İçeriğe atla

Oftalmik arter

DrSozluk sitesinden

Oftalmik arter (İng. ophthalmic artery; Lat. arteria ophthalmica), internal karotis arterin ilk büyük dalı olup göz küresini, orbita içeriğini ve çevre yapıları besleyen atardamardır.

Etimoloji

Yunanca göz anlamındaki ophthalmos sözcüğünden türetilmiştir.

Klinik bağlam

Damar, internal karotis arterin kavernöz sinüsü terk ettiği noktadan hemen sonra ayrılır ve optik sinirle birlikte optik kanaldan orbitaya girer. Başlıca dalları santral retinal arter, siliyer arterler, lakrimal arter, etmoidal arterler ve supraorbital ile supratroklear dallardır. Bu son dallar, yüz bölgesindeki eksternal karotis dallarıyla anastomoz kurar; bu bağlantı, karotis tıkanıklığında kollateral akım sağlayabilir ve akımın yön değiştirmesi Doppler incelemesinde ileri derecede darlığın göstergesi olarak kullanılır.[1]

Santral retinal arter, retinanın iç tabakalarını besleyen tek damardır ve gerçek anlamda son arter niteliğindedir; tıkandığında yeterli kollateral bulunmadığından ani ve ağrısız görme kaybı gelişir. Bu tablo, gözün inme eşdeğeri kabul edilir ve acil değerlendirme gerektirir. Göz dibi incelemesinde retinada solukluk ve maküla bölgesinde kiraz kırmızısı leke görülür. Kaynak çoğunlukla karotis bifurkasyonundaki plak ya da kardiyoembolizmdir; bu nedenle hasta, inme ikincil korunması çerçevesinde — karotis görüntülemesi, ritim izlemi, ekokardiyografi ve risk etkeni yönetimi — değerlendirilmelidir. Geçici tıkanıklık, tek gözde kısa süreli görme kaybına — amaurosis fugax — yol açar ve aynı biçimde uyarıcı bulgu olarak ele alınır.

Yaşlı hastada ani görme kaybında dev hücreli arterit mutlaka düşünülmelidir; bu vaskülit posterior siliyer arterleri tutarak arteritik ön iskemik optik nöropatiye yol açar. Çene kladikasyosu, şakak hassasiyeti, baş ağrısı ve akut faz yüksekliği uyarıcıdır; kuşku varlığında tanı doğrulanmadan yüksek doz kortikosteroid başlatılması, diğer gözün korunması açısından yaşamsaldır.

Damarın klinik önemi göz dışında da vardır. Kavernöz sinüs bölgesindeki patolojiler — anevrizma, tromboz, karotikokavernöz fistül — oftalmik damarları etkileyerek pulsatil ekzoftalmus, kemozis ve orbital üfürüm yaratır. Orbital selülit ve apselerde, süperior oftalmik ven yoluyla enfeksiyonun kavernöz sinüse yayılması ciddi bir komplikasyondur.

Girişimsel açıdan, yüz bölgesine uygulanan dolgu enjeksiyonlarının bu damar sistemine kaçması, retrograd akımla santral retinal artere ulaşarak kalıcı görme kaybına yol açabilir; glabella ve burun bölgesi en riskli alanlardır. Aynı biçimde endovasküler girişimlerde ve etmoidal arter embolizasyonlarında görme kaybı riski gözetilir.

Yoğun bakım ve anestezi uygulamasında, göz küresine uzun süreli bası — özellikle yüzüstü pozisyonda yapılan cerrahilerde — göz içi basıncı artırarak retinal perfüzyonu bozabilir ve iskemik optik nöropatiye yol açabilir. Bu nedenle yüzüstü pozisyonda gözlerin serbest bırakılması, düzenli aralıklarla kontrol edilmesi, hipotansiyondan ve aneminin ağırlaşmasından kaçınılması önerilir. Uzun süre sedatize hastalarda göz kapaklarının kapatılamaması nedeniyle gelişen kornea hasarından korunmak için göz bakımı rutin uygulamanın parçasıdır.

Karotis darlığı olan hastalarda göz bulgularının sorgulanması, hastalığın belirtili olup olmadığını belirler ve revaskülarizasyon kararını etkiler; bu nedenle geçici görme kaybı öyküsü ayrıntılı olarak araştırılmalıdır.

Eş anlamlılar

  • Arteria ophthalmica
  • Göz atardamarı

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Standring S (ed.), Gray's Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice, 42. baskı, 2020.