Barrett özofagusu
Barrett özofagusu (İng. Barrett's esophagus), alt yemek borusundaki çok katlı yassı epitelin, kronik asit teması sonucu bağırsak tipi silindirik epitele dönüşmesidir. Özofagus adenokarsinomu için öncü lezyondur.
Etimoloji
Durumu tanımlayan İngiliz cerrah Norman Barrett'in adını taşır.
Klinik bağlam
Gelişimin temelinde uzun süreli gastroözofageal reflü yatar. Yinelenen asit ve safra teması, epitelin daha dayanıklı bir tipe dönüşmesine — metaplazi — yol açar. Bu değişim koruyucu bir uyum olmakla birlikte, kanser gelişimi açısından zemin hazırlar. Süreç metaplazi, düşük dereceli displazi, yüksek dereceli displazi ve invazif kanser biçiminde ilerler.[1]
Risk etkenleri arasında uzun süreli ve sık reflü belirtileri, erkek cinsiyet, ileri yaş, karın bölgesinde yağlanma, sigara ve ailede öykü bulunur. Buna karşılık belirtilerin şiddeti ile hastalığın varlığı arasında güçlü bir ilişki yoktur; hastaların bir bölümünde belirti hiç bulunmayabilir. Bu nedenle belirtisiz olması güven verici değildir.
Tanı endoskopiyle konur: mide-yemek borusu birleşiminden yukarı doğru uzanan somon rengi mukoza görülür ve biyopsiyle bağırsak tipi metaplazi gösterilir. Yalnızca görünüme dayanarak tanı konulmaz; histolojik doğrulama zorunludur. Uzunluk ve yaygınlık, standart sınıflandırmayla kaydedilir; uzun segment hastalık daha yüksek risk taşır.
Klinik açıdan en önemli nokta, kanser riskinin varlığı ancak mutlak riskin düşük olmasıdır. Displazi bulunmayan hastalarda yıllık ilerleme olasılığı düşüktür; bu bilginin hastayla paylaşılması, gereksiz kaygıyı önler. Buna karşılık displazi geliştiğinde risk belirgin biçimde artar ve girişim gerektirir.
İzlem, displazi durumuna göre planlanır. Displazi yoksa belirli aralıklarla endoskopi yinelenir. Düşük dereceli displazide izlem sıklaştırılır ya da endoskopik tedavi düşünülür. Yüksek dereceli displazide ve erken evre kanserde ise endoskopik tedavi standarttır: gözle görülür lezyonlar endoskopik rezeksiyonla çıkarılır, kalan metaplastik alan radyofrekans ablasyonla ortadan kaldırılır. Bu yaklaşım, geçmişte uygulanan özofajektomiye göre çok daha az riskli olup benzer sonuç verir; bu değişimin bilinmemesi, gereksiz büyük cerrahiye yol açar.
Displazi tanısının, deneyimli bir patolog tarafından doğrulanması önerilir; çünkü iltihabi değişiklikler displaziyi taklit edebilir ve yanlış tanı gereksiz girişim doğurur.
Tedavide asit baskılanması, hem belirtilerin denetimi hem mukozal iyileşme için uygulanır; proton pompası inhibitörleri kullanılır. Antireflü cerrahisinin, ilaç tedavisine göre kanser gelişimini daha çok önlediği gösterilmemiştir; bu nedenle cerrahi kararı, kanser korkusuna değil reflü kontrolü gereksinimine dayandırılmalıdır.
Yaşam biçimi önerileri arasında kilo verme, sigara bırakma, geç ve büyük öğünlerden kaçınma, yatak başının yükseltilmesi bulunur.
Uyarı bulguları geliştiğinde — yutma güçlüğü, ağrılı yutma, kilo kaybı, kanama, anemi, kusma — ivedilikle endoskopi yapılmalıdır; bunlar ilerlemiş hastalığı düşündürür.
Tarama, tüm reflü hastalarına önerilmez; birden çok risk etkeni taşıyan seçilmiş kişilerde değerlendirilir. İzlem programına alınan hastalarda ise düzenli takibin sürdürülmesi, erken evrede yakalanma olasılığını artırır.
Eş anlamlılar
- Barrett metaplazisi
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Feldman M ve ark. (ed.), Sleisenger and Fordtran's Gastrointestinal and Liver Disease, 11. baskı, 2021.