Algı
Algı (İng. perception), duyu organlarından gelen bilginin sinir sistemi tarafından yorumlanarak anlamlı bir bütüne dönüştürülmesidir.
Etimoloji
Türkçe "algılamak" fiilinden türetilmiştir; tıp dilinde Latince perceptio karşılığı kullanılır.
Klinik bağlam
Duyu ile algı arasındaki ayrım klinik değerlendirmenin temelidir: duyu, uyaranın alıcılar tarafından saptanıp iletilmesidir; algı ise bu bilginin bellek, dikkat ve beklentiyle birleştirilerek yorumlanmasıdır.[1] Bu nedenle duyu organları sağlam olduğu halde algı bozulabilir; agnozide hasta nesneyi görür ancak tanıyamaz. Tersine, duyu yolları zedelendiğinde de yanlış algılar oluşabilir. Bu ayrım yapılmadan yapılan değerlendirme, lezyonun yerini belirlemede yanıltıcı olur.
Algı bozuklukları üç ana başlıkta toplanır ve ayrımları tanı açısından belirleyicidir. Yanılsamada var olan bir uyaran yanlış yorumlanır; loş ışıkta perdenin insan sanılması buna örnektir ve sağlıklı kişilerde de görülebilir. Sanrıda ise uyaran yokken algı oluşur. Çarpıtmalarda nesnelerin boyutu, biçimi ya da uzaklığı olduğundan farklı algılanır; migren aurasında ve epilepsi nöbetlerinde görülebilir. Bu kavramların, gerçeğe uymayan inanç anlamındaki hezeyandan ayrılması gerekir; hezeyan bir düşünce bozukluğudur, algı bozukluğu değildir.
Sanrının niteliği, altta yatan nedeni büyük ölçüde belirler ve bu, en yararlı klinik ipuçlarından biridir. İşitsel sanrılar, özellikle konuşan sesler biçiminde olanlar, birincil psikiyatrik hastalıkları düşündürür. Görsel sanrılar ise öncelikle organik nedenleri akla getirmelidir: deliryum, madde yoksunluğu, ilaç yan etkisi, epilepsi, demans ve göz hastalıkları. Bu nedenle görsel sanrıyla başvuran hastada psikiyatrik tanı konmadan önce bedensel nedenler araştırılmalıdır. Lewy cisimcikli demansta ayrıntılı ve yinelenen görsel sanrılar tipiktir; Charles Bonnet sendromunda ise görme kaybı olan kişide, içgörüsü korunmuş biçimde görsel sanrılar ortaya çıkar ve bu, psikiyatrik hastalık değildir.
Ağrı algısı, kavramın bir başka önemli uygulama alanıdır; ağrı, doku hasarının doğrudan ölçüsü değil, sinir sisteminde işlenen bir yaşantıdır. Bu nedenle aynı hasar farklı kişilerde farklı şiddette ağrıya yol açar ve dikkat, beklenti, kaygı ile geçmiş deneyimler algıyı değiştirir. Bu ilke, kronik ağrıda merkezî duyarlılaşma kavramının temelidir. Değerlendirmede duyu organlarının ayrı ayrı sınanması, dikkat ve bilinç düzeyinin belirlenmesi ve ilaç öyküsünün alınması temel adımlardır.
Eş anlamlılar
- Persepsiyon
- Algılama
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Ropper AH ve ark., Adams and Victor's Principles of Neurology, 11. baskı, 2019.