Kalp yetersizliği
Kalp yetersizliği (İng. heart failure), kalbin dokuların gereksinimini karşılayacak debiyi sağlayamadığı ya da bunu ancak yüksek dolum basınçlarıyla sağlayabildiği klinik sendromdur. Tek bir hastalık değil, birçok kalp hastalığının ortak son yoludur.
Etimoloji
Türkçe "yetersizlik" sözcüğü, kalbin pompa işlevinin gereksinimi karşılayamamasını anlatır.
Klinik bağlam
Sınıflandırma, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonuna göre yapılır: düşük ejeksiyon fraksiyonlu, hafif azalmış ve korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu biçimler. Bu ayrım yalnızca tanımsal değildir; tedaviyi doğrudan belirler. Düşük ejeksiyon fraksiyonlu biçimde sağkalımı uzattığı gösterilmiş ilaç grupları vardır, korunmuş biçimde ise seçenekler daha sınırlıdır ve eşlik eden hastalıkların yönetimi öne çıkar.[1]
En sık nedenler iskemik kalp hastalığı, hipertansiyon, kapak hastalıkları, kardiyomiyopatiler, ritim bozuklukları ve toksik nedenlerdir. Altta yatan bozukluk debiyi düşürdüğünde, sempatik sistem ve renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi etkinleşir. Bu yanıtlar kısa vadede basıncı korur, ancak uzun vadede ardyükü artırır, sıvı tutulmasına yol açar ve kalp kasında yeniden şekillenmeyi hızlandırarak hastalığı ilerletir. Modern tedavinin temeli, bu zararlı nörohormonal etkinliği baskılamaktır.
Klinik tabloda nefes darlığı, eforla azalan tolerans, yatarken artan solunum sıkıntısı, gece ortaya çıkan nefes darlığı atakları, halsizlik, bacaklarda ödem ve kilo artışı bulunur. Muayenede boyun venlerinde dolgunluk, akciğerlerde raller, üçüncü kalp sesi ve karaciğer büyümesi saptanabilir. Boyun ven basıncının değerlendirilmesi, hacim durumunu gösteren en değerli yatak başı bulgulardan biridir.
Tanıda elektrokardiyogram, akciğer grafisi ve natriüretik peptit ölçümü ilk basamaktır; natriüretik peptidin normal olması tanıyı büyük ölçüde dışlar. Kesin tanı ve sınıflandırma ekokardiyografi ile konur. Obezitede peptit düzeylerinin yanlış düşük, ileri yaş ve böbrek yetmezliğinde yanlış yüksek çıkabileceği bilinmelidir.
Kronik tedavide düşük ejeksiyon fraksiyonlu hastalarda dört ilaç grubu temel oluşturur: renin-anjiyotensin sistemini hedefleyen ilaçlar ya da anjiyotensin reseptör-neprilizin inhibitörü, beta blokerler, mineralokortikoid reseptör antagonistleri ve sodyum-glukoz kotransporter 2 inhibitörleri. Bu ilaçların hepsinin erken dönemde ve düşük dozlarda birlikte başlatılıp kademeli olarak artırılması, sıralı yaklaşımdan üstün kabul edilir. Diüretikler belirtileri giderir ancak sağkalımı uzatmaz. Seçilmiş hastalarda kardiyak resenkronizasyon tedavisi ve takılabilir defibrilatör uygulanır.
Beta bloker başlanmasında kritik bir kural vardır: ilaç, hasta hacim yönünden dengelendikten sonra başlatılmalıdır; akut dekompanse dönemde başlanması durumu ağırlaştırır. Buna karşılık kronik kullanan bir hastada ilacın gereksiz yere kesilmesi de sık yapılan bir hatadır.
Akut dekompansasyonda öncelik oksijenlenmenin sağlanması, konjesyonun giderilmesi ve tetikleyen nedenin bulunmasıdır. Sık tetikleyiciler enfeksiyon, ilaç uyumsuzluğu, aşırı tuz alımı, atriyal fibrilasyon, iskemi, anemi ve steroid dışı antiinflamatuar ilaç kullanımıdır. Akciğer ödeminde noninvazif ventilasyon, entübasyon gereksinimini azaltır. Düşük debili ve organ perfüzyonunun bozulduğu kardiyojenik şokta inotrop ve mekanik destek seçenekleri değerlendirilir.
İzlemde günlük tartı, tuz ve sıvı dengesi, ilaç uyumu ve erken kötüleşme belirtilerinin tanınması sonuçları belirgin biçimde etkiler. İleri evrede kalp nakli ve kalıcı mekanik destek gündeme gelir; bu seçeneklerin uygun olmadığı hastalarda palyatif bakım yaklaşımlarının erken bütünleştirilmesi önerilir.
Eş anlamlılar
- Kalp yetmezliği
- Konjestif kalp yetersizliği
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ European Society of Cardiology, Guidelines for the Diagnosis and Treatment of Acute and Chronic Heart Failure, 2021.