İçeriğe atla

Sürfaktan

DrSozluk sitesinden

Sürfaktan (İng. surfactant), alveol yüzeyini kaplayarak yüzey gerilimini azaltan ve akciğerlerin kollabe olmasını önleyen lipoprotein karışımıdır.

Etimoloji

İngilizce yüzey etkin madde anlamındaki surface active agent ifadesinin kısaltılmış biçiminden gelir.

Klinik bağlam

Madde, alveol duvarındaki tip II pnömositler tarafından üretilir. Büyük bölümü fosfolipitlerden — özellikle dipalmitoilfosfatidilkolinden — oluşur; ayrıca işlevsel öneme sahip proteinler içerir. Etkisi, hava-sıvı ara yüzeyindeki yüzey gerilimini düşürmesine dayanır.[1]

Bu etkinin önemi, Laplace yasasıyla açıklanır: küçük alveollerde çökme eğilimi daha güçlüdür. Sürfaktan bulunmasaydı, küçük alveoller boşalıp havayı büyük olanlara aktarır ve akciğer kararsız hâle gelirdi. Madde, alveol küçüldükçe daha etkin biçimde yoğunlaştığından yüzey gerilimini orantısız biçimde azaltır ve farklı boyuttaki alveollerin bir arada dengede kalmasını sağlar. Ayrıca akciğer kompliyansını artırarak solunum işini azaltır ve alveol duvarından sıvı sızmasını engelleyerek ödem oluşumunu sınırlar. Proteinlerinin bir bölümü doğal bağışıklıkta görev alır.

Klinik açıdan en iyi bilinen tablo, yenidoğanın solunum sıkıntısı sendromudur. Prematüre bebeklerde üretim yetersizdir; yaygın alveol kollapsı, hipoksemi ve solunum yetmezliği gelişir. Tedavide dışarıdan sürfaktan uygulanması, modern yenidoğan bakımının en etkili girişimlerinden biridir ve ölüm oranını belirgin biçimde azaltmıştır. Ayrıca erken doğum riski bulunan gebelere uygulanan antenatal kortikosteroid, fetal üretimi hızlandırarak hastalığın ağırlığını azaltır; bu iki uygulama birlikte, sonuçları dönüştüren yaklaşımlardır.

Uygulama stratejileri zaman içinde değişmiştir; günümüzde erken noninvazif solunum desteğiyle birlikte, en az girişimsel yöntemlerle uygulanması yeğlenir.

Erişkinde durum farklıdır. Akut solunum sıkıntısı sendromunda sürfaktan işlevi bozulur; alveol boşluğuna sızan plazma proteinleri maddeyi etkisizleştirir ve tip II hücreler zedelenir. Ancak dışarıdan sürfaktan verilmesinin erişkinde yararlı olduğu gösterilememiştir. Bu, yenidoğandaki başarının erişkine aktarılamadığı öğretici bir örnektir: yenidoğanda sorun eksiklik, erişkinde ise işlev bozukluğu ve inaktivasyondur. Bu ayrımın anlaşılması, tedavi mantığını açıklar.

Erişkinde asıl etkili yaklaşım, akciğer koruyucu ventilasyondur: düşük tidal hacim, uygun pozitif ekspirasyon sonu basıncı ve ağır olgularda yüzüstü pozisyon. Bu strateji, alveollerin yinelenen açılıp kapanmasını sınırlayarak sürfaktan işlevinin daha da bozulmasını önler.

Diğer klinik bağlantılar arasında mekonyum aspirasyonu, pnömoni ve kardiyopulmoner baypas sonrası işlev bozukluğu bulunur. Ayrıca pulmoner alveoler proteinozis, sürfaktan bileşenlerinin alveollerde birikmesiyle giden ender bir hastalıktır; tedavisinde tüm akciğer lavajı kullanılır.

Fizyolojik bilginin klinikte kullanıldığı bir başka alan, akciğer olgunluğunun değerlendirilmesidir; amniyon sıvısındaki fosfolipit oranlarının ölçümü geçmişte yaygın olarak kullanılmıştır.

Anestezi ve yoğun bakımda, uzun süreli düşük hacimli ventilasyon ve yüksek oksijen derişimleri atelektaziye yol açar; kurtarma manevraları, uygun pozitif basınç ve gereksiz yüksek oksijenden kaçınılması, sürfaktan işlevinin korunmasına katkıda bulunur.

Eş anlamlılar

  • Yüzey etkin madde

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2020.