Alternatif tıp
Alternatif tıp (İng. alternative medicine), kanıta dayalı tıbbi tedavilerin yerine kullanılan, bilimsel geçerliliği gösterilmemiş uygulamaların ortak adıdır.
Etimoloji
Türkçe tanımlayıcı bir terimdir; standart tedaviyle birlikte kullanıldığında tamamlayıcı tıp adı verilir.
Klinik bağlam
Terimlerin ayrımı klinik açıdan belirleyicidir.[1] Alternatif kullanımda uygulama, etkinliği kanıtlanmış tedavinin yerine geçer; tamamlayıcı kullanımda ise standart tedavinin yanında yer alır. Bu ayrım, riskin nereden geldiğini gösterir: asıl zarar çoğu kez uygulamanın kendisinden değil, etkili tedavinin geciktirilmesinden ya da bırakılmasından kaynaklanır. Kanser, ağır enfeksiyon, diyabet ve epilepsi gibi hastalıklarda bu gecikme geri döndürülemez sonuçlar doğurur; kanser hastalarında yapılan çalışmalarda, standart tedaviyi reddedip alternatif yönteme yönelenlerde ölüm riskinin belirgin biçimde arttığı gösterilmiştir.
Uygulamaların kanıt düzeyi tek tip değildir ve toptan değerlendirilmeleri yanlıştır. Kronik ağrıda akupunktur, bulantıda akupresür, bel ağrısında manipülatif tedaviler ve zihin beden uygulamaları için sınırlı da olsa destekleyici veriler bulunmaktadır. Buna karşın homeopati gibi, etki düzeneği bilinen fizik ve kimya yasalarıyla bağdaşmayan yöntemlerde plasebo ötesinde yarar gösterilememiştir. Bu nedenle her uygulama kendi kanıtıyla değerlendirilmelidir.
İkinci önemli risk, doğrudan zarardır. "Doğal olan zararsızdır" varsayımı yaygın bir yanılgıdır; bitkisel ürünler karaciğer toksisitesi, kanama eğilimi ve ciddi ilaç etkileşimlerine yol açabilir. Sarı kantaron, karaciğer enzimlerini uyararak antikoagülan, antiretroviral, immünsüpresif ve doğum kontrol ilaçlarının etkinliğini düşürür; bu, nakil hastalarında organ kaybına yol açabilen bilinen bir sorundur. Ginkgo ve sarımsak kanamayı artırır; bazı geleneksel karışımlarda ağır metal ve gizli ilaç katkısı saptanmıştır.
Klinik yaklaşımın temeli, kullanımın yargılamadan sorgulanmasıdır. Hastaların büyük bölümü bu ürünleri kullandığını hekimine bildirmez; bunun başlıca nedeni onaylanmama kaygısıdır. Oysa bu bilgi güvenlik açısından zorunludur, özellikle ameliyat öncesi dönemde ve kemoterapi sırasında. Hekimin görevi, hastayı küçümsemek değil, kanıt durumunu açıklamak, olası zararları ve etkileşimleri anlatmak ve karar sürecine katılımını sağlamaktır. Etkili tedaviyi engellemeyen, güvenliği bilinen uygulamaların standart tedavinin yanında sürdürülmesine karşı çıkmak genellikle gerekmez.
Eş anlamlılar
- Tamamlayıcı tıp
- Geleneksel tıp
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.