İntraserebral kanama
İntraserebral kanama (İng. intracerebral hemorrhage), beyin dokusu içine kanamayla giden inme biçimidir. İskemik inmeden daha az sıklıkta görülür ancak ölüm oranı belirgin biçimde yüksektir.
Etimoloji
Latince intra (içinde) ve cerebrum (beyin) sözcüklerinden oluşur; kanamanın beyin parankimi içinde yer aldığını belirtir.
Klinik bağlam
En sık neden kronik hipertansiyondur. Uzun süreli yüksek kan basıncı, derin yapıları besleyen küçük penetran arterlerde lipohiyalinoz ve mikroanevrizma oluşumuna yol açar; bu damarların yırtılmasıyla bazal ganglionlar, talamus, pons ve serebellumda tipik yerleşimli kanamalar gelişir. İkinci sıradaki neden, ileri yaşta lober — kortikal-subkortikal — kanamalara yol açan serebral amiloid anjiyopatidir. Diğer nedenler arasında antitrombotik ilaç kullanımı, damar yapı bozuklukları — arteriyovenöz malformasyon, kavernom, anevrizma —, tümör içine kanama, serebral venöz sinüs trombozu, vaskülit, sempatomimetik madde kullanımı ve koagülopatiler bulunur. Genç hastada ve atipik yerleşimde ikincil nedenlerin araştırılması gerekir.[1]
Hasarın iki bileşeni vardır. Birincil hasar, hematomun dokuyu itip yırtmasıyla oluşur; ikincil hasar ise çevresindeki ödem, enflamasyon, kan yıkım ürünlerinin toksisitesi ve intrakraniyal basınç artışıyla gelişir. Hematomun ilk saatlerde büyümesi sıktır ve kötü sonuçla güçlü biçimde ilişkilidir; erken dönem tedavinin odağı bu büyümeyi sınırlamaktır.
Klinik tablo dakikalar içinde ilerleyen fokal nörolojik kayıpla başlar; baş ağrısı, kusma, bilinç düzeyinde bozulma ve yüksek kan basıncı iskemik inmeye göre daha sık eşlik eder. Ancak bu bulgular ayırıcı değildir; ayrım yalnızca görüntülemeyle yapılır. Kontrastsız bilgisayarlı tomografi hematomu hemen gösterir; BT anjiyografide hematom içinde kontrast sızıntısının görülmesi — nokta belirtisi — hematom büyümesini öngörür. Manyetik rezonans görüntüleme, altta yatan lezyonların ve amiloid anjiyopatiye özgü mikrokanamaların gösterilmesinde üstündür.
Acil yönetimin temel adımları hızlı yapılmalıdır. Kan basıncının denetimli biçimde düşürülmesi hematom büyümesini azaltır; aşırı ve dalgalı düşüşten kaçınılır. Antikoagülan kullanan hastada etkinin geri çevrilmesi ivedidir: K vitamini antagonistlerinde protrombin kompleks konsantresi ve K vitamini, doğrudan etkili oral antikoagülanlarda ise ilaca özgü antidotlar ya da uygun faktör konsantreleri kullanılır. Trombositopeni düzeltilir; buna karşılık antiagregan kullanan hastalarda rutin trombosit süspansiyonu verilmesi zararlı bulunmuştur ve önerilmez. Kan şekeri, ateş ve nöbet denetimi sağlanır; profilaktik antiepileptik kullanımı önerilmez.[2]
Cerrahi kararlar seçicidir. Serebellar kanamada belirgin hacim, beyin sapı basısı ya da hidrosefali varlığında hematom boşaltılması yaşam kurtarıcıdır ve gecikmemelidir; bu, en açık cerrahi endikasyondur. Supratentoryal kanamalarda rutin açık cerrahinin yararı gösterilememiştir; ancak minimal invaziv boşaltma yöntemleri seçilmiş hastalarda umut vermektedir. İntraventriküler kanama ve hidrosefalide eksternal ventriküler drenaj uygulanır.
İzlem, mümkünse nöroyoğun bakım koşullarında yapılır; bilinç düzeyi, pupil yanıtı ve nörolojik muayene sık aralıklarla değerlendirilir. Kötüleşme durumunda yeniden görüntüleme gerekir. Uzun süreli yatak istirahatine bağlı komplikasyonlardan korunma, yutma değerlendirmesi ve erken rehabilitasyon sonucu etkiler.
Klinik tuzakların başında, erken dönemde kötü görünen hastada tedavi çabasının sınırlandırılması gelir; ilk saatlerde konulan yaşam sonu kararlarının kendi kendini doğrulayan kötümser bir yanılgı yarattığı, bu nedenle en az ilk gün boyunca etkin tedavinin sürdürülmesi gerektiği vurgulanmaktadır. İkincisi, amiloid anjiyopatiye bağlı lober kanamada antikoagülasyonun yeniden başlatılmasının yüksek yineleme riski taşımasıdır; bu karar bireysel olarak ve görüntüleme bulguları göz önüne alınarak verilir.
Eş anlamlılar
- Hemorajik inme
- Beyin kanaması