Preoksijenasyon
Preoksijenasyon (İng. preoxygenation; Lat. prae "önce" + oxygenium "oksijen"), anestezi indüksiyonu ya da endotrakeal entübasyon öncesinde hastaya yüksek konsantrasyonda oksijen solutularak fonksiyonel rezidüel kapasitedeki azotun oksijenle yer değiştirmesinin (denitrojenasyon) sağlanması ve böylece apne döneminde desatürasyona kadar geçen güvenli sürenin uzatılması işlemidir.
Etimoloji
Latince prae (önce) öneki ile Yunanca oxys "keskin, ekşi" ve genēs "üreten" sözcüklerinden türetilen oxygenium (oksijen) sözcüklerinden oluşur.
Klinik bağlam
İşlemin fizyolojik temeli, vücudun başlıca oksijen deposu olan fonksiyonel rezidüel kapasitenin (erişkinde yaklaşık 2–3 L) bileşiminin değiştirilmesidir: oda havası solurken bu hacmin büyük bölümü azottan oluşur ve apnede yalnızca dakikalarca yetecek oksijen içerir; %100 oksijenle etkin preoksijenasyon sonrası alveoler oksijen deposu birkaç katına çıkar ve sağlıklı erişkinde güvenli apne süresi 1–2 dakikadan 6–8 dakikaya uzar. Standart teknikler, sızdırmaz yüz maskesiyle %100 oksijenin 3 dakika tidal solunumla ya da 60 saniyede 8 vital kapasite soluğuyla verilmesidir; etkinliğin en iyi göstergesi ekspiryum sonu oksijen konsantrasyonunun %85–90'a ulaşmasıdır.[1] Desatürasyon hızını belirleyen etkenler oksijen deposunu küçülten (obezite, gebelik, asit, atelektazi) ve tüketimi artıran (sepsis, ateş, çocukluk çağı) durumlardır; obez ve kritik hastalarda güvenli apne süresi etkin preoksijenasyona karşın dakikanın altına inebilir. Bu gruplarda başı yükseltilmiş pozisyon, pozitif ekspiryum sonu basınçla noninvazif ventilasyon ve yüksek akışlı nazal oksijen preoksijenasyonun etkinliğini artırır; laringoskopi sırasında nazal kanülle pasif oksijen akışının sürdürülmesi (apneik oksijenasyon) desatürasyonu geciktirebilir.[2] Kritik hastada entübasyon öncesi noninvazif ventilasyonla preoksijenasyonun, standart oksijen maskesine göre peri-entübasyon hipoksemisini azalttığı randomize çalışmayla gösterilmiştir.[3] Preoksijenasyon, hızlı ardışık entübasyonun vazgeçilmez bileşenidir; çünkü teknik, balon-maske ventilasyonu yapılmaksızın apne dönemini kapsar ve bu dönemin güvenliği tamamen önceden oluşturulan oksijen deposuna dayanır. Sınırlılıkları arasında %100 oksijenin rezorpsiyon atelektazisine yol açabilmesi sayılır; bu etki özellikle uzun işlemlerde akciğer bazallerinde havalanma kaybına katkıda bulunur ancak entübasyon güvenliğinin sağladığı yarar karşısında ikincil kabul edilir. Etkin preoksijenasyonun yapılamadığı koopere olmayan ya da ajite hastalarda ketaminle sedasyon eşliğinde gecikmiş ardışık entübasyon (delayed sequence intubation) tanımlanmış bir stratejidir.[4]
Eş anlamlılar
- Denitrojenasyon (fizyolojik mekanizmanın adı)
- Ön oksijenlendirme
İlgili terimler
- Hızlı ardışık entübasyon
- Endotrakeal entübasyon
- Fonksiyonel rezidüel kapasite
- Apneik oksijenasyon
- Yüksek akışlı nazal oksijen
- Noninvazif ventilasyon
Kaynaklar
- ↑ Miller RD, Eriksson LI, Fleisher LA ve ark. (ed.), Miller's Anesthesia, 9. baskı, Elsevier, 2020.
- ↑ Mosier JM, Hypes CD, Sakles JC, Understanding preoxygenation and apneic oxygenation during intubation in the critically ill, Intensive Care Medicine, 2017.
- ↑ Gibbs KW, Semler MW, Driver BE ve ark., Noninvasive Ventilation for Preoxygenation during Emergency Intubation, New England Journal of Medicine, 2024.
- ↑ Brown CA, Sakles JC, Mick NW (ed.), The Walls Manual of Emergency Airway Management, 5. baskı, Wolters Kluwer, 2018.