Üremi
Üremi (İng. uremia; Yun. ouron, idrar + haima, kan), böbrek yetmezliğinde atılamayan metabolik atıkların birikmesiyle ortaya çıkan klinik sendromdur.
Etimoloji
Yunanca idrar anlamındaki ouron ile kan anlamındaki haima sözcüklerinden oluşur; "kanda idrar" anlamına gelir.
Klinik bağlam
Kavramın en önemli özelliği, tek bir molekülle açıklanamamasıdır. Üre, kolay ölçüldüğü için sendromun adını taşır; ancak belirtilerin başlıca sorumlusu değildir. Yüzlerce üremik toksin tanımlanmıştır: küçük suda çözünen moleküller, proteine bağlı toksinler ve orta büyüklükteki moleküller. Ayrıca hormonal bozukluklar, kronik iltihap ve oksidatif stres tabloya katkıda bulunur. Bu nedenle tedavi kararı, tek bir laboratuvar değerine değil klinik bulgulara dayandırılmalıdır.[1]
Belirtiler çok sistemlidir. Sindirim sisteminde iştahsızlık, bulantı, kusma, ağızda metalik tat ve amonyak kokusu; sinir sisteminde halsizlik, dikkat azalması, uyku bozukluğu, huzursuz bacaklar, periferik nöropati ve ilerlemiş olgularda üremik ensefalopati görülür. Ensefalopatide konfüzyon, asteriksis, nöbet ve koma gelişir.
Kanama eğilimi, üreminin ayırt edici bir özelliğidir. Trombosit sayısı normal olmasına karşın işlevi bozulmuştur; kanama zamanı uzar. Bu nedenle üremik hastada girişimler kanama riski taşır. Tedavide desmopressin, kriyopresipitat, östrojen ve diyaliz kullanılır; bu düzeneğin bilinmemesi, kanamanın nedeninin yanlış değerlendirilmesine yol açar.
Üremik perikardit ayrı bir başlıktır ve klinik açıdan önemlidir: perikart sürtünme sesi, göğüs ağrısı ve efüzyonla ortaya çıkar; tamponada ilerleyebilir. Bu tablo, acil diyaliz endikasyonlarından biridir. Ayrıca bu hastalarda antikoagülasyon, hemorajik efüzyon riski nedeniyle dikkat gerektirir.
Diğer bulgular arasında kaşıntı, deride sarımsı-gri renk değişikliği, üremik don, kas güçsüzlüğü, kramplar, cinsel işlev bozukluğu ve bağışıklık yanıtının baskılanması bulunur. Bağışıklık baskılanması nedeniyle enfeksiyonlar sık görülür ve ateş yanıtı körelebilir.
Metabolik bozukluklar tabloya eşlik eder: metabolik asidoz, hiperkalemi, hiperfosfatemi, hipokalsemi, sekonder hiperparatiroidi, anemi ve sıvı yüklenmesi.
Diyaliz başlama kararı, güncel yaklaşımda yalnızca laboratuvar değerlerine değil belirtilere dayandırılır. Kesin endikasyonlar şunlardır: tedaviye dirençli hiperkalemi, tedaviye yanıtsız metabolik asidoz, ilaçlara yanıt vermeyen sıvı yüklenmesi ve akciğer ödemi, üremik perikardit, üremik ensefalopati ve seçilmiş zehirlenmeler. Bu ölçütler, öğretici bir kısaltma olarak da anılır ve klinik karar vermeyi kolaylaştırır. Belirti bulunmayan hastada yalnızca yüksek üre değerine bakılarak diyalize başlanmasının yarar sağlamadığı gösterilmiştir.
Diyaliz başlangıcında dikkat edilmesi gereken bir tablo, denge bozukluğu sendromudur: üre düzeyinin çok hızlı düşürülmesiyle beyin ödemi gelişir; baş ağrısı, bulantı, konfüzyon ve nöbet görülür. Korunmada ilk seanslar kısa ve düşük etkinlikte planlanır.
İlaç yönetimi bu hastalarda ayrı özen gerektirir: böbrekten atılan ilaçların dozu ayarlanmalı, nefrotoksik ilaçlardan kaçınılmalı ve diyalizle uzaklaştırılan ilaçların uygulama zamanı planlanmalıdır. Ayrıca magnezyum içeren preparatlar ve fosfat içeren lavmanlar bu grupta sakıncalıdır.
Beslenme desteği, kaşeksinin önlenmesi ve kemik-mineral bozukluğunun yönetimi uzun dönem izlemin parçalarıdır; böbrek nakli, uygun hastalarda en iyi sonucu veren tedavidir.
Eş anlamlılar
- Üremik sendrom
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.