Atopik dermatit
Atopik dermatit (İng. atopic dermatitis; Yun. atopos "yersiz, olağandışı" + derma "deri"), kaşıntı, kuruluk ve yineleyen egzama lezyonlarıyla seyreden kronik enflamatuvar deri hastalığıdır. Halk arasında egzama olarak da bilinir.
Etimoloji
Yunanca atopos (yersiz, alışılmadık) sözcüğünden gelen atopi, aşırı duyarlılık eğilimini; dermatitis ise deri enflamasyonunu belirtir.
Klinik bağlam
Hastalığın patogenezinde iki eksen birlikte rol oynar. Birincisi deri bariyerinin bozukluğudur: filaggrin geninde işlev kaybına yol açan değişiklikler, boynuzsu tabakanın bütünlüğünü ve nem tutma kapasitesini azaltır; su kaybı artar, alerjen ve mikroorganizmaların geçişi kolaylaşır. İkincisi tip 2 bağışıklık yanıtının baskınlığıdır; interlökin-4, interlökin-13 ve interlökin-5 enflamasyonu sürdürür, bariyer proteinlerinin üretimini baskılar ve kaşıntıyı artırır. Bu iki eksen birbirini besleyerek kısır döngü oluşturur; kaşıma bariyeri daha da bozar.[1]
Çoğunlukla süt çocukluğu döneminde başlar. Bebeklerde yanaklar, saçlı deri ve ekstremitelerin dış yüzleri tutulurken, çocuklukta ve erişkinde dirsek ve diz iç yüzleri, boyun, el bilekleri ve göz çevresi öne çıkar. Uzun süren olgularda deri kalınlaşır ve çizgilenme belirginleşir — likenifikasyon. Kaşıntı hastalığın belirleyici bulgusudur; uykuyu bozar, dikkat ve okul-iş başarısını etkiler, çocuklarda ve ailede belirgin yük yaratır. Bu yükün küçümsenmesi, tedavi kararlarında sık yapılan bir hatadır.
Atopik yürüyüş kavramı, atopik dermatiti olan çocuklarda ilerleyen yıllarda besin alerjisi, alerjik astım ve alerjik rinit gelişme olasılığının artmasını anlatır. Ancak besin alerjisi taramasının rutin yapılması önerilmez; klinik öyküyle desteklenmeyen pozitif test sonuçları gereksiz kısıtlayıcı diyetlere ve beslenme sorunlarına yol açar.
Tanı kliniktir; ölçütler kaşıntı, tipik dağılım ve morfoloji, kronik yineleyici gidiş ve kişisel ya da ailesel atopi öyküsüne dayanır. Ayırıcı tanıda kontakt dermatit, seboreik dermatit, psoriazis, uyuz, kutanöz T hücreli lenfoma ve bağışıklık yetmezliği sendromları yer alır; tedaviye dirençli ve atipik olgularda bu tanılar araştırılmalıdır.
Komplikasyonların başında enfeksiyonlar gelir. Deri sıklıkla Staphylococcus aureus ile kolonizedir; ani kötüleşme, sızıntı ve kabuklanma bakteriyel enfeksiyonu düşündürür. Herpes simpleks virüsünün yaygın deri enfeksiyonu — egzama herpetikum — ateş, yaygın veziküller ve genel durum bozukluğuyla seyreden, acil antiviral tedavi gerektiren bir tablodur ve bakteriyel enfeksiyonla karıştırılmamalıdır. Göz çevresi tutulumunda konjonktivit ve keratokonus bildirilmiştir.
Tedavinin temeli bariyer onarımıdır: günlük ve bol miktarda nemlendirici kullanımı, ılık ve kısa duş, tahriş edici sabun ve tetikleyicilerden kaçınma. Alevlenmelerde topikal kortikosteroidler ilk seçenektir; potens, tutulan bölge ve yaşa göre seçilir. Topikal kalsinörin inhibitörleri yüz, göz çevresi ve kıvrım bölgeleri gibi ince deride ve idame tedavisinde yeğlenir. Yeni topikal seçenekler arasında fosfodiesteraz-4 ve Janus kinaz inhibitörleri bulunur. Orta ve ağır olgularda dar bant ultraviyole tedavisi, sistemik immünsupresifler ve tip 2 enflamasyonu hedefleyen biyolojik ajanlar ile oral Janus kinaz inhibitörleri kullanılır.[2]
Uygulamada en yaygın sorun, topikal kortikosteroid korkusu nedeniyle yetersiz tedavidir; yeterli miktarda ve yeterli süre uygulanmadığında hastalık denetlenemez ve daha güçlü tedavilere gereksinim doğar. Bu nedenle hastaya uygulama miktarı ve süresi somut biçimde anlatılmalı, kaygılar açıkça ele alınmalıdır. Sistemik kortikosteroidlerin uzun süreli kullanımı, kesildiğinde ağır alevlenmeye yol açtığı için önerilmez.
Yatan hastada ve ameliyat çevresinde deri bütünlüğünün korunması, bantlara bağlı tahrişten kaçınılması, nemlendirici uygulamasının sürdürülmesi ve enfeksiyon açısından dikkatli olunması önerilir; yaygın hastalıkta damar yolu ve kateter bölgeleri özenle seçilmelidir.
Eş anlamlılar
- Egzama
- Atopik egzama