Erişkinin latent otoimmün diyabeti
Erişkinin latent otoimmün diyabeti (İng. latent autoimmune diabetes in adults), erişkin yaşta başlayan ve yavaş ilerleyen otoimmün diyabet biçimidir.
Etimoloji
İngilizce terimin Türkçe karşılığıdır; gizli seyreden otoimmün süreci anlatır.
Klinik bağlam
Hastalık, tip 1 diyabetle aynı otoimmün düzeneğe dayanır; ancak beta hücre yıkımı çok daha yavaştır. Bu nedenle başlangıçta insülin gereksinimi bulunmaz.[1]
Bu yavaş seyir, tanı karışıklığının kaynağıdır. Hastalar erişkin yaşta ve ağızdan ilaçlarla denetlenebilir biçimde başvurduğundan, tip 2 diyabet tanısı alırlar.
Alanın en önemli klinik sorunu budur: yanlış sınıflandırma nedeniyle insülin tedavisine geçiş gecikir.
Ayırt edici klinik ipuçları tanımlanmıştır: tanı sırasında zayıf ya da normal kiloda olmak, metabolik sendrom bulgularının bulunmaması, ailede otoimmün hastalık öyküsü ve ağızdan ilaçlara beklenenden hızlı yanıtsızlık.
Bu özellikler bulunduğunda, tanının gözden geçirilmesi gerekir.
Doğrulama, otoantikorların gösterilmesiyle yapılır; glutamik asit dekarboksilaz antikoru en sık kullanılan belirteçtir.
C-peptit ölçümü, kendi insülin üretimini gösterir ve zamanla düşüşün izlenmesini sağlar.
Bu iki testin birlikte değerlendirilmesi, tip 2 diyabetten ayırımı sağlar.
Ancak testlerin ayrım gözetmeden istenmesi de doğru değildir; tipik tip 2 diyabet özellikleri taşıyan hastalarda gereksizdir.
Hastalık, eşlik eden otoimmün hastalıklarla birliktelik gösterir. Hashimoto tiroiditi, Graves hastalığı, çölyak hastalığı ve pernisiyöz anemi araştırılmalıdır.
Bu birliktelik, tanı konduğunda tiroit işlevlerinin ve çölyak serolojisinin değerlendirilmesini gerektirir.
Tedavi yaklaşımı, tip 2 diyabetten farklıdır. Sülfonilüre grubu ilaçlardan kaçınılması önerilir; bu ilaçlar zaten azalmakta olan beta hücrelerini zorlar ve işlev kaybını hızlandırabilir.
İnsülin tedavisine erken geçilmesi, kalan beta hücre işlevinin korunmasına katkıda bulunur.
Metformin, insülin direnci bulunan hastalarda birlikte kullanılabilir.
İnkretin temelli tedavilerin bu grupta yeri araştırılmaktadır.
Hastalar, ilerleyici insülin gereksinimi konusunda bilgilendirilmelidir; tedavinin yoğunlaştırılması hastalığın doğal seyri gereğidir ve hastanın uyumsuzluğuna bağlanmamalıdır.
Ketoasidoz riski, tip 1 diyabete göre düşüktür; ancak hastalık ilerledikçe artar. Araya giren hastalık dönemlerinde bu risk gözetilmelidir.
Sınıflandırmanın doğru yapılması, hem tedavi seçimi hem hasta eğitimi hem izlem sıklığı açısından belirleyicidir.
Eş anlamlılar
- LADA
- Tip 1.5 diyabet
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Melmed S ve ark. (ed.), Williams Textbook of Endocrinology, 14. baskı, 2019.