Spinal anestezi
Spinal anestezi (İng. spinal anesthesia), lokal anesteziğin subaraknoid boşluğa, beyin omurilik sıvısı içine verilmesiyle sağlanan bölgesel anestezi yöntemidir.
Etimoloji
Latince omurga anlamındaki spina sözcüğünden türetilmiştir.
Klinik bağlam
İlaç doğrudan beyin omurilik sıvısına verildiğinden çok küçük dozlarla hızlı, yoğun ve öngörülebilir blok sağlanır. Bu, yöntemin epidural anesteziden temel farkıdır: epiduralde ilaç zarların dışına verilir, daha büyük hacimler gerekir, etki daha yavaş yerleşir ve kateterle sürdürülebilir. Spinal anestezi çoğunlukla tek dozdur ve süresi kullanılan ajanla belirlenir.[1]
Girişim, omuriliğin erişkinde sonlandığı düzeyin altından — çoğunlukla üçüncü-dördüncü ya da dördüncü-beşinci bel omuru aralığından — yapılır; böylece omurilik yaralanması riski ortadan kalkar. Beyin omurilik sıvısının iğneden gelmesi doğru yerleşimi doğrular. Blok düzeyi, verilen ilacın yoğunluğuna, hacmine ve hastanın pozisyonuna göre belirlenir.
Kullanım alanları göbek altı cerrahisidir: sezaryen, alt ekstremite ortopedik girişimleri, ürolojik ve jinekolojik ameliyatlar, fıtık onarımı ve anorektal girişimler. Sezaryende genel anesteziye üstün kabul edilir; annenin uyanık kalması, havayolu risklerinin azalması ve yenidoğana ilaç geçişinin sınırlı olması başlıca üstünlükleridir.
Fizyolojik etkilerin başında sempatik blokaj gelir. Damar genişlemesi ve venöz göllenme nedeniyle kan basıncı düşer; yüksek bloklarda kalbin sempatik uyarısı da azalarak bradikardi ortaya çıkar. Bu nedenle uygulama öncesi damar yolu açılması, hacim durumunun değerlendirilmesi ve vazopresörün hazır bulundurulması standarttır. Gebelikte aortokaval basının önlenmesi için sol yana yatırma ya da uterusun yana itilmesi zorunludur; bu adımın atlanması ağır hipotansiyona yol açar.
Blok, farklı lif tiplerini farklı sırayla etkiler: önce sempatik lifler, ardından ağrı ve ısı duyusu, sonra dokunma ve en son motor lifler bloke olur. Bu nedenle sempatik blok düzeyi, duyusal blok düzeyinin üzerindedir.
Engeller arasında hastanın reddi, girişim bölgesinde enfeksiyon, düzeltilememiş koagülopati ve antitrombotik kullanımı, ileri derecede hipovolemi, artmış intrakraniyal basınç ve bazı kalp hastalıkları sayılır. Ağır aort darlığı ve hipertrofik kardiyomiyopatinin obstrüktif biçiminde sistemik damar direncinin ani düşmesi tehlikelidir; bu hastalarda yöntem seçimi dikkatle yapılır. Antitrombotik ilaçlar için ajana özgü bekleme sürelerine titizlikle uyulmalıdır; spinal hematom ender ancak yıkıcı bir komplikasyondur.[2]
Komplikasyonlar arasında hipotansiyon, bradikardi, bulantı-kusma, idrar retansiyonu, titreme ve kaşıntı bulunur. Ponksiyon sonrası baş ağrısı, dura açıklığından sıvı sızmasına bağlıdır; ayağa kalkmakla artar, yatınca geriler. Riski azaltan en etkili önlem ince çaplı ve atravmatik uçlu iğne kullanımıdır; yatak istirahati ve sıvı yüklemesinin koruyucu olmadığı gösterilmiştir. Dirençli olgularda epidural kan yaması etkilidir.
En tehlikeli komplikasyon total spinal bloktur: ilacın beklenenden çok daha yukarı yayılmasıyla solunum kasları felç olur, bilinç kaybolur ve ağır hipotansiyon ile bradikardi gelişir. Yönetim, havayolunun güvence altına alınması, ventilasyon desteği, hacim ve vazopresör desteğidir. Geçici nörolojik belirtiler, bacaklarda ve kalçada ağrı biçiminde ortaya çıkar ve kendini sınırlar. Kalıcı sinir hasarı, kauda ekuina sendromu ve menenjit çok enderdir.
İzlemde blok düzeyi, motor güç, kan basıncı, kalp hızı, solunum ve bilinç düzenli değerlendirilir. Beklenenden uzun süren motor blok, yeni sırt ağrısı ve ilerleyici güçsüzlük, spinal hematom açısından acil değerlendirme gerektirir.
Bölgesel yöntemlerin genel anesteziye göre ameliyat sonrası bulantıyı, opioid gereksinimini ve bazı hasta gruplarında solunum komplikasyonlarını azalttığı bildirilmiştir; ancak ölüm oranı üzerindeki üstünlüğü tartışmalıdır ve seçim hastaya göre yapılır.
Eş anlamlılar
- Subaraknoid blok
- Belden uyuşturma