Pankreas
Pankreas (İng. pancreas; Yun. pan, tüm + kreas, et), hem sindirim enzimleri salgılayan hem hormon üreten, karın arka duvarında yerleşik karma bezdir.
Etimoloji
Yunanca bütünüyle et anlamındaki pankreas sözcüğünden gelir; bezin homojen görünümünü anlatır.
Klinik bağlam
Organ, mideyi arkasından çaprazlayarak uzanır; baş bölümü onikiparmak bağırsağının kıvrımına yerleşir, kuyruk bölümü dalağa uzanır. Retroperitoneal yerleşimi, hastalıklarının neden sırta yayılan ağrıyla seyrettiğini ve inflamatuar süreçlerin komşu yapılara kolayca yayıldığını açıklar. Ana kanal, safra kanalıyla birleşerek ortak bir ağızdan bağırsağa açılır; bu ortak yol, safra taşının pankreatiti neden tetiklediğini açıklar.[1]
Ekzokrin bölüm, dokunun büyük çoğunluğunu oluşturur ve lipaz, amilaz ile proteazları salgılar. Enzimler etkin olmayan öncüler hâlinde üretilir ve bağırsakta etkinleştirilir; bu düzenek, organın kendi kendini sindirmesini önler. Bu korumanın bozulması pankreatitin temelidir.
Endokrin bölüm, Langerhans adacıklarından oluşur: beta hücreleri insülin, alfa hücreleri glukagon, delta hücreleri somatostatin salgılar. Adacıkların kanlanması zengindir ve salgı doğrudan portal dolaşıma verilir; bu nedenle insülinin ilk geçişte karaciğer üzerindeki etkisi belirgindir.
Klinik açıdan iki bölümün birlikte etkilenmesi önemli sonuçlar doğurur. Kronik pankreatit ve pankreas cerrahisi sonrasında hem pankreas yetmezliği hem diyabet gelişir. Bu tabloda ortaya çıkan pankreatojenik diyabet, hem insülin hem glukagon eksikliğiyle seyrettiğinden kan şekeri dalgalanmaları belirgindir ve hipoglisemi riski yüksektir; tedavi hedefleri buna göre gevşetilmelidir.
Pankreas kanseri, sinsi seyri nedeniyle çoğunlukla ileri evrede tanınır. Baş yerleşimli tümörler safra yolunu tıkayarak ağrısız sarılık yapar; bu bulgu, ileri yaşta ve kilo kaybıyla birlikte görüldüğünde öncelikle malignite olarak değerlendirilmelidir. Yeni ortaya çıkan diyabet ve açıklanamayan kilo kaybı birlikteliği de uyarıcıdır ve bu bağlantı sıklıkla gözden kaçar. Gövde ve kuyruk tümörleri daha geç belirti verir.
Görüntülemede bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans kolanjiyopankreatografi ve endoskopik ultrason kullanılır; endoskopik ultrason küçük lezyonların saptanmasında ve örnekleme yapılmasında üstündür.
Ender ancak öğretici bir grup, işlevsel nöroendokrin tümörlerdir: insülinoma hipoglisemiye, gastrinoma yineleyen ve olağandışı yerleşimli ülserlere — Zollinger-Ellison sendromu — , glukagonoma karakteristik deri döküntüsü ve diyabete yol açar. Bu tabloların tanınması, uzun süren tanısal gecikmeleri önler.
Pankreas kistleri, giderek daha sık rastlantısal olarak saptanmaktadır; müsinöz kistlerin malign dönüşüm potansiyeli bulunduğundan izlem ölçütlerine göre değerlendirilmelidir.
Anestezi ve yoğun bakım açısından, ağır pankreatit hastalarında sıvı kaçağı, karın içi basınç artışı, hipokalsemi ve solunum yetmezliği öne çıkar. Pankreas cerrahisi sonrası fistül, gecikmiş mide boşalması ve kanama başlıca komplikasyonlardır; ayrıca dalağın da çıkarıldığı olgularda kapsüllü bakterilere karşı aşılama gereklidir.
Eş anlamlılar
- Pankreas bezi
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Standring S (ed.), Gray's Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice, 42. baskı, 2020.