi destekleyicidir ve bildirimi zorunludur.
Diğer kene kaynaklı hastalıklar arasında Lyme hastalığı — deri bulgusu eritema migrans — , kayalık dağlar benekli ateşi ve benzeri riketsiyozlar, tularemi, babeziyoz, anaplazmoz ve ehrlişyoz bulunur. Bu hastalıkların çoğunda tablo ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve döküntüyle başlar; özgül olmayan bu bulgular nedeniyle tanı, temas öyküsünün sorgulanmasına bağlıdır. Ateşli bir hastada kırsal alanda bulunma, hayvancılık ve piknik öyküsünün sorgulanmaması, sık yapılan bir eksikliktir.
Kene çıkarma tekniği önemlidir. Kene, ince uçlu bir cımbızla deriye olabildiğince yakın noktadan kavranmalı ve düz biçimde, sabit güçle çekilerek çıkarılmalıdır. Döndürmek, ezmek, yakmak, üzerine alkol, gazyağı ya da yağ dökmek önerilmez; bu uygulamalar kenenin tükürük ve mide içeriğini boşaltmasına yol açarak bulaş riskini artırır. Bu, halk arasında yaygın olan ancak zararlı olan uygulamaların düzeltilmesi gereken en önemli noktasıdır. Çıkarma sonrası bölge temizlenir ve ağız parçaları kalmışsa yabancı cisim gibi değerlendirilir.
Çıkarma sonrası izlem, tedaviden daha önemlidir. Hastaya, izleyen haftalar içinde ateş, döküntü, baş ağrısı ve halsizlik gelişmesi durumunda başvurması ve kene teması öyküsünü belirtmesi anlatılmalıdır. Bu bilgilendirme, geç tanıyı önleyen en pratik önlemdir.
Rutin antibiyotik profilaksisi çoğu durumda önerilmez; yalnızca Lyme hastalığının yaygın olduğu bölgelerde, uzun süre tutunmuş kenelerde tek doz doksisiklin düşünülür.
Ender ancak dikkat çekici bir tablo kene felcidir: kene tükürüğündeki nörotoksinin yol açtığı, ayaklardan başlayarak yukarı ilerleyen simetrik felç. Guillain-Barré sendromunu taklit eder; ayırt edici özellik, kenenin çıkarılmasıyla saatler-günler içinde tam düzelme sağlanmasıdır. Bu nedenle açıklanamayan ilerleyici felçte, özellikle çocuklarda, saçlı deri dâhil tüm vücudun kene açısından dikkatle muayene edilmesi gerekir.
Korunmada açık renkli ve uzun giysiler, pantolon paçalarının çorap içine sokulması, böcek kovucu kullanımı, uzun otlardan kaçınma ve açık alandan dönüşte tüm vücudun — özellikle saçlı deri, kulak arkası, koltuk altı ve kasık bölgesinin — kontrol edilmesi önerilir.
Eş anlamlılar
- Sakırga
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Bennett JE ve ark. (ed.), Mandell, Douglas, and Bennett's Principles and Practice of Infectious Diseases, 9. baskı, 2020.