İçeriğe atla

Diabetes mellitus

DrSozluk sitesinden

Diabetes mellitus (İng. diabetes mellitus; Yun. diabetes "akıp geçen" + Lat. mellitus "ballı"), insülin salgısındaki yetersizlik, insülin etkisindeki direnç ya da her ikisi nedeniyle süregen kan şekeri yüksekliğiyle giden metabolik hastalık grubudur. Türkçede şeker hastalığı olarak da bilinir.

Etimoloji

Yunanca diabetes sözcüğü "geçip akan" anlamındadır ve aşırı idrar çıkışını anlatır; Latince mellitus (ballı) ise idrarın tatlı oluşuna göndermedir. Bu ikinci sözcük, hastalığı idrarın tatsız olduğu diabetes insipidustan ayırır.

Klinik bağlam

Sınıflandırmada dört ana başlık vardır. Tip 1 diyabette pankreas beta hücrelerinin otoimmün yıkımı sonucu mutlak insülin eksikliği gelişir; çoğunlukla çocukluk ve genç erişkinlikte başlar, ancak erişkinde yavaş ilerleyen otoimmün biçimi de görülür. Tip 2 diyabet, insülin direnci zemininde beta hücre işlevinin giderek yetersiz kalmasıyla ortaya çıkar ve olguların büyük çoğunluğunu oluşturur; obezite, hareketsizlik ve genetik yatkınlıkla yakından ilişkilidir. Gestasyonel diyabet gebelikte ilk kez saptanan glukoz intoleransıdır. Dördüncü grup, tek gen bozukluklarına, pankreas hastalıklarına, endokrin hastalıklara — Cushing sendromu, akromegali — ve ilaçlara, özellikle kortikosteroidlere bağlı biçimleri kapsar.[1]

Tanı ölçütleri açlık plazma glukozu, oral glukoz tolerans testinin ikinci saat değeri, HbA1c düzeyi ve belirtili hastada rastgele ölçülen yüksek glukoz değerine dayanır. Belirtisi olmayan kişide tanının ikinci bir ölçümle doğrulanması gerekir. HbA1c son üç aylık ortalama glisemiyi yansıtır; ancak anemi, hemoglobinopatiler, gebelik, kronik böbrek hastalığı ve yakın dönemde kan transfüzyonu değeri yanıltıcı kılar — bu, sık karşılaşılan bir yorum tuzağıdır.

Klasik belirtiler çok idrara çıkma, çok su içme, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizliktir; tip 2 diyabet ise yıllarca sessiz seyredebilir ve sıklıkla bir komplikasyon ya da rutin tarama sırasında saptanır. Akut komplikasyonlar arasında diyabetik ketoasidoz, hiperozmolar hiperglisemik durum ve tedaviye bağlı hipoglisemi yer alır; ilk ikisi yoğun bakım gerektiren acil tablolardır.

Kronik komplikasyonlar mikrovasküler ve makrovasküler olarak ayrılır. Mikrovasküler grup diyabetik retinopati, diyabetik nefropati ve diyabetik nöropatiyi kapsar; bunlar körlüğün, son dönem böbrek yetersizliğinin ve travma dışı ayak amputasyonlarının başlıca nedenlerindendir. Makrovasküler grup koroner arter hastalığı, inme ve periferik arter hastalığını içerir; diyabetli hastalarda kardiyovasküler ölüm en sık ölüm nedenidir. Otonom nöropati, sessiz miyokard iskemisi, gastroparezi ve ortostatik hipotansiyona yol açar; ameliyat ve yoğun bakım koşullarında hemodinamik dalgalanmaları artırır.

Yönetimin temeli yaşam biçimi düzenlemesi, hasta eğitimi ve glisemik hedeflerin bireyselleştirilmesidir. Hedefler yaş, beklenen yaşam süresi, komplikasyon yükü ve hipoglisemi riskine göre belirlenir; yaşlı ve kırılgan hastada sıkı denetim yarardan çok zarar getirebilir. Tip 1 diyabette tedavi insülin replasmanıdır; bazal-bolus şeması, insülin pompası ve sürekli glukoz izlemi kullanılır. Tip 2 diyabette ilaç seçimi son yıllarda glisemi düşürücü etkiden çok organ koruyucu etkiye göre yapılır hale gelmiştir: kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı bulunan hastalarda SGLT2 inhibitörleri ve GLP-1 reseptör agonistlerinin sonlanımı iyileştirdiği gösterilmiştir.[2]

Kapsamlı bakım yalnızca kan şekerine odaklanmaz; kan basıncı denetimi, lipid düşürücü tedavi, sigara bırakma, düzenli göz muayenesi, albüminüri taraması ve ayak muayenesi eşit ölçüde önemlidir. Bu bileşenlerin ihmal edilerek yalnızca HbA1c'nin izlenmesi, klinik uygulamadaki en yaygın eksikliktir.

Hastane ve yoğun bakım koşullarında diyabet ayrı bir yönetim gerektirir: stres hiperglisemisi sıktır, oral ilaçlar çoğu durumda kesilir ve insülin protokolleriyle denetim sağlanır. Aşırı sıkı glisemik hedeflerin kritik hastada hipoglisemi nedeniyle zarar verdiği gösterilmiştir; bu nedenle ılımlı hedefler benimsenir. Ameliyat öncesi dönemde SGLT2 inhibitörlerinin kesilmesi, ötoglisemik ketoasidoz riski nedeniyle önerilir — kan şekeri normal olduğu için gözden kaçabilen tehlikeli bir tablodur.

Eş anlamlılar

  • Şeker hastalığı
  • Diyabet

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.
  2. ADA Standards of Care in Diabetes, American Diabetes Association, 2024.