İçeriğe atla

Monoklonal antikorlar

DrSozluk sitesinden

Monoklonal antikorlar (İng. monoclonal antibodies, mAb; Yun. monos "tek" + klōn "filiz, dal"), tek bir B hücre klonundan köken alan ve bu nedenle tümü aynı antijenik bölgeye (epitopa) aynı özgüllükle bağlanan, laboratuvar koşullarında üretilen antikorlardır; tanıda, görüntülemede ve kanserden otoimmün hastalıklara uzanan geniş bir yelpazede hedefe yönelik tedavinin temel araçlarıdır.

Etimoloji

Yunanca monos (tek, yalnız) ve klōn (filiz, sürgün; tek hücreden türeyen özdeş hücre topluluğunu ifade eder) sözcüklerinden monoklonal; anti (karşı) ve sōma (cisim) kökenli antikor (Alm. Antikörper çevirisiyle) sözcüklerinden oluşur.

Klinik bağlam

Teknolojinin temeli, 1975'te Köhler ve Milstein'ın antikor üreten B hücrelerini ölümsüz miyelom hücreleriyle birleştirerek hibridoma oluşturmasıdır; bu buluş 1984 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'yle onurlandırılmıştır. İlk fare kökenli antikorların immünojenitesi, moleküllerin giderek insanlaştırılmasıyla aşılmıştır ve adlandırma ekleri kökeni yansıtır: -omab (fare), -ksimab (kimerik; rituksimab, infliksimab), -zumab (insanlaştırılmış; trastuzumab, bevacizumab), -umab (tam insan; adalimumab, denosumab).[1] Etki mekanizmaları çeşitlidir: hedef molekülün nötralizasyonu (anti-TNF ajanlar; VEGF'yi bağlayan bevacizumab), reseptör blokajı ya da uyarımı, antikora bağımlı hücresel sitotoksisite ve kompleman aracılı liziz (rituksimab ile CD20⁺ B hücrelerinin yok edilmesi), immün kontrol noktalarının blokajı (immünoterapinin temeli olan anti-PD-1 ve anti-CTLA-4 antikorları), sitotoksik yükün tümöre taşınması (antikor-ilaç konjugatları; trastuzumab emtansin, enfortumab vedotin) ve iki hedefi birleştiren bispesifik yapılar (T hücreyi tümöre yönlendiren ajanlar). Klinik kullanım alanları onkoloji (meme kanserinde trastuzumab, lenfomada rituksimab, çok sayıda solid tümörde kontrol noktası inhibitörleri), romatoloji ve gastroenteroloji (romatoid artrit ile inflamatuvar bağırsak hastalığında anti-TNF ve interlökin hedefli ajanlar), hematoloji (kompleman aracılı hastalıklarda ekulizumab), kardiyovasküler alan (PCSK9 inhibitörleri), osteoporoz (denosumab), astım ve alerji (omalizumab), enfeksiyon hastalıkları (RSV'ye karşı palivizumab ve nirsevimab) ile antidot geliştirmeyi (sugammadeks antikor olmasa da hedefe özgü bağlama ilkesini paylaşır; dijital için digoksin immün Fab) kapsar.[2] Başlıca istenmeyen etkiler infüzyon reaksiyonları (ilk uygulamada sık; premedikasyon ve hız titrasyonuyla yönetilir), immünojenite ve etkinlik kaybı (anti-ilaç antikorları), hedefe bağlı toksisiteler (anti-TNF ile tüberküloz reaktivasyonu ve fırsatçı enfeksiyonlar; rituksimab ile hepatit B reaktivasyonu ve geç nötropeni; bevacizumab ile hipertansiyon, kanama ve yara iyileşmesinde gecikme) ve nadiren anafilaksidir; biyolojik tedavi öncesi tarama (tüberküloz, hepatit serolojisi) standart uygulamadır. Patent sürelerinin dolmasıyla biyobenzerler yaygınlaşmış ve erişimi artırmıştır; uzun yarı ömür, subkütan formülasyonlar ve hedef çeşitliliği, monoklonal antikorları modern farmakoterapinin en hızlı büyüyen sınıfı yapmıştır.[3]

Eş anlamlılar

  • mAb
  • Terapötik antikorlar (tedavi amaçlı kullanım için)
  • Biyolojik ajanlar (kısmen örtüşen, daha geniş kavram)

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Brunton LL, Knollmann BC (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 14. baskı, McGraw Hill, 2023.
  2. Loscalzo J, Fauci AS, Kasper DL ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, McGraw Hill, 2022.
  3. Lu RM, Hwang YC, Liu IJ ve ark., Development of therapeutic antibodies for the treatment of diseases, Journal of Biomedical Science, 2020.