İçeriğe atla

Difüzyon ağırlıklı görüntüleme

DrSozluk sitesinden

Difüzyon ağırlıklı görüntüleme (İng. diffusion-weighted imaging), su moleküllerinin dokudaki rastgele hareketini ölçen manyetik rezonans görüntüleme tekniğidir. Kısaltması DAG'dır; akut iskeminin en erken saptandığı yöntemdir.

Etimoloji

Difüzyon, Latince diffundere (yayılmak) eyleminden türetilmiştir; moleküllerin ısıl hareketle yayılmasını anlatır.

Klinik bağlam

Yöntemin temeli, su moleküllerinin Brown hareketidir. Sağlam dokuda su serbestçe hareket eder; hücre içine su kayması ya da hücre yoğunluğunun artması bu hareketi kısıtlar. Kısıtlanmış difüzyon, görüntüde parlak sinyal olarak belirir ve görünen difüzyon katsayısı haritasında düşük değer verir. İki görüntünün birlikte değerlendirilmesi zorunludur; yalnızca difüzyon görüntüsündeki parlaklık, uzun T2 süresine bağlı yansıma etkisiyle de oluşabilir — bu tuzak, katsayı haritasına bakılarak dışlanır.[1]

En yerleşik kullanım alanı akut inmedir. İskemide enerji üretiminin durmasıyla iyon pompaları çalışamaz ve su hücre içine kayar — sitotoksik ödem; bu değişiklik dakikalar içinde görüntüye yansır. Bu nedenle difüzyon görüntüleme, bilgisayarlı tomografinin ve diğer manyetik rezonans dizilerinin normal olduğu dönemde bile iskemiyi gösterir. Lezyonun yeri ve dağılımı damar alanını belirlemeye, çok sayıda ve farklı alanlarda lezyon bulunması ise embolik kaynağı düşündürmeye yardımcı olur.

Perfüzyon görüntülemesiyle birlikte kullanıldığında, kurtarılabilir doku hacmi tahmin edilir: difüzyonda kısıtlanmış alan geri dönüşsüz hasarı, perfüzyon bozukluğunun daha geniş olduğu bölge ise penumbrayı yansıtır. Bu uyumsuzluğun değerlendirilmesi, geç zaman penceresinde trombektomi kararlarının dayanağıdır ve tedavi edilecek hastanın seçimini saat yerine doku özelliklerine göre yapmayı sağlamıştır.[2]

Uyanma inmesi ya da başlangıç zamanı bilinmeyen olgularda, difüzyon görüntüsünde lezyon bulunurken FLAIR dizisinde henüz belirginleşmemiş olması, olayın görece yeni olduğunu gösterir ve tedaviye uygunluğun belirlenmesinde kullanılır.

İnme dışında da geniş kullanım alanı vardır. Beyin apselerinde irin yoğun olduğundan belirgin difüzyon kısıtlaması gösterir; bu bulgu, kistik tümörlerden ayrımı sağlar. Epidermoid kistler, hücresel yoğunluğu yüksek lenfomalar ve yüksek dereceli tümörler de kısıtlanma gösterir. Ensefalitlerde, Creutzfeldt-Jakob hastalığında ve ozmotik demiyelinizasyon sendromunda tipik örüntüler tanımlanmıştır. Vücut görüntülemesinde tümör saptama, evreleme ve tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde kullanılır; ayrıca ekstrakraniyal apselerin ayrımında yararlıdır.

Yöntemin sınırlılıkları bilinmelidir. Hasta hareketi görüntüyü belirgin biçimde bozar; kemik-hava sınırlarında, özellikle arka çukur ve temporal bölgelerde sinyal bozulmaları görülür. Metalik implantlar ve cerrahi klipsler artefakt yaratır. Ayrıca çok küçük ve çok erken lezyonlarda, beyin sapı ve lakünlerde yalancı negatiflik bildirilmiştir; klinik kuşku sürüyorsa incelemenin yinelenmesi önerilir. Kısıtlanmış difüzyonun her zaman geri dönüşsüz hasar anlamına gelmediği; nöbet sonrası, hipoglisemi ve bazı metabolik tablolarda geri döndürülebilir kısıtlanma görülebileceği de akılda tutulmalıdır.

Uygulama açısından yöntemin süresi kısadır ve kontrast madde gerektirmez; bu, böbrek işlev bozukluğu olan hastalarda üstünlüktür. Ancak manyetik rezonans güvenlik değerlendirmesi zorunludur: implante cihazlar, metalik yabancı cisimler ve klostrofobi engel oluşturabilir. Kritik hastanın taşınması ayrı bir risk taşır; inceleme kararı, elde edilecek bilginin tedaviyi değiştirip değiştirmeyeceğine göre verilmelidir.

Eş anlamlılar

  • DWI
  • Difüzyon MR

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Adam A ve ark. (ed.), Grainger & Allison's Diagnostic Radiology, 7. baskı, 2020.
  2. Powers WJ ve ark., AHA/ASA Guidelines for the Early Management of Patients With Acute Ischemic Stroke, 2019.