İçeriğe atla

Üst havayolu tıkanıklığı

DrSozluk sitesinden

Üst havayolu tıkanıklığı (İng. upper airway obstruction), gırtlak ve üzerindeki solunum yollarında hava akımının kısmen ya da tümüyle engellenmesidir. Hızla ölümcül olabilen acil bir durumdur.

Etimoloji

Anatomik yerleşimi ve işlevsel bozukluğu birlikte tanımlayan betimleyici bir terimdir.

Klinik bağlam

Tıkanıklık, ağız-yutak bölgesinden gırtlak ve soluk borusunun üst bölümüne kadar uzanan alanda gelişebilir. Bu bölgede hava akımı türbülanslıdır ve çapın azalması, direnci çok daha büyük oranda artırır; bu nedenle küçük bir ödem bile belirgin solunum güçlüğü yaratır. Çocuklarda havayolu çapının küçük olması, aynı miktardaki ödemin çok daha ağır sonuç doğurmasına yol açar.[1]

Nedenler yaşa göre değişir. Bilinci kapalı hastada en sık neden, dil kökünün geriye düşmesidir; basit pozisyon manevralarıyla düzelir. Diğer nedenler yabancı cisim aspirasyonu, anafilaksiye bağlı ödem, anjiyoödem, epiglottit, krup, retrofaringeal ve peritonsiller apse, yanık ve inhalasyon hasarı, travma, tümör, iki taraflı ses teli felci ve gırtlak spazmıdır. Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörlerine bağlı anjiyoödem, aylar-yıllar sonra bile ortaya çıkabildiğinden kolayca gözden kaçar.

Klinik bulgular tıkanıklığın yeri ve derecesiyle değişir. Soluk alırken duyulan stridor, gırtlak düzeyinde ya da üzerinde bir engeli gösterir; iki yönlü stridor daha ağır ve sabit bir daralmaya işaret eder. Ses değişikliği, konuşamama, salya akması, yutamama, öne eğilerek oturma ve yardımcı solunum kaslarının kullanılması diğer bulgulardır. Belirgin bir tuzak vardır: tıkanıklık ilerledikçe hava akımı azaldığından stridor hafifler ya da kaybolur; bu, iyileşme değil yaklaşan tam tıkanma belirtisidir. Aynı biçimde, oksijen saturasyonunun normal görünmesi de yanıltıcıdır — düşme, çoğunlukla geç ve ani gerçekleşir.

İlk yaklaşımda hasta rahat ettiği pozisyonda bırakılır, oksijen verilir ve ajitasyona yol açacak girişimlerden kaçınılır. Özellikle çocuklarda ağız içi muayene ve damar yolu girişimi, tam tıkanmayı tetikleyebileceğinden havayolu güvence altına alınana dek ertelenir. Yabancı cisimle boğulmada bilinci açık hastada sırta vuru ve karın basısı uygulanır; bilinç kaybında temel yaşam desteği başlatılır. Anafilakside gecikmeden kas içine adrenalin uygulanması yaşam kurtarıcıdır ve havayolu ödemini geriletir; herediter anjiyoödemde ise adrenalin etkisizdir ve tabloya özgü tedavi gerekir. Epiglottit ve derin boyun enfeksiyonlarında antibiyotik gerekir, ancak öncelik havayolunun güvenliğidir. Krupta nemlendirilmiş hava ve nebülize adrenalin ile sistemik kortikosteroid kullanılır.

Havayolunun güvence altına alınmasında en kritik nokta planlamadır. Bu hastalarda kas gevşetici verilerek hızlı indüksiyon yapılması, entübasyon başarısız olduğunda maske ventilasyonunun da sağlanamadığı bir çıkmaza yol açabilir. Bu nedenle spontan solunumun korunduğu yöntemler, uyanık fiberoptik entübasyon ya da doğrudan cerrahi havayolu seçenekleri değerlendirilir. Deneyimli ekip, güç havayolu gereçleri ve cerrahi havayoluna hazırlık — ideal olarak boyun bölgesi önceden işaretlenmiş biçimde — standart önlemlerdir. Tümü başarısız olduğunda krikotiroidotomi uygulanır; kararın geciktirilmesi, bu alandaki en sık ölümcül hatadır.

Tıkanıklığın hızla giderildiği hastalarda, güçlü soluk alma çabasının yarattığı negatif basınca bağlı akciğer ödemi gelişebilir; köpüklü balgam ve hipoksemiyle ortaya çıkar, destek tedavisiyle çoğunlukla hızla düzelir.

Ekstübasyon sonrası stridor, uzun süre entübe kalan hastalarda görülür; kaf indirildiğinde hava kaçağının olmaması riski gösterir. Yüksek riskli hastalarda önceden kortikosteroid verilmesi bu riski azaltır. Ekstübasyon, yeniden entübasyon olanağı hazır tutularak planlanmalıdır.

Eş anlamlılar

  • Havayolu obstrüksiyonu

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Gropper MA ve ark. (ed.), Miller's Anesthesia, 9. baskı, 2020.