İçeriğe atla

Endotel

DrSozluk sitesinden

Endotel (İng. endothelium; Yun. endon "iç" + thele "meme ucu, örtü"), damar ve kalp boşluklarının iç yüzeyini tek sıra halinde döşeyen hücre tabakasıdır. Basit bir örtü olmanın ötesinde, damar tonusunu, pıhtılaşmayı ve inflamasyonu düzenleyen etkin bir organ işlevi görür.

Etimoloji

Terim, Yunanca endon (iç) ve thele kökünden türetilmiştir; epitelden ayırt edilmesi için 19. yüzyılda önerilmiştir.

Klinik bağlam

Endotelin işlevleri dört başlıkta toplanır. Damar tonusunun düzenlenmesinde, salgıladığı nitrik oksit ve prostasiklin ile gevşeme, endotelin-1 ile kasılma sağlar; bu denge, düz kas tonusunu ve dolayısıyla kan basıncını belirler. Pıhtılaşma dengesinde, sağlam endotel yüzeyi antitrombotik özelliktedir — trombomodülin, heparan sülfat ve doku plazminojen aktivatörü salgılar; hasarlandığında ise altındaki trombojenik yapılar açığa çıkar ve doku faktörü salınır. Geçirgenlik denetiminde, hücreler arası sıkı bağlantılar ve yüzeyindeki glikokaliks tabakası sıvı ile proteinlerin damar dışına kaçışını sınırlar. İnflamasyon düzenlenmesinde ise yüzeyinde yapışma molekülleri sunarak lökositlerin dokuya göçünü yönlendirir.[1]

Endotel işlev bozukluğu, kronik damar hastalıklarının başlangıç noktasıdır. Aterosklerozda süreç, endotelin nitrik oksit üretiminin azalması ve geçirgenliğinin artmasıyla başlar; düşük yoğunluklu lipoprotein duvar altına sızar, oksitlenir ve inflamatuvar yanıtı tetikler. Hipertansiyon, diabetes mellitus, sigara kullanımı, dislipidemi ve kronik böbrek hastalığı, bu işlev bozukluğunun ortak nedenleridir. Aynı mekanizma pulmoner hipertansiyonda da geçerlidir; bu nedenle tedavide endotelin reseptör antagonistleri ve nitrik oksit yolağını güçlendiren ilaçlar kullanılır.

Kritik hastalıkta endotel, hastalığın merkezinde yer alır. Sepsiste yaygın endotel etkinleşmesi ve hasarı, üç sonucu birlikte doğurur: damar tonusunun kaybıyla dirençli hipotansiyon, geçirgenlik artışıyla sıvının damar dışına kaçarak ödem ve doku perfüzyonunun bozulması, pıhtılaşma dengesinin bozulmasıyla mikrodolaşımda tromboz ve yaygın damar içi pıhtılaşma. Glikokaliks tabakasının yıkımı, bu sürecin erken ve belirleyici basamağı olarak tanımlanmıştır; aşırı ve hızlı sıvı yüklemesinin bu tabakaya zarar verdiği gösterilmiş ve bu bulgu, sıvı tedavisinde ölçülü davranma yaklaşımının gerekçelerinden biri olmuştur.

Trombotik mikroanjiyopati tablolarında endotel hasarı doğrudan tetikleyicidir: küçük damarlarda trombosit trombüsleri oluşur, dolaşan eritrositler bu ağlara çarparak parçalanır ve organ iskemisi gelişir. Preeklampsi de yaygın endotel işlev bozukluğuyla açıklanan bir tablodur ve çok sistemli bulguları bu mekanizmayla tutarlıdır.

İskemi-reperfüzyon hasarında endotel hem hedef hem aracıdır; kan akımı yeniden sağlandığında serbest radikal üretimi ve lökosit yapışması doku hasarını artırır. Aynı süreç, organ nakli, kardiyopulmoner baypas ve ezilme sendromu gibi durumlarda karşımıza çıkar.

Klinik değerlendirmede endotel işlevi doğrudan ölçülmez; akım aracılı dilatasyon gibi yöntemler araştırma alanında kalmıştır. Buna karşılık işlev bozukluğunun sonuçları — kan basıncı, lipid profili, glisemik denetim, proteinüri — izlenir ve tedavi bunlara yöneliktir. Sigaranın bırakılması, düzenli fiziksel etkinlik, statinler ve renin-anjiyotensin sistemini hedefleyen ilaçlar endotel işlevini iyileştiren yaklaşımlar arasında sayılır.[2]

Klinik tuzakların başında, damar hastalığının yalnızca lümen darlığı olarak düşünülmesi gelir; işlevsel bozukluk, belirgin darlık olmadan da iskemi ve olay riski yaratabilir. Bir diğeri, sepsiste kaçak sendromunun sıvı yükleyerek çözülebileceği varsayımıdır; verilen sıvının büyük bölümü damar dışına geçer, ödemi artırır ve perfüzyonu iyileştirmez.

Eş anlamlılar

  • Endotelyum
  • Damar iç örtüsü

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2020.
  2. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.