İçeriğe atla

Von Willebrand faktörü

DrSozluk sitesinden

Von Willebrand faktörü (İng. von Willebrand factor), trombositlerin damar duvarına yapışmasını sağlayan ve faktör VIII'i taşıyan büyük plazma glikoproteinidir.

Etimoloji

İlgili kanama bozukluğunu tanımlayan Finlandiyalı hekim Erik Adolf von Willebrand'ın adını taşır.

Klinik bağlam

Molekül, endotel hücrelerinde ve megakaryositlerde üretilir; çok birimli yapılar hâlinde salgılanır. İki temel işlevi vardır. Birincisi, damar duvarı zedelendiğinde açığa çıkan kollajen ile trombositler arasında köprü kurarak yapışmayı sağlamaktır; bu etki, özellikle yüksek makaslama gerilimi bulunan küçük arterlerde belirleyicidir. İkincisi, faktör VIII'i dolaşımda taşıyarak erken yıkımdan korumaktır. Bu ikinci işlev nedeniyle eksikliğinde faktör VIII düzeyi de düşer ve aktive parsiyel tromboplastin zamanı uzayabilir.[1]

Salgılanan çok büyük çok birimler, ADAMTS13 enzimiyle uygun boyuta indirilir. Bu enzimin işlev görmemesi, trombotik trombositopenik purpuranın temelidir: parçalanamayan iri moleküller trombositleri kendiliğinden bağlayarak mikrodolaşımda tıkaç oluşturur. Böylece aynı molekül, eksikliğinde kanamaya, aşırı büyük biçimlerinin birikmesinde ise trombozla giden yıkıcı bir hastalığa yol açar.

Von Willebrand hastalığı, en sık kalıtsal kanama bozukluğudur. Üç tipe ayrılır: tip 1'de miktar kısmen azalmıştır ve en sık görülen, en hafif biçimdir; tip 2'de işlev bozukluğu vardır ve alt tiplere ayrılır; tip 3'te ise molekül neredeyse hiç yoktur, tablo ağırdır ve hemofiliyi andırır.

Klinik tabloda mukokutanöz kanamalar öndedir: burun kanaması, diş eti kanaması, kolay morarma, kadınlarda ağır adet kanaması, diş çekimi ve cerrahi sonrası uzamış kanama. Bu örüntü, eklem ve kas içi kanamayla seyreden hemofiliden ayırt edicidir. Ağır adet kanaması, kadınlarda en sık başvuru nedenidir ve altta yatan kanama bozukluğu olasılığının sorgulanmaması yaygın bir eksikliktir.

Tanıda antijen düzeyi, işlevsel etkinlik — ristosetin kofaktör ya da eşdeğer testler — ve faktör VIII düzeyi ölçülür; tip belirlemek için çok birim analizi yapılır. Önemli bir tuzak, düzeyin akut faz yanıtıyla yükselmesidir: enfeksiyon, gebelik, stres, egzersiz, iltihap ve östrojen kullanımı sonuçları normale çekebilir. Bu nedenle kuşku sürüyorsa test yinelenmelidir. Ayrıca düzeyin kan grubuna göre değiştiği, O grubunda daha düşük olduğu bilinmelidir.

Tedavide desmopressin, depolardan salınımı artırarak tip 1 hastalıkta etkilidir; kullanımdan önce yanıt denemesi yapılması önerilir. Su tutulumu ve hiponatremi riski nedeniyle sıvı kısıtlaması ve sodyum izlemi gerekir; bu ilaç tip 2B'de trombositopeniyi ağırlaştırabileceğinden kaçınılır ve tip 3'te etkisizdir. Ağır olgularda ve büyük cerrahilerde faktör konsantreleri kullanılır. Ek olarak traneksamik asit, mukozal kanamalarda ve diş girişimlerinde değerlidir; ağır adet kanamasında hormonal tedavi seçenekleri de kullanılır.

Edinsel biçim, kalp kapak hastalıkları — özellikle aort darlığı — , mekanik dolaşım destek cihazları, lenfoproliferatif hastalıklar ve hipotiroidide görülür. Yüksek makaslama gerilimi altında molekülün parçalanması, kazanılmış kanama eğilimi yaratır. Aort darlığı ile sindirim sistemi anjiyodisplazilerinden kanamanın birlikte görüldüğü Heyde sendromu bu düzenekle açıklanır ve kapak girişiminin ardından kanamanın gerilemesi tipiktir. Bu ilişkinin bilinmemesi, yinelenen ve nedeni bulunamayan kanamalara yol açar.

Girişim planlanan hastalarda hematoloji ile birlikte önceden plan yapılması, gereksiz kanamayı önler; ayrıca aspirin ve steroid dışı antiinflamatuar ilaçlardan kaçınılması önerilir.

Eş anlamlılar

  • vWF

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.