İçeriğe atla

Gut

DrSozluk sitesinden
09.39, 26 Ağustos 2026 tarihinde Serkan (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 984 numaralı sürüm (Bot: yeni madde)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Gut (İng. gout; Lat. gutta, damla), ürik asit kristallerinin eklemlerde birikmesiyle giden iltihabi artrit hastalığıdır. En sık görülen iltihabi eklem hastalığıdır.

Etimoloji

Latince damla anlamındaki gutta sözcüğünden gelir; eski dönemde hastalığın eklemlere damla damla dökülen bir sıvıya bağlandığı düşüncesini yansıtır.

Klinik bağlam

Hastalığın temelinde kanda ürik asit düzeyinin çözünürlük sınırını aşması ve monosodyum ürat kristallerinin dokularda birikmesi yatar. Kristaller, doğal bağışıklık sistemini ve inflamazom yolağını etkinleştirerek şiddetli iltihabi yanıt oluşturur. Ürik asit, pürin metabolizmasının son ürünüdür; düzeyi ya aşırı üretim ya da — çok daha sık olarak — böbrekten atılımın azalmasıyla yükselir.[1]

Risk etkenleri arasında erkek cinsiyet, ileri yaş, obezite, metabolik sendrom, kronik böbrek hastalığı, alkol — özellikle bira — , fruktozdan zengin içecekler, kırmızı et ve deniz ürünleri, tiyazid ve kıvrım diüretikleri, düşük doz aspirin ve siklosporin bulunur. Hücre yıkımının arttığı durumlar — kemoterapi, tümör lizis sendromu, psöriazis — üretimi artırır.

Akut atak, tipik olarak gece ya da sabaha karşı ani başlayan, çok şiddetli ağrı, şişlik, kızarıklık ve ısı artışıyla ortaya çıkar; eklem dokunulamayacak kadar hassastır. En sık tutulan eklem ayak başparmağının tabanındaki eklemdir. Atak, tedavisiz de günler-haftalar içinde geriler; ancak yinelemeler sıklaşır ve zamanla çok eklemli tutulum ile tofüs adı verilen kristal birikintileri gelişir.

Klinik açıdan en kritik ayrım septik artrittir. Ateş, tek eklem tutulumu ve ağır iltihabi bulgular her iki tabloda da görülebilir. Bu nedenle temel kural, eklem sıvısının alınmasıdır. Sıvıda polarize mikroskopla negatif çift kırıcı, iğne biçimli kristallerin görülmesi tanıyı koydurur; ancak kristallerin bulunması enfeksiyonu dışlamaz — iki tablo bir arada bulunabilir. Bu nedenle kuşkulu olgularda kültür alınır ve gerekirse antibiyotik başlanır.

Bir diğer önemli tuzak, atak sırasında ürik asit düzeyinin normal ya da düşük ölçülebilmesidir; kristaller dokuda biriktiğinden kan düzeyi geçici olarak düşer. Normal değere dayanarak tanının dışlanması sık yapılan bir hatadır. Ayrıca yüksek ürik asit düzeyi tek başına hastalık anlamına gelmez; belirtisiz hiperürisemi tedavi gerektirmez.

Akut atak tedavisinde steroid dışı antiinflamatuar ilaçlar, kolşisin ve kortikosteroidler kullanılır; seçim eşlik eden hastalıklara göre yapılır. Böbrek yetmezliği, kalp yetersizliği ve antikoagülan kullanımı varlığında kortikosteroid tercih edilir. Kolşisin, düşük doz rejimlerle daha az yan etkiyle uygulanır; böbrek ve karaciğer yetmezliğinde doz ayarı gerekir ve makrolidler ile statinlerle etkileşimi ciddi toksisiteye yol açabilir. Tek eklem tutulumunda eklem içi steroid enjeksiyonu etkilidir — enfeksiyon dışlandıktan sonra.

Ürik asit düşürücü tedavi, yineleyen ataklar, tofüs, eklem hasarı ve böbrek taşı varlığında endikedir. Allopurinol birinci seçenektir; doz kademeli artırılır ve hedef ürik asit düzeyine göre ayarlanır. Belirli HLA alelini taşıyanlarda ağır deri tepkimesi riski yüksektir. Febuksostat ve ürikozürik ajanlar alternatiflerdir.

Önemli bir uygulama kuralı vardır: ürik asit düşürücü tedavi başlandığında ilk aylarda atak riski artar; bu nedenle eş zamanlı olarak kolşisin ya da antiinflamatuar ile profilaksi uygulanır. Ayrıca atak sırasında halihazırda kullanılan ürik asit düşürücü ilaç kesilmemelidir; kesilmesi tabloyu uzatır. Bu iki kural, tedavi başarısızlığının en sık nedenlerini ortadan kaldırır.

Yaşam biçimi düzenlemeleri — kilo verme, alkol ve fruktoz kısıtlaması, yeterli sıvı alımı — destekleyicidir ancak tek başına yeterli değildir.

Eş anlamlılar

  • Damla hastalığı
  • Podagra

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.