Hipernatremi
Hipernatremi (İng. hypernatremia; Yun. hyper- "aşırı" + Lat. natrium "sodyum"), serum sodyum derişiminin normal üst sınırın üzerine çıkmasıdır. Her zaman hücre dışı sıvının hipertonik olduğunu ve hücre içi su kaybını gösterir.
Etimoloji
Yunanca hyper (üstünde) ön eki ile sodyumun Latince adı natriumun birleşiminden türetilmiştir.
Klinik bağlam
Tablonun özü sodyum fazlalığı değil, sodyuma göre su eksikliğidir. Serum sodyumu, toplam vücut sodyumunun toplam vücut suyuna oranını yansıtır; bu nedenle hipernatremi çoğunlukla su kaybı ya da yetersiz su alımıyla gelişir. Sağlam susama duygusu ve erişilebilir su, hipernatremiye karşı son derece etkili bir korunma sağlar; bu nedenle tablonun ortaya çıkması, hastanın su alamadığını ya da susama mekanizmasının bozulduğunu gösterir. Bebekler, yaşlılar, bilinci kapalı hastalar, entübe hastalar ve bakıma bağımlı kişiler bu nedenle en riskli gruplardır.[1]
Nedenler üç grupta ele alınır. Saf su kaybı: ateş, aşırı terleme, solunum yoluyla artmış kayıp ve santral ya da nefrojenik diabetes insipidus. Hipotonik sıvı kaybı: kusma, ishal, ozmotik diürez — hiperglisemi, mannitol, yüksek proteinli enteral beslenme —, kıvrım diüretikleri ve geniş yanıklar. Sodyum yüklenmesi: hipertonik salin ve sodyum bikarbonat uygulaması, yanlış hazırlanmış mama, tuz zehirlenmesi ve hiperaldosteronizm. Yoğun bakımda en sık karşılaşılan biçim, kaybın karşılanamamasına bağlı gelişen ve iyatrojenik kabul edilen hipernatremidir; sıvı dengesinin dikkatli izlenmesiyle büyük ölçüde önlenebilir.
Belirtiler nörolojiktir ve gelişme hızına bağlıdır. Hücre dışı sıvının hipertonik olması beyin hücrelerinden su çekilmesine yol açar. Halsizlik, huzursuzluk, kas seğirmesi, hiperrefleksi, letarji, konfüzyon, nöbet ve koma görülebilir. Hızlı gelişen ağır olgularda beyin hacminin küçülmesi köprü venlerini gererek intrakraniyal kanamaya yol açabilir. Susama duygusunun korunduğu hastada belirgin susuzluk yakınması bulunurken, susama bozukluğu olanlarda bu uyarı yoktur.
Beynin uyum mekanizması, tedavi ilkelerini belirleyen kilit noktadır: kronik hipernatremide beyin hücreleri içine ozmotik olarak etkin maddeler alarak hacmini korur. Bu durumda serum sodyumunun hızla düşürülmesi, suyun hücre içine hızla girmesine ve serebral ödeme yol açar. Bu nedenle kronik hipernatremide düzeltme hızının günlük sınırlar içinde tutulması zorunludur. Buna karşılık saatler içinde gelişmiş akut hipernatremide daha hızlı düzeltme güvenlidir ve yararlıdır; akut-kronik ayrımı yapılmadan uygulanan tek tip yaklaşım hem yetersiz hem tehlikeli olabilir.[2]
Değerlendirmede hacim durumu belirlenir, idrar hacmi ve ozmolalitesi ile idrar sodyumu ölçülür. Böbrek suyu uygun biçimde koruyorsa idrar yoğun ve hacmi düşüktür; buna karşılık bol miktarda seyreltik idrar çıkışı diabetes insipidusu düşündürür. Antidiüretik hormon eksikliğine bağlı santral biçim ile böbreğin hormona yanıtsız kaldığı nefrojenik biçim, sentetik hormon uygulanmasına verilen yanıtla ayrılır. Ozmotik diürezde idrar ozmolalitesi orta düzeydedir ve idrarda ozmotik etkin madde saptanır.
Tedavide önce hemodinamik dengesizlik düzeltilir; şok tablosunda izotonik sıvı önceliklidir. Ardından serbest su eksikliği hesaplanır ve mümkünse ağızdan ya da enteral yolla su verilir; bu yol en fizyolojik ve en güvenli seçenektir. Damar yolu gerekiyorsa hipotonik çözeltiler kullanılır. Sürmekte olan kayıpların da hesaba katılması gerekir; yalnızca hesaplanan eksiğin verilmesi sık yapılan bir eksikliktir. Sodyum düzeyi düzenli aralıklarla ölçülerek düzeltme hızı izlenir. Altta yatan neden eş zamanlı ele alınır: santral diabetes insipidusta hormon replasmanı, nefrojenik biçimde sorumlu ilacın kesilmesi ve elektrolit bozukluklarının düzeltilmesi, hiperglisemide glisemik denetim.
Korunma, tedaviden daha etkilidir: risk altındaki hastalarda günlük sıvı dengesinin izlenmesi, enteral beslenen hastada serbest su verilmesi, bilinci kapalı hastalarda düzenli elektrolit ölçümü ve gereksiz hipertonik sıvı kullanımından kaçınılması temel önlemlerdir. Hastanede gelişen hipernatremi, bakım kalitesinin bir göstergesi olarak değerlendirilir ve artmış ölüm oranıyla ilişkilidir.
Eş anlamlılar
- Sodyum yüksekliği