Hastane enfeksiyonu
Hastane enfeksiyonu (İng. healthcare-associated infection, nosocomial infection; Yun. nosokomeion "hastane"), sağlık hizmeti alımı sırasında edinilen ve başvuru anında var olmayan ya da kuluçka döneminde bulunmayan enfeksiyonlardır. Genellikle yatıştan 48 saat sonra ortaya çıkan tablolar bu kapsamda değerlendirilir.
Etimoloji
Yaygın kullanılan "nozokomiyal" sıfatı, Yunanca nosos (hastalık) ve komein (bakmak) sözcüklerinden oluşan nosokomeion (hastane) teriminden gelir. Günümüzde, enfeksiyonların yalnızca hastanede değil ayaktan tedavi birimleri ve uzun süreli bakım kurumlarında da edinilebildiğini vurgulamak için "sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyon" adlandırması yeğlenmektedir.
Klinik bağlam
Bu enfeksiyonların ortaya çıkışı, üç etkenin kesişimiyle açıklanır: konağın savunmasının zayıflaması, doğal engelleri aşan girişimsel araçların varlığı ve dirençli mikroorganizmalarla karşılaşma. Yoğun bakım hastaları bu üç ölçütün tümünü taşıdığından risk en yüksek gruptur. Damar içi kateterler, trakeal tüpler, idrar sondaları ve cerrahi kesiler, mikroorganizmaların normalde giremeyeceği bölgelere doğrudan yol açar; bu araçların yüzeyinde oluşan biyofilm, hem bağışıklık yanıtından hem antibiyotiklerden korunma sağlar.[1]
Dört tablo, olguların büyük bölümünü oluşturur. Ventilatör ilişkili pnömoni, entübe hastalarda subglottik salgının aspirasyonuyla gelişir ve ölüm oranı en yüksek gruptur. Kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonu, damar içi araçların giriş yerinden ya da bağlantı uçlarından kaynaklanır. Kateter ilişkili idrar yolu enfeksiyonu en sık görülenidir, ancak çoğu olguda kolonizasyon ile gerçek enfeksiyonun ayrımı güçtür. Cerrahi alan enfeksiyonu ise ameliyat sonrası dönemin en sık komplikasyonlarındandır. Bunlara ek olarak, antibiyotik kullanımıyla bağırsak florasının bozulması sonucu gelişen Clostridioides difficile enfeksiyonu, salgın yapabilme özelliğiyle ayrı bir yer tutar.
Etken profili topluma göre belirgin biçimde farklıdır. Dirençli gram negatif basiller, metisiline dirençli Staphylococcus aureus, vankomisine dirençli enterokoklar ve Candida türleri öne çıkar; bu mikroorganizmalar hastane ortamında seçilerek çoğalır. Direnç, hem ampirik tedavi seçimini güçleştirir hem de uygun tedaviye başlama süresini uzatarak ölüm oranını artırır. Bu nedenle her birimin kendi direnç örüntüsünü izlemesi ve ampirik tedavi protokollerini buna göre belirlemesi gerekir.
Korunma, tedaviden daha etkili ve daha ucuzdur. El hijyeni, tek başına en etkili önlem olmayı sürdürmektedir; buna karşın uyum oranları çoğu merkezde beklenenin altındadır. Kanıta dayalı uygulama demetleri, her araç için tanımlanmış birkaç basit önlemin birlikte ve eksiksiz uygulanmasını öngörür: damar yolu takılırken azami bariyer önlemleri ve uygun cilt antisepsisi, ventile hastada yatak başının yükseltilmesi ve günlük sedasyon değerlendirmesi, sonda gereksiniminin her gün sorgulanması ve gereksiz araçların erkenden çıkarılması. Bu son ilke — aracı ancak gerektiği sürece tutmak — tek başına en yüksek etkiyi sağlayan girişimdir. Antimikrobiyal yönetim programları, gereksiz ve gereğinden uzun antibiyotik kullanımını azaltarak direnç baskısını düşürür.[2]
Sürveyans, önleme çalışmalarının temelidir: enfeksiyon hızları araç kullanım günlerine oranlanarak hesaplanır, birimler arası ve zaman içindeki karşılaştırmalar bu ölçütlerle yapılır. Salgın kuşkusunda kaynak araştırması, moleküler tiplendirme ve temaslı taraması yürütülür.
Klinik tuzakların başında, kolonizasyonun enfeksiyonla karıştırılması gelir; idrar, balgam ve yara kültüründe üreyen her mikroorganizma tedavi gerektirmez ve bu ayrımın yapılmaması gereksiz antibiyotik kullanımının başlıca kaynağıdır. Bir diğeri, ateşin tek başına enfeksiyon göstergesi sayılmasıdır; kritik hastada venöz tromboemboli, ilaç ateşi, pankreatit ve hematom rezorpsiyonu gibi enfeksiyon dışı nedenler sıktır. Ayrıca kültür alınmadan başlanan geniş spektrumlu tedavinin, sonradan daraltılmasını olanaksız kılarak hem hastaya hem birime zarar verdiği unutulmamalıdır.
Eş anlamlılar
- Nozokomiyal enfeksiyon
- Sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyon