İçeriğe atla

Zona

DrSozluk sitesinden
07.40, 26 Ağustos 2026 tarihinde Serkan (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 837 numaralı sürüm (Bot: yeni madde)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Zona (İng. herpes zoster; Yun. zoster, kuşak), gizli kalmış varisella-zoster virüsünün yeniden etkinleşmesiyle tek bir dermatomda ortaya çıkan ağrılı veziküler döküntüdür.

Etimoloji

Yunanca kuşak anlamındaki zoster sözcüğünden gelir; döküntünün gövdeyi kuşak gibi sarmasına gönderme yapar.

Klinik bağlam

Su çiçeği geçirildikten sonra virüs, arka kök ve kraniyal sinir ganglionlarında ömür boyu gizli kalır. Hücresel bağışıklığın zayıflaması durumunda yeniden çoğalarak sinir boyunca deriye ulaşır. Risk yaşla birlikte belirgin biçimde artar; ayrıca HIV enfeksiyonu, kanser, organ nakli, kemoterapi, kortikosteroid ve bağışıklığı baskılayan ilaç kullanımı riski yükseltir. Genç bir hastada yaygın ya da yineleyen tablo görüldüğünde, altta yatan bağışıklık yetmezliği araştırılmalıdır.[1]

Klinik seyir tipiktir: döküntüden birkaç gün önce başlayan yanma, batma ya da derin ağrı bulunur. Bu öncü dönemde tanı güçtür ve ağrı, yerleşimine göre kalp hastalığı, safra kesesi hastalığı, böbrek taşı ya da disk hernisiyle karıştırılabilir; bu, klinikteki en yaygın tuzaklardan biridir. Ardından zeminde kızarıklık üzerinde gruplaşmış veziküller ortaya çıkar. Ayırt edici özellik, döküntünün tek bir dermatomla sınırlı kalması ve orta hattı geçmemesidir. Lezyonlar günler içinde kabuklanır; kabuklar dökülene dek hasta bulaştırıcıdır.

Bazı yerleşimler özel önem taşır. Trigeminal sinirin oftalmik dalı tutulduğunda göz tehlikededir; burun ucunda lezyon bulunması göz tutulumu açısından uyarıcıdır ve acil göz değerlendirmesi gerektirir. Tedavi edilmeyen olgularda keratit, üveit ve kalıcı görme kaybı gelişebilir. Ramsay Hunt sendromunda kulak kepçesi ve dış kulak yolunda döküntü, yüz felci ile işitme ve denge bozukluğu birlikte görülür; erken tedavi, yüz felcinin düzelme olasılığını artırır. Sakral dermatomların tutulması idrar tutulmasına yol açabilir.

Bağışıklığı baskılanmış hastalarda döküntü birden çok dermatoma yayılabilir, kanamalı ve nekrotik görünüm alabilir; iç organ tutulumu, ensefalit ve pnömoni gelişebilir. Bu hastalarda damar yolundan tedavi ve hastaneye yatış gerekir.

Tanı çoğunlukla klinik görünümle konur; kuşkulu ve atipik olgularda lezyondan alınan örnekte polimeraz zincir tepkimesi kullanılır.

Tedavide asiklovir, valasiklovir ya da famsiklovir uygulanır. İlacın döküntünün ilk günlerinde başlatılması iyileşmeyi hızlandırır, akut ağrıyı azaltır ve komplikasyon riskini düşürür; bu nedenle erken başvuru ve erken tanı belirleyicidir. Böbrek işlevine göre doz ayarlanır ve yeterli sıvı alımı sağlanır. Ağrı yönetimi tedavinin ayrılmaz parçasıdır ve yalnızca konfor için değil, kronikleşmeyi azaltmak amacıyla da önemsenir.

En sık kalıcı sorun postherpetik nevraljidir: döküntü iyileştikten sonra süren yanıcı, saplanıcı ağrı ve dokunmayla tetiklenen aşırı duyarlılık. Yaşla birlikte sıklığı ve şiddeti artar; uykuyu, ruh sağlığını ve işlevselliği belirgin biçimde bozar. Tedavide gabapentinoidler, trisiklik antidepresanlar, yerel lidokain ve kapsaisin kullanılır; dirençli olgularda girişimsel yöntemler değerlendirilir.

Virüs ayrıca damar duvarını tutarak inme riskini geçici olarak artırabilir; özellikle oftalmik yerleşimli olgularda bu ilişki gösterilmiştir.

Korunmada rekombinant kuşak aşısı, hem hastalığı hem postherpetik nevraljiyi belirgin biçimde azaltır. Canlı olmadığından bağışıklığı baskılanmış kişilerde de uygulanabilir. Bulaş açısından, zona lezyonlarıyla temas eden ve daha önce su çiçeği geçirmemiş kişilerde su çiçeği gelişebilir; bu nedenle lezyonların örtülmesi ve duyarlı kişilerle temasın sınırlanması önerilir.

Eş anlamlılar

  • Herpes zoster
  • Gece yanığı

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Bennett JE ve ark. (ed.), Mandell, Douglas, and Bennett's Principles and Practice of Infectious Diseases, 9. baskı, 2020.