İçeriğe atla

Psikojenik ağrı

DrSozluk sitesinden

Psikojenik ağrı (İng. psychogenic pain), gösterilebilir doku hasarıyla açıklanamayan, ortaya çıkışında ve sürmesinde ruhsal etkenlerin belirleyici olduğu ağrı durumudur.

Etimoloji

Yunanca psykhe (ruh) ve genes (doğuran) sözcüklerinden türetilmiştir.

Klinik bağlam

Terim, günümüzde eskisi kadar kullanılmamaktadır ve bunun nedeni kavramsal bir düzeltmedir.[1] Ağrının "bedensel" ve "ruhsal" diye ikiye ayrılması, ağrının her zaman hem duyusal hem duygusal bir yaşantı olduğu gerçeğiyle bağdaşmaz. Bu nedenle güncel sınıflandırmalarda tanı, ağrının kaynağının belirlenmesine değil, kişinin ağrıyla ilgili düşünce, duygu ve davranışlarının belirgin biçimde aşırı olmasına ve yaşamını bozmasına dayandırılır. Ağrının gerçekliği sorgulanmaz; sorgulanan, ona verilen yanıtın niteliğidir.

Bu değişikliğin klinik karşılığı önemlidir. Eskiden dışlama tanısı olarak konan bu tablo, artık kendi olumlu ölçütleriyle tanınabilir; hastanın "hiçbir şeyi yok" denilerek geri gönderilmesi hem yanlış hem zararlıdır. Nesnel bulgu bulunamaması ağrının olmadığını göstermez; çağdaş anlayışta bu tür ağrıların bir bölümü, sinir sisteminin ağrı işleme düzeneklerindeki duyarlılaşmayla açıklanır ve nosiplastik ağrı olarak adlandırılır. Fibromiyalji ve bazı kronik yaygın ağrı tabloları bu grupta değerlendirilir.

Ayırıcı tanıda dikkat gerektiren noktalar vardır. Yapay bozuklukta belirtiler bilinçli olarak üretilir ancak amaç hasta rolünü üstlenmektir; temaruzda ise açık bir dış kazanç söz konusudur. Her ikisi de burada tanımlanan tablodan ayrılır, çünkü bu hastalarda ağrı bilinçli olarak üretilmez ve kişi gerçekten acı çeker. Öte yandan ruhsal etkenlerin belirgin olması, bedensel hastalığı dışlamaz; bilinen bir psikiyatrik tanısı olan hastada yeni başlayan ya da niteliği değişen ağrı, önyargısız biçimde araştırılmalıdır. Bu grupta ciddi hastalıkların gözden kaçması sık bir hatadır.

Yaklaşımın temeli, hastayla kurulan ilişkidir; ağrının gerçek olduğunun açıkça belirtilmesi tedavinin ilk adımıdır. Yinelenen görüntüleme ve testler kaygıyı artırır ve rastlantısal bulgularla gereksiz girişimlere yol açar; bu nedenle sınırlandırılmalıdır. Tedavide bilişsel davranışçı terapi ve düzenli egzersiz programı en iyi kanıta sahiptir; eşlik eden depresyon ve kaygı bozukluğunun tedavisi belirgin katkı sağlar. Opioidler bu grupta etkisizdir ve bağımlılık riski taşıdığından önerilmez. Hedef, ağrının tümüyle ortadan kalkması değil işlevselliğin geri kazanılmasıdır.

Eş anlamlılar

  • Somatik belirti bozukluğuna bağlı ağrı

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Amerikan Psikiyatri Birliği, Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-5-TR), 2022.