Proteinüri
Proteinüri (İng. proteinuria), idrarda normalin üzerinde protein bulunmasıdır. Böbrek hastalığının en önemli göstergelerinden biridir ve aynı zamanda kardiyovasküler riskin bağımsız belirteci olarak kabul edilir.
Etimoloji
Terim, protein sözcüğü ile idrarı belirten Yunanca ouron kökünden türeyen -üri ekinin birleşimidir.
Klinik bağlam
Sağlıklı böbrek, glomerüler filtrasyon bariyeri sayesinde büyük proteinleri süzmez; süzülen küçük miktar ise tübüllerde geri emilir. Bu iki basamaktan hangisinin bozulduğu, proteinürinin tipini belirler. Glomerüler proteinüride bariyer hasarlıdır ve ağırlıklı olarak albümin kaybedilir; en sık ve klinik açıdan en önemli biçimdir. Tübüler proteinüride geri emilim bozulmuştur ve düşük molekül ağırlıklı proteinler idrara geçer. Taşma tipinde ise kanda anormal derecede artmış bir protein — multipl miyelomdaki hafif zincirler gibi — süzme kapasitesini aşar. Bu ayrım, tanısal yaklaşımı doğrudan belirler.[1]
Ölçüm yöntemleri arasında farklar vardır ve bu farklar klinik hatalara yol açabilir. İdrar çubuk testi ağırlıklı olarak albümine duyarlıdır; hafif zincirleri ve tübüler proteinleri saptayamaz — bu nedenle miyelom kuşkusunda çubuk testinin negatif olması yanıltıcıdır. Ayrıca çubuk sonucu idrarın derişikliğinden etkilenir. Günümüzde önerilen yöntem, spot idrarda albümin-kreatinin ya da protein-kreatinin oranının ölçülmesidir; bu oran, derişiklik etkisini ortadan kaldırır ve 24 saatlik toplamayla benzer bilgi sağlar.
Kalıcı olmayan proteinüri nedenleri bilinmelidir: ateş, ağır egzersiz, kalp yetmezliği ve idrar yolu enfeksiyonu geçici artış yapar. Ayrıca ortostatik proteinüri, gençlerde ayakta durmakla ortaya çıkan ve yatarken kaybolan iyi huylu bir tablodur; sabah ilk idrarın incelenmesiyle ayırt edilir. Bu nedenle tek bir pozitif sonuçla tanı konmaz, bulgu yinelenerek doğrulanır.
Klinik önemi iki yönlüdür. Birincisi, böbrek hastalığının varlığını ve ağırlığını gösterir; kronik böbrek hastalığı evrelemesinde süzme hızının yanında albüminüri düzeyi ayrı bir eksen olarak kullanılır ve hastalığın ilerlemesini öngörür. İkincisi ve daha az bilineni, albüminürinin yaygın endotel işlev bozukluğunu yansıtması ve böbrek dışı kardiyovasküler olayları öngörmesidir; bu nedenle ölçüm, yalnızca nefroloji ilgisi değil genel risk değerlendirmesinin parçasıdır.
Ağır proteinüri, nefrotik sendromun bileşenidir: yoğun protein kaybı, hipoalbüminemi, ödem ve hiperlipidemi ile birliktedir. Bu tabloda ayrıca antitrombin kaybı nedeniyle tromboz eğilimi ve immünoglobulin kaybı nedeniyle enfeksiyon riski artar — bu iki komplikasyon sıklıkla gözden kaçar.
Yönetimin temeli, altta yatan nedenin tedavisi ve proteinürinin azaltılmasıdır. Renin-anjiyotensin sistemini bloke eden ilaçlar, glomerül içi basıncı düşürerek protein kaybını azaltır ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatır; SGLT2 inhibitörleri son yıllarda bu alanda belirgin ek yarar sağlamıştır. Kan basıncı denetimi, glisemik yönetim, tuz kısıtlaması ve kilo yönetimi tamamlayıcı bileşenlerdir. Nedeni belirsiz, ağır ya da hızlı ilerleyen olgularda böbrek biyopsisi gerekebilir.[2]
Gebelikte yeni ortaya çıkan proteinüri ayrı bir öneme sahiptir; hipertansiyonla birlikte preeklampsiyi düşündürür ve ivedi değerlendirme gerektirir. Ancak güncel tanımda proteinürinin bulunmaması preeklampsiyi dışlamaz.
Klinik tuzakların başında, çubuk testine dayanarak albüminüri taramasının yeterli sayılması gelir; diyabetli hastalarda erken evrede yalnızca albümin-kreatinin oranı anormallik gösterir. Bir diğeri, proteinürinin ölçülmemesi nedeniyle böbrek riskinin — süzme hızı normal görünse bile — ciddi biçimde eksik değerlendirilmesidir.
Eş anlamlılar
- Albüminüri
- İdrarda protein