Böbrek
Böbrek (İng. kidney; Lat. ren), idrar üreterek sıvı, elektrolit ve asit-baz dengesini düzenleyen, ayrıca hormon salgılayan çift organdır.
Etimoloji
Türkçe böbrek sözcüğü kullanılır; tıp dilinde Latince ren ve Yunanca nephros kökleri geçer.
Klinik bağlam
Organlar retroperitoneal yerleşimlidir; sağ böbrek karaciğer nedeniyle biraz daha aşağıdadır. İşlev birimi nefrondur ve her böbrekte yaklaşık bir milyon nefron bulunur. Kalp debisinin önemli bir bölümünü alması, kandaki toksik maddelere ve ilaçlara yüksek oranda maruz kalmasına yol açar; bu, nefrotoksisiteye yatkınlığın temel nedenidir.[1]
İdrar oluşumu üç aşamalıdır: glomerülde süzme, tübüllerde geri emilim ve salgılama. Glomerül filtrasyon bariyeri, endotel, bazal membran ve podositlerden oluşur; hem büyüklük hem yük seçiciliğiyle proteinlerin geçmesini engeller. Bu bariyerin bozulması proteinüriye ve nefrotik sendroma yol açar.
Süzme basıncı, afferent ve efferent arteriyollerin tonusuyla düzenlenir. Otoregülasyon sayesinde geniş bir kan basıncı aralığında süzme hızı korunur. Bu düzenek, iki önemli ilaç etkisini açıklar: steroid dışı antiinflamatuar ilaçlar afferent arteriyolü daraltarak, renin-anjiyotensin sistemi blokerleri ise efferent arteriyolü genişleterek süzmeyi azaltabilir. Her ikisinin hacim açığıyla birlikte bulunması, akut böbrek hasarının klasik üçlüsüdür.
Organ, sıvı ve sodyum dengesinin yanında potasyum, kalsiyum, fosfor ve magnezyum dengesini de düzenler; asit-baz dengesinde bikarbonat geri emilimi ve hidrojen atılımıyla görev alır. Endokrin işlevleri de vardır: eritropoietin üreterek alyuvar yapımını uyarır, D vitaminini etkin biçime dönüştürür ve renin salgılayarak kan basıncını düzenler. Bu nedenle kronik hastalıkta anemi, kemik-mineral bozukluğu ve hipertansiyon birlikte görülür.
Medulla bölgesi, yüksek metabolik etkinliğine karşın göreli olarak düşük oksijenle çalışır; bu, iskemik hasara özel yatkınlığı açıklar.
Klinik değerlendirmede süzme hızı ve albüminüri birlikte kullanılır; yalnızca kreatinine bakılması yanıltıcıdır. Kas kütlesi düşük olan yaşlılarda ve malnütrisyonlu hastalarda normal kreatinin, normal böbrek işlevi anlamına gelmez — bu, ilaç doz ayarının atlanmasının en sık nedenidir.
İdrar incelemesi ucuz ve değerli bir araçtır: dismorfik eritrositler ve eritrosit silendirleri glomerüler hastalığı, lökosit silendirleri interstisyel nefriti, granüler silendirler akut tübüler nekrozu düşündürür. Bu incelemenin ihmal edilmesi, tanısal gecikmenin sık nedenidir.
Görüntülemede ultrasonografi ilk basamaktır; böbrek boyutu, kortikal kalınlık, hidronefroz ve taş değerlendirilir. Küçük ve ekojenitesi artmış böbrekler kronik süreci gösterir; bu bulgu akut ve kronik ayrımında değerlidir.
Cerrahi ve girişimsel açıdan organ, travmada retroperitoneal kanamaya, taş hastalığında tıkanıklığa ve transplantasyonda alıcı organı olarak öne çıkar. Tek böbrekli hastalarda nefrotoksik ilaçlardan kaçınma ve tıkanıklığın acil giderilmesi ayrı önem taşır.
Korunma ilkeleri, klinik pratiğin her alanında geçerlidir: hacim durumunun korunması, nefrotoksik ilaçların gözden geçirilmesi, kontrast madde kullanımında dikkat, kan basıncı ve kan şekeri denetimi ile albüminürinin izlenmesi.
Eş anlamlılar
- Ren
- Kidney
İlgili terimler
- Glomerüler filtrasyon hızı
- Akut böbrek hasarı
- Kronik böbrek hastalığı
- Nefron
- Renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi
Kaynaklar
- ↑ Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2020.