Post-trombotik sendrom
Post-trombotik sendrom (İng. post-thrombotic syndrome), derin ven trombozu sonrasında gelişen kronik venöz yetmezlik tablosudur. Bacakta ağrı, şişlik, deri değişiklikleri ve ileri olgularda ülserle seyreder.
Etimoloji
Ad, tablonun tromboz sonrası ortaya çıkmasını belirtir. Yazında "posttrombotik" ve "postflebitik sendrom" adlandırmaları da kullanılır.
Klinik bağlam
Mekanizma iki bileşene dayanır. Birincisi, pıhtının kalıcı olarak damarı daraltması ya da tıkamasıyla oluşan venöz çıkış engelidir. İkincisi ve çoğu zaman daha belirleyici olanı, pıhtı çözülürken ven kapaklarının hasar görmesi ve yetmezliğe uğramasıdır; kapaklar kanın geri kaçmasını engelleyemez ve ayakta durunca venöz basınç yükselir. Bu kalıcı basınç artışı, kılcal düzeyde sıvı ve protein sızıntısına, inflamasyona, deri altı dokuda fibroza ve sonunda ülserasyona yol açar.[1]
Sıklık, derin ven trombozu geçirenlerin önemli bir bölümünü etkiler ve iş gücü kaybı ile yaşam kalitesinde bozulmanın başlıca nedenlerindendir. Riski artıran etkenler arasında proksimal ve yaygın tromboz — özellikle iliyofemoral yerleşim —, aynı bacakta yineleyen tromboz, obezite, ileri yaş ve — kritik biçimde — antikoagülan tedavinin yetersiz uygulanması sayılır. Tedavinin ilk aylarında hedef aralıkta kalınamaması, sendrom gelişme olasılığını belirgin biçimde artırır.
Klinik tablo aylar-yıllar içinde yerleşir. Bacakta ağırlık hissi, ağrı, kramplar, kaşıntı ve ayakta durmakla artan şişlik erken bulgulardır; ilerledikçe varisler, deride hiperpigmentasyon, egzama ve sertleşme (lipodermatoskleroz) gelişir. En ağır evre venöz ülserdir; tipik olarak iç malleol çevresinde yerleşir ve iyileşmesi güçtür. Belirtilerin ayakta artıp bacak yükseltilince azalması, arteriyel kökenli tablolardan ayırt edicidir.
Tanı kliniktir ve doğrulanmış ölçekler kullanılır; ancak tanının, akut trombozdan sonra belirli bir süre — genellikle üç ay — geçmesi beklenerek konması önerilir, çünkü erken dönemdeki şişlik geçici olabilir. Doppler ultrasonografi, kalıcı tıkanıklığı ve kapak yetmezliğini gösterir; ayrıca yeni tromboz olasılığını dışlar. Ayırıcı tanıda yineleyen tromboz, lenfödem, kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalığı ve selülit düşünülür.
Önleme, tedaviden çok daha etkilidir ve iki başlıkta toplanır. Birincisi, derin ven trombozunun önlenmesidir. İkincisi, tromboz geliştiğinde antikoagülasyonun yeterli süre ve etkinlikte uygulanmasıdır. Varis çorabının sendromu önlemedeki etkisi tartışmalıdır; randomize çalışmalar beklenen yararı doğrulamamıştır, ancak belirtilerin giderilmesinde yararlı olduğu kabul edilir ve yerleşmiş olgularda kullanılır. Yaygın iliyofemoral trombozda kateter aracılı tromboliz, seçilmiş genç hastalarda sendrom riskini azaltabilir; ancak kanama riski nedeniyle rutin uygulanmaz ve hasta seçimi belirleyicidir.[2]
Yerleşmiş sendromun tedavisi büyük ölçüde destekleyicidir: kompresyon tedavisi, bacak yükseltme, egzersiz — özellikle baldır kası pompasını güçlendiren yürüyüş —, kilo yönetimi ve deri bakımı. Venöz ülserde kompresyon bandajı temel tedavidir; yara bakımı ve enfeksiyonun yönetimi eşlik eder. Seçilmiş olgularda venöz stentleme ve cerrahi girişimler değerlendirilir.
Klinik tuzakların başında, bacaktaki şişliğin otomatik olarak yeni tromboz sanılması gelir; ayrım için ultrason gerekir ve gereksiz antikoagülasyon zarar verir. Bir diğeri, kompresyon tedavisi başlamadan önce arteriyel dolaşımın değerlendirilmemesidir; periferik arter hastalığı bulunan hastada sıkı kompresyon iskemiye yol açabilir.
Eş anlamlılar
- Postflebitik sendrom
- Kronik venöz yetmezlik (tromboz sonrası biçimi)