Apse
Apse (İng. abscess; Lat. abscessus), doku içinde sınırlanmış iltihabi sıvı — irin — koleksiyonudur.
Etimoloji
Latince uzaklaşma, ayrılma anlamındaki abscessus sözcüğünden gelir.
Klinik bağlam
Oluşum, enfeksiyona verilen konak yanıtının bir sonucudur: nötrofiller bölgeye toplanır, doku yıkımı gerçekleşir ve çevresinde fibröz bir duvar oluşarak süreç sınırlanır. Bu duvar, yayılmayı engellemesi açısından koruyucudur; ancak aynı zamanda antibiyotiklerin ve bağışıklık hücrelerinin içeriye ulaşmasını engeller. Ayrıca içerideki ortam asidik ve oksijenden yoksundur; bu koşullar birçok antibiyotiğin etkinliğini azaltır.[1]
Bu fizyopatoloji, alanın temel klinik ilkesini doğurur: apsede antibiyotik tek başına yeterli değildir, boşaltma gereklidir. Kaynak denetimi kavramının en açık örneğidir ve gözden kaçması, tedavi başarısızlığının en sık nedenidir.
Etkenler yerleşime göre değişir. Deri ve yumuşak doku apselerinde Staphylococcus aureus baskındır; karın içi ve perianal apselerde bağırsak florası — Gram negatif bakteriler ve anaeroplar — ; akciğer apselerinde ağız florası ve anaeroplar; beyin apselerinde ise streptokoklar ve karma flora öne çıkar.
Klinik bulgular kızarıklık, şişlik, ısı artışı, ağrı ve dalgalanma hissidir; derin yerleşimli apselerde ise ateş, halsizlik ve yerleşime özgü bulgular görülür. Ultrasonografi, yüzeyel koleksiyonların gösterilmesinde ve girişim kılavuzluğunda değerlidir; derin yerleşimlerde bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans kullanılır.
Basit deri apselerinde kesi ve drenaj çoğu hastada yeterlidir; antibiyotik, çevresinde yaygın selülit bulunan, sistemik bulgu gösteren, bağışıklığı baskılanmış ve yüz gibi riskli bölgelerde yerleşen olgularda eklenir. Yüzün orta bölgesindeki apseler, kavernöz sinüs trombozu riski nedeniyle özel dikkat gerektirir.
Derin yerleşimli apselerde perkütan drenaj, girişimsel radyoloji ile güvenle uygulanır ve cerrahiye alternatif oluşturur. Karın içi apselerde bu yaklaşım standarttır.
Yerleşime özgü acil durumlar bilinmelidir. Epidural apse, sırt ağrısı, ateş ve nörolojik defisit üçlüsüyle seyreder; damar içi ilaç kullananlarda, diyabetlilerde ve yakın zamanda bakteriyemi geçirenlerde akla gelmelidir. Güçsüzlük ya da idrar-dışkı kaçırma gelişmesi acil görüntüleme ve girişim gerektirir; gecikme kalıcı felçle sonuçlanır. Beyin apsesinde baş ağrısı, ateş ve odaksal bulgular birlikte bulunur; kitle etkisi nedeniyle lomber ponksiyondan kaçınılmalıdır. Peritonsiller ve retrofaringeal apseler havayolunu tehdit eder. Perianal ve perirektal apselerde, özellikle diyabetli ve bağışıklığı baskılanmış hastalarda, nekrotizan enfeksiyona ilerleme riski yüksektir.
Karaciğer apselerinde piyojenik ve amipli biçimlerin ayrımı önemlidir; amipli apsede seyahat öyküsü bulunur ve tedavi metronidazoldür, çoğunlukla drenaj gerekmez.
Ayırıcı tanıda tümörler, hematom, enfekte kist ve iltihabi hastalıklar yer alır; kuşkulu olgularda örnekleme yapılmalıdır.
Kritik bir uyarı, feokromositoma gibi bazı lezyonlarda olduğu gibi, kuşkulu kitlelere körlemesine girişimden kaçınılması gerektiğidir; görüntüleme özelliklerinin değerlendirilmesi önceliklidir.
Boşaltma sonrası kültür alınması, tedavinin daraltılmasını sağlar. Tedaviye yanıt alınamayan olgularda yetersiz drenaj, bölmelenme, yabancı cisim, dirençli etken ve altta yatan malignite araştırılmalıdır.
Eş anlamlılar
- Çıban
- İrin toplanması
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Bennett JE ve ark. (ed.), Mandell, Douglas, and Bennett's Principles and Practice of Infectious Diseases, 9. baskı, 2020.