Orbita
Orbita (İng. orbit; Lat. orbita "göz çukuru"), göz küresini, göz kaslarını, damar ve sinirleri ile yağ dokusunu barındıran piramit biçimli kemik boşluktur. Yedi kemiğin birleşmesiyle oluşur.
Etimoloji
Latince orbita sözcüğü, dairesel iz ya da yörünge anlamına gelir ve boşluğun yuvarlak girişini betimler.
Klinik bağlam
Orbitanın klinik davranışını belirleyen temel özellik, önü açık ancak diğer yönlerden kemikle çevrili kapalı bir boşluk olmasıdır. İçindeki hacim arttığında basınç yükselir ve içerik öne doğru itilir; bu, propitozisin mekanizmasıdır. Hacim artışı belirli bir düzeyi aştığında ise optik sinirin kanlanması tehlikeye girer ve geri dönüşsüz görme kaybı gelişebilir.[1]
Duvarların kalınlığı eşit değildir ve bu, travma örüntüsünü belirler. Taban ve iç duvar oldukça incedir; künt travmada göz küresi zarar görmeden bu duvarlar kırılır ("blow-out" kırığı) ve orbita içeriği maksiller sinüse ya da etmoid hücrelere fıtıklaşır. Sonuçta çift görme, göz hareketlerinde kısıtlılık ve enoftalmus görülür; alt duvar kırıklarında infraorbital sinirin etkilenmesiyle yanak ve üst dudakta uyuşma ortaya çıkar. İnce iç duvar aynı zamanda etmoid sinüs enfeksiyonlarının orbitaya yayılma yoludur — çocukluk çağı orbital selülitinin en sık kaynağı budur.
Orbital selülit, septum arkasındaki dokuların enfeksiyonudur ve preseptal (kapak) selülitinden ayırt edilmelidir: propitozis, göz hareketlerinde ağrı ve kısıtlılık, görme keskinliğinde azalma ve pupil yanıtı bozukluğu orbital tutulumu gösterir. Bu tablo hastaneye yatış, damar yolundan antibiyotik ve görüntüleme gerektirir; ilerlediğinde apse, kavernöz sinüs trombozu ve kafa içi yayılım gelişebilir. Diyabetli ve bağışıklığı baskılanmış hastalarda hızlı ilerleyen mantar enfeksiyonları — mukormikoz — akla getirilmelidir.
Diğer önemli patolojiler arasında tiroit göz hastalığı bulunur; göz kaslarının ve yağ dokusunun kalınlaşmasıyla propitozis, kapak retraksiyonu ve mekanik göz hareket kısıtlılığı gelişir, ileri olgularda optik sinir basısı görülebilir. Ayrıca tümörler, damar malformasyonları, inflamatuvar psödotümör ve travmatik kanamalar sayılır.
Retrobulber hematom, acil müdahale gerektiren bir tablodur: travma ya da girişim sonrası orbita içinde biriken kan, hızla basıncı yükselterek orbital kompartman sendromu yaratır. Ağrı, propitozis, göz hareketlerinde kısıtlılık, görme kaybı ve göz içi basınç artışıyla kendini gösterir. Görüntüleme beklenmeden, yatak başında yapılan lateral kantotomi ve kantoliz ile basıncın boşaltılması görmenin kurtarılmasını sağlayabilir; gecikme dakikalar içinde kalıcı hasara yol açar.[2]
Anestezi açısından birkaç nokta öne çıkar. Göz cerrahisinde göz içi basıncının denetimi önemlidir; öksürük, ıkınma, süksinilkolin ve zorlu ventilasyon basıncı yükseltir. Açık göz yaralanmasında bu artış, göz içeriğinin dışarı çıkmasına yol açabileceğinden indüksiyon tekniği dikkatle seçilir. Ayrıca yüzüstü ve baş aşağı pozisyonlarda göze doğrudan bası, kornea hasarı ve — seyrek ancak ağır bir komplikasyon olarak — iskemik optik nöropatiye neden olabilir; bu nedenle uzun süreli pozisyonlarda gözlerin korunması ve düzenli kontrolü standart uygulamadır. Retrobulber blok uygulamalarında kanama, göz küresi perforasyonu ve beyin sapına ilaç yayılımı bildirilmiş komplikasyonlardır.
Klinik tuzakların başında, kapak şişliğiyle başvuran hastada göz hareketlerinin ve görme keskinliğinin değerlendirilmemesi gelir; bu iki basit muayene, preseptal ile orbital selüliti ayırır. Bir diğeri, travma sonrası görme kaybında görüntüleme beklenerek dekompresyonun geciktirilmesidir.
Eş anlamlılar
- Göz çukuru
- Orbita kavitesi