Parasentez
Parasentez (İng. paracentesis), karın boşluğunda biriken sıvının iğne ya da kateterle boşaltılması işlemidir. Tanı ve tedavi amacıyla uygulanır.
Etimoloji
Yunanca yanından delme anlamındaki parakentesis sözcüğünden gelir.
Klinik bağlam
Tanısal amaçla, yeni saptanan asitin nedeninin belirlenmesinde ve enfeksiyon araştırmasında kullanılır. Tedavi amaçlı boşaltma ise sıvının solunum sıkıntısı, karın gerginliği ve rahatsızlık yarattığı durumlarda uygulanır ve hızlı rahatlama sağlar.[1]
En kritik klinik kural, asiti olan ve hastaneye yatırılan her hastada tanısal işlemin başvuru sırasında yapılmasıdır. Spontan bakteriyel peritonit, çoğunlukla belirtisiz seyreder; ateş ve karın ağrısı bulunmayabilir, tek bulgu bilinç bulanıklığı, böbrek işlevlerinde bozulma ya da genel durumda kötüleşme olabilir. İşlemin geciktirilmesi ölüm oranını artırır; bu nedenle klasik peritonit bulgularının beklenmesi ciddi bir hatadır.
Alınan sıvıda nötrofil sayımı, kültür, protein ve albümin ölçümü yapılır. Nötrofil sayısının belirlenen eşiği aşması tanı koydurucudur ve kültür sonucu beklenmeden tedavi başlatılır. Kültürün negatif olması tanıyı dışlamaz; duyarlılığı artırmak için sıvı, yatak başında kan kültürü şişelerine ekilmelidir.
Serum-asit albümin farkı, sıvının kaynağını belirlemede en değerli ölçüttür. Yüksek fark portal hipertansiyonu — siroz, kalp yetersizliği, Budd-Chiari sendromu — ; düşük fark ise peritoneal karsinomatoz, tüberküloz peritoniti ve pankreatik asiti düşündürür. Bu hesaplamanın yapılmaması, ayırıcı tanının daraltılamamasına yol açar. Sıvıda birden çok mikroorganizmanın üremesi ya da düşük glukoz ile yüksek laktat dehidrogenaz saptanması, ikincil peritoniti düşündürür ve cerrahi bir kaynak aranmasını gerektirir.
Uygulamada ultrason kılavuzluğu standarttır; işlem başarısını artırır ve komplikasyonları azaltır. Giriş yeri genellikle sol alt kadrandır; ameliyat skarlarından, genişlemiş yüzeyel venlerden ve organ komşuluğundan kaçınılır. Mesanenin boşaltılmış olması gerekir.
Yaygın bir yanlış inanış, pıhtılaşma bozukluğu ve trombositopeni bulunan hastalarda işlemin yapılamayacağıdır. Sirozlu hastalarda uzamış protrombin zamanı kanama riskini yansıtmaz; rutin plazma ya da trombosit verilmesi önerilmez ve işlem güvenle uygulanabilir. Bu bilginin bilinmemesi, gerekli işlemin gereksiz yere ertelenmesine yol açar.
Komplikasyonlar arasında giriş yerinden kanama, karın duvarı hematomu, bağırsak ya da mesane yaralanması, enfeksiyon ve sızıntı bulunur. En ciddi olanı karın duvarı damarlarının yaralanmasıdır; ultrason kullanımı bu riski azaltır.
Geniş hacimli boşaltmada, dolaşım bozukluğu gelişebilir. Sıvının hızla alınmasıyla damar yatağında yeniden dağılım olur, etkin hacim azalır ve renin-anjiyotensin sistemi etkinleşerek böbrek işlevleri bozulur. Bu tablo, parasentez sonrası dolaşım bozukluğu olarak adlandırılır. Korunmada belirli bir hacmin üzerinde boşaltma yapılan hastalarda damar içi albümin verilmesi önerilir; bu uygulamanın böbrek hasarını ve ölüm oranını azalttığı gösterilmiştir. Bu adımın atlanması, sık karşılaşılan bir eksikliktir.
Dirençli asitte yinelenen boşaltma yerine, seçilmiş hastalarda transjuguler intrahepatik portosistemik şant ya da kalıcı kateter değerlendirilir. Ayrıca tuz kısıtlaması ve diüretik tedavisi sürdürülür; beta blokerlerin dirençli asitte gözden geçirilmesi önerilir.
İşlem sonrası hasta, hipotansiyon, kanama ve sızıntı açısından izlenir; böbrek işlevleri ve elektrolitler takip edilir.
Eş anlamlılar
- Karın ponksiyonu
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Feldman M ve ark. (ed.), Sleisenger and Fordtran's Gastrointestinal and Liver Disease, 11. baskı, 2021.