Karbon monoksit zehirlenmesi
Karbon monoksit zehirlenmesi (İng. carbon monoxide poisoning), renksiz ve kokusuz karbon monoksit gazının solunmasıyla gelişen, doku oksijenlenmesini bozan zehirlenme tablosudur. Zehirlenmeye bağlı ölümlerin önde gelen nedenlerindendir.
Etimoloji
Etken gazın kimyasal adından türetilmiştir; halk arasında "baca gazı" ya da "karbonmonoksit" zehirlenmesi olarak anılır.
Klinik bağlam
Gaz, karbon içeren yakıtların yetersiz oksijenle yanması sonucu oluşur. Renksiz, kokusuz ve tahriş edici olmaması, kişinin maruziyeti fark etmesini engeller; bu özellik, gazın neden sessiz katil olarak adlandırıldığını açıklar. Başlıca kaynaklar bacası uygun olmayan soba ve şofbenler, kapalı ortamda kullanılan mangal, jeneratör, egzoz gazı ve yangınlardır. Ülkemizde kış aylarında ve toplu olgular biçiminde sık görülür.[1]
Zarar üç düzenekle oluşur: karboksihemoglobin oluşumu nedeniyle oksijen taşınmasının azalması, oksijenin dokulara bırakılmasının güçleşmesi ve hücre içinde solunum zincirinin doğrudan engellenmesi. Bu nedenle klinik ağırlık, ölçülen düzeyle her zaman orantılı değildir; düşük düzeylerde ağır bulgular, yüksek düzeylerde hafif tablo görülebilir.
Belirtiler özgül olmadığından tanı büyük ölçüde kuşkuya dayanır. Baş ağrısı, bulantı, baş dönmesi, halsizlik ve dikkat azalması en sık yakınmalardır; bu tablo sıklıkla gripal enfeksiyon, migren ya da gastroenterit olarak değerlendirilir. Ayırt edici ipuçları şunlardır: aynı ortamdaki birden çok kişide benzer yakınmalar, evcil hayvanların da etkilenmesi, belirtilerin ortamdan uzaklaşınca düzelmesi ve mevsimsel örüntü. Ağır olgularda konfüzyon, senkop, nöbet, ritim bozukluğu, göğüs ağrısı, rabdomiyoliz ve koma gelişir.
Olay yerinde ilk adım, kurtarıcı güvenliğidir: ortam havalandırılmalı, hasta temiz havaya çıkarılmalı ve gerekiyorsa uygun koruyucu ekipmanla girilmelidir.
Tanıda ko-oksimetre ile karboksihemoglobin ölçümü kullanılır. Standart nabız oksimetresinin yanıltıcı biçimde normal ölçtüğü ve kan gazında hesaplanan satürasyonun güvenilir olmadığı bilinmelidir. Sigara içenlerde bazal düzeyin bir miktar yüksek olabileceği göz önünde bulundurulur.
Tedavinin temeli, sıkı yüz maskesiyle verilen yüksek akımlı yüzde yüz oksijendir; entübe hastalarda ventilatörden aynı oranda oksijen sağlanır. Tedavi, laboratuvar sonucu beklenmeden başlatılmalıdır. Hiperbarik oksijen tedavisi; bilinç kaybı, nörolojik bulgular, kalp iskemisi, ağır metabolik asidoz, çok yüksek düzeyler ve gebelik durumunda değerlendirilir. Amaç yalnızca gazın uzaklaştırılması değil, gecikmiş nörolojik hasarın azaltılmasıdır. Hastanın hiperbarik merkeze nakli, klinik durum ve nakil riski gözetilerek planlanır.
Yangın ortamındaki hastalarda siyanür zehirlenmesi de düşünülmelidir; dirençli asidoz, yüksek laktat ve venöz oksijen satürasyonunun beklenmedik biçimde yüksek olması bu tabloyu düşündürür ve hidroksikobalamin uygulanmasını gerektirir. Ayrıca bu hastalarda inhalasyon hasarı ve havayolu ödemi açısından erken değerlendirme yapılmalı, entübasyon kararı geciktirilmemelidir.
Gebelikte fetal hemoglobinin ilgisi daha yüksektir ve bebek daha uzun süre etkilenir; annenin düzeyi normale dönse bile tedavi süresi uzatılır ve fetal izlem yapılır.
Gecikmiş nörolojik sendrom, iyileşmeden günler-haftalar sonra ortaya çıkan bellek, dikkat, kişilik ve hareket bozukluklarıdır; bu nedenle hastaların izleme alınması ve bilgilendirilmesi gerekir.
Korunmada bacaların düzenli bakımı, uygun havalandırma, kapalı alanda mangal ve jeneratör kullanılmaması ile karbon monoksit dedektörlerinin yaygınlaştırılması en etkili önlemlerdir. Toplu olgularda kaynağın belirlenmesi ve ortamın güvenli hâle getirilmesi, yeni olguları önler.
Eş anlamlılar
- CO zehirlenmesi
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Tintinalli JE ve ark. (ed.), Tintinalli's Emergency Medicine: A Comprehensive Study Guide, 9. baskı, 2020.