İçeriğe atla

Tip 2 diyabet

DrSozluk sitesinden

Tip 2 diyabet (İng. type 2 diabetes), insülin direnci ve giderek bozulan insülin salgısıyla seyreden en yaygın diyabet biçimidir.

Etimoloji

Diyabet sınıflandırmasındaki ikinci tipi belirten adlandırmadır.

Klinik bağlam

Hastalıkta iki bozukluk birlikte bulunur: hedef dokularda insülin direnci ve pankreas beta hücrelerinin bu direnci karşılayamaması. Beta hücre işlevi, tanı konduğunda çoktan azalmıştır ve zamanla gerilemeyi sürdürür.[1]

Risk etkenleri obezite, hareketsizlik, aile öyküsü, ileri yaş, gebelik diyabeti öyküsü ve polikistik over sendromudur. Karın içi yağ dokusu, direncin gelişiminde belirleyicidir.

Hastalık uzun süre belirtisiz seyreder; bu nedenle tanı anında komplikasyonlar başlamış olabilir. Tarama, risk taşıyan bireylerde önerilir.

Tanıda önemli bir tuzak, tanının yalnızca yaşa ve kiloya göre konmasıdır. Erişkin yaşta başlayan otoimmün diyabet, tip 2 sanılarak izlenir ve insüline geçiş gecikir. Zayıf, hızlı kilo kaybeden ve ağızdan ilaçlara yanıt vermeyen hastalarda otoantikor ve C-peptit değerlendirmesi yapılmalıdır.

Tedavi yaklaşımı köklü biçimde değişmiştir. Eskiden ilaç seçimi yalnızca kan şekeri düşürücü etkiye göre yapılırken, günümüzde eşlik eden kalp ve böbrek hastalıkları belirleyicidir.

Metformin çoğu hastada temel ilaç olmayı sürdürür. Sodyum-glukoz kotransporter 2 inhibitörü grubu ilaçlar, kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığında; glukagon benzeri peptit-1 almaç agonistleri ise damar olayları ve obezite varlığında öne çıkar.

Bu ilaçların yararı, kan şekeri düşürücü etkilerinden bağımsızdır; bu bulgu, tedavi mantığını organ koruma odaklı hale getirmiştir.

Hedefler kişiselleştirilir. Genç, yeni tanı almış ve komplikasyonu bulunmayan hastalarda daha sıkı; yaşlı, hipoglisemi farkındalığı azalmış ve beklenen yaşam süresi kısalmış hastalarda daha esnek hedefler benimsenir.

Sıkı denetimin her hastaya uygulanması zararlıdır; ileri yaşta ağır hipoglisemi, düşme ve kalp olaylarına yol açar. Aşırı tedavi, yetersiz tedavi kadar önemli bir sorundur.

Kilo yönetimi, hastalığın seyrini doğrudan etkiler. Belirgin kilo kaybı, seçilmiş hastalarda remisyon sağlayabilir; bariatrik cerrahi bu açıdan en etkili yöntemdir.

Komplikasyon taraması tedavinin ayrılmaz parçasıdır: göz muayenesi, idrarda albümin ölçümü, böbrek işlevleri, ayak muayenesi, lipid ve kan basıncı denetimi.

Ayak muayenesi ve bakım eğitimi, diyabetik ayak ülserlerini ve amputasyonları önlemede belirleyicidir.

Kan basıncı ve lipid denetimi, kan şekeri denetimi kadar önemlidir; damar olaylarının önlenmesinde en büyük katkıyı sağlar.

Eş anlamlılar

  • İnsüline bağımlı olmayan diyabet

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Melmed S ve ark. (ed.), Williams Textbook of Endocrinology, 14. baskı, 2019.