İçeriğe atla

Glukagon

DrSozluk sitesinden

Glukagon (İng. glucagon), pankreas adacıklarındaki alfa hücrelerinden salgılanan ve kan şekerini yükselten peptit hormondur. İnsülinin karşıt düzenleyicisidir.

Etimoloji

Glukozu harekete geçiren anlamındaki adından türetilmiştir.

Klinik bağlam

Hormon, kan şekeri düştüğünde salgılanır ve başlıca karaciğerde etki gösterir: glikojen yıkımını ve glukoz üretimini artırır, ayrıca yağ dokusunda lipolizi ve karaciğerde keton üretimini uyarır. Böylece açlık döneminde kan şekerinin sürdürülmesini sağlar. İnsülin ile arasındaki denge, glukoz dengesinin temelini oluşturur; diyabetin patofizyolojisinde yalnızca insülin eksikliği değil, aşırı glukagon etkinliği de rol oynar.[1]

En bilinen klinik kullanımı ağır hipoglisemi tedavisidir. Bilinci kapalı ya da ağızdan alım güvenli olmayan hastada, damar yolu bulunmadığında kas içine ya da burun içine uygulanır. Etkisi karaciğer glikojen depolarına bağlı olduğundan; uzun süreli açlık, ileri karaciğer hastalığı, alkol kullanım bozukluğu ve malnütrisyonda yetersiz kalır. Bu sınırlamanın bilinmemesi, tedavi başarısızlığının nedenini gizler. Hasta uyandığında karbonhidrat verilmesi gerekir; aksi hâlde hipoglisemi yineler.

Diyabetli hastaların ve yakınlarının glukagon uygulaması konusunda eğitilmesi, evde ağır hipoglisemi yönetiminin temelidir; burun içi ve hazır enjektör biçimleri kullanımı kolaylaştırmıştır. Bu eğitimin verilmemesi, önlenebilir hastane başvurularının sık nedenidir.

İkinci önemli kullanım alanı beta bloker ve kalsiyum kanal blokeri zehirlenmeleridir. Hormon, kalp kasında beta reseptöründen bağımsız bir yolla siklik AMP üretimini artırarak kalp hızını ve kasılma gücünü yükseltir. Bu nedenle beta blokerin bloke ettiği reseptörler devre dışıyken bile etkilidir; dirençli bradikardi ve hipotansiyonda seçenek oluşturur. Yüksek dozlarda bulantı ve kusma sık görülür; havayolu güvenliği gözetilmelidir.

Endoskopi ve radyolojik incelemelerde düz kas gevşetici etkisinden yararlanılır; sindirim sistemi hareketlerini geçici olarak durdurarak görüntü kalitesini artırır. Özofagusta yabancı cisim sıkışmasında da denenir, ancak etkinliği sınırlıdır.

Hormonun aşırı salgılandığı ender bir tümör olan glukagonoma, karakteristik bir tabloyla seyreder: nekrolitik göç eden eritem adı verilen deri döküntüsü, kilo kaybı, diyabet, anemi, ishal, derin ven trombozu ve dil iltihabı. Açıklanamayan döküntü ile yeni başlayan diyabet birlikteliği, bu tanının akla getirilmesini gerektirir; tanı çoğunlukla geç konur.

Fizyolojik olarak salgının bozulması da önemlidir. Uzun süreli tip 1 diabetes mellitusta hipoglisemiye karşı glukagon yanıtı kaybolur; bu, hipoglisemi farkındasızlığı ve ağır atak riskinin artmasına katkıda bulunur.

Son yıllarda hormonun reseptör yolağı, tedavi geliştirmede hedef alınmaktadır. Glukagon benzeri peptit-1 farklı bir hormondur ancak aynı gen ailesinden gelir; bu yolağı hedefleyen ilaçlar diyabet ve obezite tedavisinde geniş kullanım alanı bulmuştur. Ayrıca glukagon ve GLP-1 reseptörlerine birlikte etki eden çift ve üçlü agonistler geliştirilmektedir.

Yan etkileri arasında bulantı, kusma, geçici kan şekeri yüksekliği ve hipokalemi bulunur; potasyumun hücre içine kayması nedeniyle özellikle yinelenen dozlarda izlem gerekir. Feokromositoma varlığında katekolamin salınımını tetikleyebileceğinden dikkatle kullanılır.

Eş anlamlılar

  • Hiperglisemik faktör

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2020.