Wallenberg sendromu
Wallenberg sendromu (İng. Wallenberg syndrome), beyin sapının yan bulber bölgesinin iskemisiyle gelişen, çaprazlanmış duyu kaybı ve belirgin denge bozukluğuyla giden inme tablosudur. Arka dolaşım inmelerinin en iyi tanımlanmış biçimidir.
Etimoloji
Tabloyu ayrıntılı biçimde tanımlayan Alman hekim Adolf Wallenberg'in adını taşır.
Klinik bağlam
Tablo, medulla oblongatanın yan bölümünün beslenmesinin bozulmasıyla ortaya çıkar. Adı çoğunlukla arka alt serebellar arterle birlikte anılsa da, olguların büyük bölümünde asıl sorumlu damar vertebral arterdir; bu ayrımın bilinmesi, tanı sonrası damar görüntülemesinin doğru yönlendirilmesi açısından önemlidir. Genç hastalarda vertebral arter diseksiyonu sık bir nedendir ve boyun travması ya da ani baş hareketi öyküsü aranmalıdır.[1]
Bölgede birbirine komşu çok sayıda yapı bulunduğundan klinik tablo zengin ve karakteristiktir. Trigeminal sinirin inen çekirdeğinin tutulmasıyla yüzün aynı tarafında ağrı ve ısı duyusu kaybolur; spinotalamik yolun tutulmasıyla gövde ve kollarda karşı tarafta aynı duyular kaybolur. Bu çaprazlanmış duyu kaybı, tanının en güçlü göstergesidir ve beyin sapı yerleşimini neredeyse kesinleştirir. Vestibüler çekirdeklerin etkilenmesiyle şiddetli baş dönmesi, bulantı, kusma ve nistagmus görülür. Serebellar bağlantıların tutulması aynı tarafta ataksi ve hastanın lezyon tarafına doğru düşme eğilimi yaratır.
Nukleus ambiguus tutulduğunda ses kısıklığı, yutma güçlüğü ve öğürme refleksinin kaybı ortaya çıkar; bu bulgu, aspirasyon riski nedeniyle klinik yönetimin en kritik parçasıdır. İnen sempatik yolların etkilenmesiyle aynı tarafta Horner sendromu — pitozis, miyozis ve terlemenin azalması — görülür. Solunum merkezinin komşuluğu nedeniyle, ender de olsa istemsiz solunumun bozulduğu ağır olgular bildirilmiştir.
Ayırt edici bir özellik, kas gücünün korunmasıdır. Piramidal yollar bu bölgeden geçmediğinden hastada hemiparezi yoktur; bu nedenle "felç yok, inme değil" varsayımıyla tanı sıklıkla gecikir ve tablo iç kulak hastalığı ya da gastroenterit olarak değerlendirilir. Akut ve sürekli baş dönmesiyle gelen hastada ses kısıklığı, yutma güçlüğü, göz kapağı düşüklüğü ya da yüzde duyu değişikliği aranması, bu tuzaktan kaçınmanın en pratik yoludur. Yalnız başına ayakta duramama ve lezyon tarafına yönelmiş düşme eğilimi de merkezî nedeni düşündürür.
Tanıda erken bilgisayarlı tomografi arka çukur lezyonlarını büyük ölçüde kaçırır; difüzyon ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleme tercih edilir, ancak ilk saatlerde bu yöntemin de yanlış negatif olabileceği bilinmelidir. Bu nedenle klinik kuşku, görüntüleme sonucundan daha belirleyicidir. Damar görüntülemesi, diseksiyon ve darlığın gösterilmesi için yapılır.
Yönetim, akut iskemik inme ilkelerine dayanır; uygun hastalarda tromboliz uygulanır. Asıl belirleyici olan destek tedavisidir: yutma güvenliği değerlendirilmeden ağızdan besleme başlatılmamalı, gerekirse geçici olarak beslenme tüpü kullanılmalıdır. Aspirasyon pnömonisi bu hastalarda en sık görülen komplikasyondur. Dirençli kusma ve baş dönmesi nedeniyle sıvı-elektrolit dengesi yakından izlenir. Beyincik ödemi gelişen olgularda beyin sapı basısı ve hidrosefali açısından dikkatli olunmalıdır.
Uzun dönemde işlevsel iyileşme çoğu hastada iyidir; denge ve yutma çoğunlukla haftalar içinde belirgin biçimde düzelir. Buna karşılık bazı hastalarda inatçı merkezî nöropatik ağrı gelişir ve bu yakınma, uzun dönemde yaşam niteliğini en çok etkileyen sorundur. Rehabilitasyon, denge eğitimi ve yutma terapisiyle erken başlatılır. İkincil korunmada nedene göre antitrombotik tedavi düzenlenir; diseksiyon olgularında bu tedavi belirli bir süre sürdürülür.
Eş anlamlılar
- Lateral medüller sendrom
- PICA sendromu
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Ropper AH ve ark., Adams and Victor's Principles of Neurology, 12. baskı, 2023.