Nefrotoksisite
Nefrotoksisite (İng. nephrotoxicity), ilaç, kimyasal madde ya da toksinlerin böbrek dokusunda yol açtığı hasardır. Hastane kaynaklı akut böbrek hasarının önde gelen nedenlerindendir.
Etimoloji
Yunanca böbrek anlamındaki nephros ile zehir anlamındaki toxikon sözcüklerinden oluşur.
Klinik bağlam
Böbrek, birkaç nedenle toksik hasara yatkındır: kalp debisinin büyük bir bölümünü alır, maddeleri tübüllerde yoğunlaştırır, geniş bir metabolik etkinliğe sahiptir ve medulla bölgesi göreli olarak düşük oksijenle çalışır. Bu özellikler, dolaşımdaki bir maddenin böbrekte yüksek derişime ulaşmasını ve hasarın burada yoğunlaşmasını açıklar.[1]
Hasar düzenekleri farklıdır ve tanınması tedaviyi belirler. Hemodinamik düzenekte gerçek doku hasarı yoktur; süzme basıncı düşer. Steroid dışı antiinflamatuar ilaçlar afferent arteriyolü daraltır, renin-anjiyotensin sistemi blokerleri efferent arteriyolü genişletir; her ikisinin hacim açığıyla birlikte bulunması klasik üçlüyü oluşturur ve süzme hızını belirgin biçimde düşürür. Bu tablo, nedenler giderildiğinde geri döner.
Doğrudan tübül hasarı yapan ilaçlar arasında aminoglikozidler, amfoterisin B, sisplatin, tenofovir ve kontrast madde bulunur. Aminoglikozid toksisitesi, kümülatif doza ve süreye bağlıdır; günde tek doz uygulama riski azaltır ve düzey izlemi gerekir. Vankomisin, özellikle piperasilin-tazobaktam ile birlikte kullanıldığında riski artırır; bu birleşim, günümüzde dikkat edilmesi önerilen bir etkileşimdir.
İnterstisyel nefrit, bağışıklık aracılı bir tablodur; ateş, döküntü ve eozinofili eşlik edebilir ancak bu üçlü olguların azında tamdır. Proton pompası inhibitörleri, beta-laktamlar, steroid dışı antiinflamatuar ilaçlar ve bağışıklık denetim noktası inhibitörleri sık nedenlerdir. İdrarda lökosit ve lökosit silendirlerinin bulunması destekleyicidir; tedavi sorumlu ilacın kesilmesidir ve seçilmiş olgularda kortikosteroid verilir. Proton pompası inhibitörlerinin bu tablonun sık ve gözden kaçan nedeni olduğu bilinmelidir.
Kristal nefropatisi, ilacın tübüllerde çökelmesiyle oluşur; asiklovir, metotreksat, sülfonamidler ve yüksek doz C vitamini sorumlu olabilir. Yeterli hidrasyon ve yavaş infüzyon koruyucudur. Rabdomiyolizde ise miyoglobin tübülleri tıkar ve doğrudan toksik etki gösterir.
Kontrast maddeye bağlı hasar, geçmişte sanıldığından daha ender görülmekle birlikte riskli gruplarda önemini korur: önceden böbrek işlev bozukluğu, diyabet, ileri yaş, kalp yetersizliği ve hacim açığı. Korunmada işlem öncesi ve sonrası yeterli sıvı verilmesi, kontrast miktarının en aza indirilmesi ve nefrotoksik ilaçların gözden geçirilmesi etkilidir. Ancak gerekli bir incelemenin bu kaygıyla ertelenmesi, çoğu zaman daha büyük zarar doğurur.
Korunmanın temel ilkeleri şunlardır: ilaç listesinin düzenli gözden geçirilmesi, böbrek işlevine göre doz ayarı, birden çok nefrotoksik ilacın birlikte kullanımından kaçınılması, hacim durumunun korunması ve düzey izlemi gereken ilaçlarda ölçüm yapılması. Kreatininin normal görünmesinin normal böbrek işlevi anlamına gelmediği, özellikle yaşlı ve kas kütlesi düşük hastalarda tahmini süzme hızının kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.
Elektronik uyarı sistemleri ve eczacı katılımlı ilaç gözden geçirme programlarının, ilaca bağlı böbrek hasarını azalttığı gösterilmiştir.
İzlemde kreatinin ve idrar çıkışının takibi, hasarın erken saptanmasını sağlar; ancak kreatinin geç yükseldiğinden, riskli hastalarda önleyici yaklaşım tedaviden daha değerlidir.
Eş anlamlılar
- İlaca bağlı böbrek hasarı
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ KDIGO, Clinical Practice Guideline for Acute Kidney Injury, 2012.