Spontan bakteriyel peritonit
Spontan bakteriyel peritonit (İng. spontaneous bacterial peritonitis), karın içinde cerrahi olarak tedavi edilebilir bir kaynak bulunmaksızın asit sıvısının bakteriyel enfeksiyonudur. Sirozlu hastalarda görülen ciddi bir komplikasyondur.
Etimoloji
Kendiliğinden gelişmesini vurgulayan "spontan" nitelemesi ile karın zarı iltihabını belirten "peritonit" sözcüğünden oluşur.
Klinik bağlam
Tablo, ileri karaciğer hastalığı ve asit bulunan hastalarda gelişir. Düzenek, bağırsak duvarından bakterilerin geçişi — bakteriyel translokasyon — ve asit sıvısının savunma yeteneğinin zayıflamasına dayanır. Portal hipertansiyon, bağırsak geçirgenliğini artırır ve bakteri aşırı çoğalması bu süreci hızlandırır. Asit sıvısındaki opsonik etkinliğin düşük olması — düşük protein içeriği — enfeksiyona yatkınlığın göstergesidir.[1]
Etkenler çoğunlukla bağırsak kaynaklı tek bir bakteridir: Escherichia coli, Klebsiella türleri ve streptokoklar başta gelir. Birden çok etkenin ya da anaerop bakterilerin üremesi, ikincil peritoniti düşündürür ve cerrahi bir kaynak aranmasını gerektirir. Bu ayrım, yaklaşımı tümüyle değiştirdiğinden kritiktir.
Klinik tablo çoğunlukla siliktir. Klasik peritonit bulguları — tahta karın, rebound — genellikle yoktur. Ateş, karın ağrısı ve hassasiyet görülebilir; ancak hastaların önemli bir bölümünde tek bulgu bilinç bulanıklığının artması, böbrek işlevlerinin bozulması, açıklanamayan hipotansiyon ya da genel durumun kötüleşmesidir. Bu nedenle asiti olan ve durumu bozulan her hastada bu tanı akla gelmelidir. Belirgin bulgu beklenmesi, en sık tanı gecikmesi nedenidir.
Tanı, tanısal parasentez ile konur. Asit sıvısında nötrofil sayısının belirlenen eşiğin üzerinde olması tanı koydurucudur; kültür sonucu beklenmez ve kültürün negatif olması tanıyı dışlamaz. Duyarlılığı artırmak için sıvı, yatak başında kan kültürü şişelerine ekilmelidir. Parasentezin geciktirilmesi ölüm oranını artırır; bu nedenle asiti olan ve hastaneye yatırılan hastalarda tanısal parasentez, başvuru sırasında yapılmalıdır. Hafif pıhtılaşma bozukluğu, işlem için engel oluşturmaz ve rutin plazma verilmesi önerilmez.
Tedavide üçüncü kuşak sefalosporinler birinci seçenektir; hastane kaynaklı ve önceden antibiyotik kullanmış olgularda dirençli etkenler göz önüne alınarak seçim genişletilir. Tedavi, tanı konur konmaz başlatılmalıdır.
Tedavinin ikinci bileşeni, çoğunlukla gözden kaçan ancak sonuçları belirgin biçimde değiştiren albümin uygulamasıdır. Belirli günlerde verilen damar içi albümin, hepatorenal sendrom gelişimini ve ölüm oranını azaltır. Özellikle böbrek işlevleri bozuk ya da bilirubini yüksek hastalarda bu uygulama önemlidir.
İzlemde yanıt, klinik düzelme ve gerektiğinde yinelenen parasentezle nötrofil sayısındaki azalmayla değerlendirilir. Yanıt alınamayan olgularda dirençli etken ya da ikincil peritonit düşünülmelidir.
Bu tabloyu geçiren hastalarda yineleme riski yüksektir; bu nedenle ikincil profilaksi olarak sürekli antibiyotik tedavisi önerilir. Ayrıca sindirim sistemi kanaması geçiren sirozlu hastalarda kısa süreli profilaksi, enfeksiyon ve ölüm oranını azaltır. Düşük protein içerikli asiti olan yüksek riskli hastalarda birincil profilaksi değerlendirilir. Uzun süreli profilaksinin dirençli mikroorganizma seçilimine yol açabileceği unutulmamalı ve endikasyon dikkatle belirlenmelidir.
Bu tabloyu geçiren hastalarda karaciğer nakli değerlendirmesi gündeme gelmelidir; çünkü olay, ileri karaciğer hastalığının kötü seyir göstergesidir. Ayrıca beta blokerlerin ileri asit ve dirençli hipotansiyon durumunda gözden geçirilmesi, böbrek koruyucu yaklaşımlar ve nefrotoksik ilaçlardan kaçınılması önerilir.
Eş anlamlılar
- SBP
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Feldman M ve ark. (ed.), Sleisenger and Fordtran's Gastrointestinal and Liver Disease, 11. baskı, 2021.