İçeriğe atla

Kapiller kaçış sendromu

DrSozluk sitesinden

Kapiller kaçış sendromu (İng. capillary leak syndrome), kılcal damar geçirgenliğinin artmasıyla plazmanın damar dışına kaçması sonucu hipotansiyon, ödem ve hemokonsantrasyonla giden tablodur.

Etimoloji

Kılcal damarlardan sıvı sızmasını anlatan betimleyici bir terimdir.

Klinik bağlam

Normalde kılcal damar duvarı, suyun ve küçük moleküllerin geçişine izin verirken albümin gibi büyük proteinleri damar içinde tutar; bu, onkotik basıncın korunmasını sağlar. Endotel hasarı ve hücreler arası bağlantıların açılması durumunda protein damar dışına kaçar; onkotik basınç farkı ortadan kalkar ve sıvı ara dokuya geçer. Sonuçta damar içi hacim azalırken toplam vücut suyu artar — hasta hem hipovolemik hem ödemlidir. Bu paradoks, tedavideki güçlüğün temelidir.[1]

İkincil biçim çok daha sıktır ve kritik bakımda merkezî öneme sahiptir. Sepsis, ağır travma, yanık, pankreatit, büyük cerrahi, kardiyopulmoner baypas, anaflaksi, hemofagositik sendrom ve bazı ilaçlar — interlökin-2, bazı kemoterapötikler, monoklonal antikorlar — sorumlu olabilir. Ovaryan hiperstimülasyon sendromu ve enjeksiyon sonrası bazı biyolojik ajanlar da tanımlanmıştır.

Birincil ve ender bir biçim olan Clarkson hastalığı, yineleyen ataklarla seyreder: ani hipotansiyon, yaygın ödem, belirgin hemokonsantrasyon ve hipoalbüminemi görülür; hastaların çoğunda monoklonal gammopati eşlik eder. Ataklar arasında hasta tümüyle iyidir. Bu tablo, açıklanamayan yineleyen şok ataklarında akla gelmelidir.

Klinik seyir üç evrede incelenir. Kaçış evresinde sıvı damar dışına çıkar; hipotansiyon, taşikardi, oligüri, ödem ve organ perfüzyon bozukluğu görülür. Kararlı evrede süreç durur. Geri dönüş evresinde ise ara dokudaki sıvı damar yatağına döner; bu dönemde aşırı sıvı verilmiş hastalarda akciğer ödemi ve solunum yetmezliği gelişir. Bu üç evrenin tanınması, sıvı yönetiminin zamanlamasını belirler — geri dönüş evresinde sıvı verilmeye devam edilmesi, en sık yapılan hatadır.

Laboratuvarda hematokrit ve albümin arasındaki uyumsuzluk dikkat çekicidir: hemokonsantrasyona bağlı yüksek hematokrit ile düşük albümin birlikte bulunur.

Tedavide temel ilke, damar içi hacmin doku perfüzyonunu koruyacak en az düzeyde tutulmasıdır. Aşırı sıvı verilmesi ödemi artırır ve organ işlevlerini bozar; yetersiz sıvı ise iskemiye yol açar. Bu nedenle sıvı yanıtının nesnel biçimde değerlendirilmesi — pasif bacak kaldırma, dinamik indeksler, ultrason — ve yanıt yoksa sürdürülmemesi önerilir. Perfüzyon göstergeleri olarak laktat seyri, idrar çıkışı ve kapiller dolum izlenir.

Vazopressörler, sıvı tedavisinin sınırlandırılmasına olanak tanır; noradrenalin birinci seçenektir. Albümin kullanımı bu tabloda tartışmalıdır; kaçış sürerken verilen albümin de damar dışına geçerek ödemi artırabilir. Hidroksietil nişasta içeren çözeltilerden kaçınılmalıdır.

Asıl belirleyici olan, tetikleyen nedenin tedavi edilmesidir: enfeksiyon kaynağının denetimi, sorumlu ilacın kesilmesi, yanık ve travma yönetimi. Clarkson hastalığında ataklar arasında düzenli immünglobulin uygulamasının atak sıklığını azalttığı bildirilmiştir.

Ödemin yaygınlaşması, ekstremitelerde kompartman sendromu ve karın içi basınç artışı riskini doğurur; bu komplikasyonlar açısından izlem gerekir. Geri dönüş evresinde diüretik gereksinimi ortaya çıkabilir; ancak zamanlaması dikkatle belirlenmelidir.

Eş anlamlılar

  • Sistemik kapiller kaçak sendromu

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Marino PL, Marino's The ICU Book, 4. baskı, 2014.